"Yunus Oldum" Sanan Modern Şeyhlerin ve Kör İtaatin Komedyası

Anadolu toprakları tarihi boyunca çok büyük dervişler, gönül insanları ve hakiki alimler gördü. Yunus Emreler, Mevlanalar, Akşemsettinler... Onların bıraktığı miras; ahlak, ilim, alçakgönüllülük ve insan sevgisi üzerine kuruluydu. Ancak bugünkü tarikat ve cemaat manzarasına baktığımızda, o kadim bilgeliğin yerini ucuz birer "velilik rol yapma oyunu" almış durumda.
Bugün herhangi bir apartman daireciklerinde, cemaat evlerinde ya da lüks konvoylarla gezen küçük çaplı tarikat liderlerinin yüz ifadelerine bir bakın: Hepsi kendisini Fatih Sultan Mehmed'in hocası Akşemsettin ya da dağda odun taşıyan derviş Yunus Emre sanıyor.
Peki, bu işin aslı gerçekten öyle mi?
1. "Şeyhin Kapısında Hizmet Et, Himmet Al" Piyasası
Bugünkü yapıların en temel dayanağı, insanlara bedava bir "kurtuluş ve yücelme" vaat etmektir. Sistem şöyle çalışır:
- Dergâhta veya vakıfta çay demlersin, yerleri süpürürsün, koli taşırsın; adına da "hizmet" denir.
- Bu hizmetin karşılığında ise liderin (şeyhin) gözüne gireceğin, onun manevi nazarına nail olacağın ve "himmet" alacağın söylenir.
Düşünsenize; 21. yüzyılda birey olmuş, aklı ve iradesi olan bir insan; yetişkin bir başka insanının kapısında kul köle olmayı, evinin işini yapmayı "savrulduğu maneviyatı bulma yolu" olarak görüyor.
"Geçmişin dervişi nefsini terbiye etmek için kibrini ezerdi. Bugünkünün müridi ise şeyhinin kibrine basamak olmak için sıraya giriyor; adına da 'manevi yolculuk' deniyor."
MODERN DERGÂH TİCARETİNİN YALANLARI
- "Akşemsettin Sendromu": Hiçbir ilmî birikimi, akademik veya felsefi derinliği olmayan kişilerin, sırf etrafına birkaç insan topladı diye kendilerini "asfinin ve evliyanın varisi" ilan etmesi.
- Hizmet Maskesi Altında Kulluk: Tarikat liderinin kişisel işlerini, ticari yatırımlarını veya lüks yaşamının konforunu "Allah rızası için hizmet" kisvesi altında müridelere yaptırmak.
- Gizli Kibir: Dışarıdan bakınca en mütevazı kıyafetleri giyip en yumuşak sesle konuşanların, kapalı kapılar ardında yarattıkları o mutlak feodal krallık ve dokunulmazlık zırhı.
2. Herkesin Kendini "Seçilmiş" Sanma Hali
İnsanların bu yapıların peşinden körü körüne gitmesinin en büyük sebebi "sıradanlıktan kurtulma" psikolojisidir. Normal hayatında hiçbir vasfı, başarısı veya entelektüel üretimi olmayan bir birey; o cemaatin içine girip şeyhin iki tatlı sözüyle "özel bir halkaya dahil olduğunu" hisseder.
Artık o, sıradan bir vatandaş değil; "gizli hakikati bilen özel zümredir." Dünyadaki milyarlarca insan gaflettedir, ama o ve onun şeyhi doğrunun merkezindedir. Bu tehlikeli ego tatmini, insanları mantığın ve sorgulamanın coğrafyasından koparıp tamamen bir "tarikat fantezisine" hapseder.
"Tarihteki büyük alimler halkı uyandırmak, akletmeye çağrıtmak için var dağları aştı. Bugünkü sözde şeyhler ise halkın aklını uyuşturmak, onları kendi emirlerine amade kılmak için 'gönül sultanlığı' tiyatrosu oynuyor."
3. Sonuç: Cübbelerin Arkasındaki Gerçeklerle Yüzleşmek
Bir insanın erdemli, dürüst ve vicdanlı olması için bir şeyhin eteğini öpmesine, onun dergâhında amelelik yapmasına gerek yoktur. Gerçek ahlak; kimsenin hakkını yememekte, aklını kiraya vermemekte ve kendi ayakları üzerinde durabilmektedir.
Bir dahaki sefere birinin çıkıp size "Bizim ocağa gel, hizmet et, derecen yükselsin" dediğinde, aynaya bakın ve sorun: "Ben kendi aklımın ve irademin efendisi miyim, yoksa birilerinin kurduğu bu modern tezgâhta ucuz bir figüran mı?"
—
Tartışmaya katıl
Yorum yazmak ve etkileşimde bulunmak için giriş yapmalısın.
Ahali bu entry için 27 mesaj gönderdi.1–20 / 27 mesaj