Bir kitap yazıyorsun. İnsanlar okuyor, biri bir cümlesine itiraz ediyor. Sonra diyorsun ki bu sözler bana yazdırıldı. E şimdi kiminle tartışıyoruz? Kitabı yazan insanla mı, onun arkasına yerleştirilen ilahî yetkiyle mi? Beni rahatsız eden tam bu. Bir yazarın düşüncesine karşı çıkmakla Allah’a karşı çıkmak aynı şey değil. Ama kendi metninin kaynağını o kadar yukarıya taşıdığında okurun önüne ağır bir engel koyuyorsun. İnsan cümleni tartışacağına kendi imanını sorgulamaya başlıyor. Bir insanın kitabı neden böyle bir korumaya ihtiyaç duysun?

İbnü’l-Arabî, Fusûsü’l-Hikem’in girişinde hicrî 627’de Şam’da gördüğünü söylediği rüyayı anlatıyor. Hz. Muhammed’in elinden bir kitap aldığını ve onu insanlara ulaştırmakla görevlendirildiğini söylüyor. Kaynaklara önsözün okunabildiği yayını koydum. Okur daha kitabın fikirlerine gelmeden, eserin nereden geldiğine dair bu büyük anlatıyla karşılaşıyor. Ben o rüyayı görmedim. Kitabı elime aldığımda önümde yine bir insanın aktardığı metin var. Okurum, düşünürüm, beğendiğim yeri söylerim, yanlış bulduğum yere itiraz ederim. Yazarın gördüğünü söylediği rüya benim soru sorma hakkımı ortadan kaldırmaz. Yüzyıllardır saygı görmesi de kaldırmaz.


Mevlânâ’nın Mesnevî’sindeki gönül bilgisi ve vahiy dili de bu yüzden önemli. Dördüncü defterin 1852–1855. beyitlerini, farklı çeviri ve açıklamalarıyla okumak mümkün. Şiirin dili üzerine tartışılır. Fakat şiirden yazara yanılmazlık çıkarılmasına itiraz ediyorum. Bir söz beğenildiğinde tartışmasız hakikat, eleştiri geldiğinde sadece mecaz olacaksa okur neye göre konuşacak?

Said Nursi’nin Risale-i Nur’daki Bir İfade-i Meram bölümünde bazı risaleleri kendi seçimi dışında yazdığı ifadesi var. Aynı yerde eser tefsir olarak tanımlanıyor. Benim sorum şu: Kitaptaki bir yoruma katılmadığımda bana o yorumun gerekçesi mi anlatılacak, yoksa yazarın özel yönlendirmeyle yazdığı mı söylenecek? İkincisi birincinin cevabı değil. Bir tefsiri değerli bulabilirsiniz. Bütün hayatınızı etkilemiş de olabilir. Bu, başka birinin her cümlesine katılmak zorunda olduğu anlamına gelmez. Kur’an’a duyulan saygıyla bir insanın yorumuna duyulan saygı aynı yere konulduğunda eleştirinin yolu kesiliyor. Sonra bütün sorunlar okuyanda bulunuyor: Anlamamış, nasibi yokmuş, nefsi kabul etmiyormuş. Yazarın yanılma ihtimali ise ortadan kayboluyor.


İskender Evrenosoğlu örneğinde de unvandan önce iddiaya bakmak gerekiyor. Kendi sitesindeki 10 Temmuz 1992 tarihli konuşmada peygamberlik iddiasını reddediyor; defteri Allah’la kendi arasında bir söyleşi olarak anlatıyor. Risalet Nurları’nın önsöz aktarımında da Allah’ın lütfuyla yazdırılma iddiası var. Kendisine hangi unvanı vermediğini söylemesi, kitabın kaynağına dair bu iddiayı küçültmüyor. “Eskiler de söylemiş” denilmesi de yetmez. Eski bir kişinin sözü yeni bir kişinin iddiasını doğrulamıyor. Sevdiğimiz bir yazara sınırsız ayrıcalık tanırsak bugün aynı kapıdan giren kişiye hangi ölçüyle karşı çıkacağız?

İlham aldığını düşünmek insanın kendi tecrübesi olabilir. Ama senin tecrüben benim boynuma itaat borcu yüklemez. Hayatımla ilgili kararlarıma yön vereceksen söylediğin şeyin gerekçesini anlatacaksın. Bir soruya cevap veremediğinde Allah’ın adını araya koymayacaksın. Çıkar denildiğinde de yalnızca para düşünmeyelim. Eleştirilememek, son sözü hep söylemek, insanların vicdanında söz sahibi olmak başlı başına güç. Din adına konuşan birinin yanlışını söylemek bu kadar zorlaştırılıyorsa burada durup itiraz edeceğiz. Allah’ın dini kimsenin kitabına, adına ve itibarına koruma kalkanı yapılamaz. Kendi cümleni sen savunacaksın.
İlgili konular
- Dilden dile değişen dinî hikâyeler
- Mehdi olduğunu söyleyenler
- Kutsal emanetler
- Şeyhe soru sorunca neden suçlu oluyoruz?
- Allah rızası için para istiyorsan hesabını da ver
- Cübbeli’nin tarikat adıyla azaptan kurtulma sözü
Kaynaklar ve metinler
- Fusûsü’l-Hikem: yayınevinin erişime açtığı önsöz ve örnek sayfalar
- İSAM: Fusûsü’l-hikem’in tahkikli neşri ve esas alınan nüsha
- Dâr al-Masnavî: IV, 1852–1855 ve Nicholson’ın çeviri/şerh karşılaştırması
- Sorularla Risale: Bir İfade-i Meram metninin aktarımı
- MİHR: 10 Temmuz 1992 tarihli Peygamberlik İddiası başlıklı konuşmanın dökümü
- Tezekkur: Risalet Nurları, MİHR Yayınları önsözünün aktarımı
- TDV İslâm Ansiklopedisi: İlham ve dinî delil tartışması
- Ahzâb 33:40: peygamberliğin sonu üzerine temel ayet
- Nahl 16:68: vahiy kelimesinin arıyla ilgili kullanımı
- Kasas 28:7: Mûsâ’nın annesine yönelik bildirim
Eklenen görsellerin kaynakları
- Said Nursi’nin 1918 tarihli pasaport fotoğrafı. — Üreticisi bilinmiyor · Public domain.
- Risale-i Nur kitapları. — Staff Sgt. Alexander Cook · Public domain.
- 1488–1489 tarihli bir Mesnevî nüshası; Metropolitan Museum koleksiyonu. — The Metropolitan Museum of Art · CC0.
- İbnü’l-Arabî’nin Dîvân’ının dördüncü cildinden bir sayfa, Khalili Koleksiyonu. — Khalili Collections · CC BY-SA 3.0 igo.
- İbnü’l-Arabî’nin Dîvân’ının dördüncü cildinden iki sayfa. — Khalili Collections · CC BY-SA 3.0 igo.
- el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye’nin 1853 Bulak baskısı. — Ibn Arabi Bulaq Press · Public domain.
—
Tartışmaya katıl
Yorum yazmak ve etkileşimde bulunmak için giriş yapmalısın.
Ahali bu entry için 22 mesaj gönderdi.1–20 / 22 mesaj