Kırsal yaşamda hayvanlar, insanların duyularıyla algılayamadığı birçok şeyi çok daha önceden hisseder. Hayvancılıkla uğraşan herkes bilir ki; bir ahırda birdenbire patlak veren sebepsiz bir huzursuzluk, asla hayra alamet değildir.

Bu olay, Kars'ın bir dağ köyünde, kışın en çetin geçtiği Ocak ayında başımdan geçti. Köydeki taş ahırımız evden yaklaşık elli metre uzaktaydı. Dışarıda göz gözü görmeyen bir tipi vardı ve hava eksi 20 derecelere kadar düşmüştü.

Anormal Durumun Başlangıcı

Gece saat iki buçuk sularında, evin içinden bile duyulacak kadar şiddetli bir gürültüyle uyandık. Ahırdaki beş adet büyükbaş hayvan, demir bağlama zincirlerini duvara vura vura hırpalıyor, böğürüyordu.

Babamla birlikte hemen kalın giprelerimizi giyip el fenerleriyle ahıra koştuk. Ahırın ağır ahşap kapısını açtığımızda karşılaştığımız atmosfer normal değildi:

  • Sıcaklık ve Koku: İçerideki olağan tezek kokusunun yanında, sanki odun kömürü yakılmış gibi ağır bir duman ve çürümüş ot kokusu vardı.
  • Hayvanların Davranışı: İnekler yemliklere geçmek yerine ahırın en dip köşesine sıkışmış, başlarını duvara dayamış halde tir tir titriyorlardı.

Görünmeyen Varlık ile Temas

Babam feneri samanlığın bulunduğu yüksek loft katına doğru tuttu. Tam o sırada üst kattan net sesler gelmeye başladı:

"Saman yığınlarının üzerinde yürüyen birinin çıkardığı o hışırtılı adım sesleri... Tık... tık... tık..."

Babam cesaretini toplayıp bağırdı: "Çık ortaya! Kimsin sen, ne arıyorsun burada?"

Hiçbir sözel yanıt gelmedi. Ancak hemen ardından şu gelişmeler yaşandı:

  1. Ağır Düşüş Ses: Samanlığın üstünden, sanki en az elli kiloluk ağır bir çuval yüksekten beton zemine bırakılmış gibi tok ve şiddetli bir gürültü geldi.
  2. Boşluk: Feneri sesin geldiği noktaya çevirdik ama zeminde hiçbir şey yoktu; sadece havada uçuşan yoğun bir toz bulutu vardı.
  3. Fiziksel Baskı: O an üzerimize öyle bir ağırlık çöktü ki, göğsümüz sıkıştı, nefes almakta zorlandık.

O geceden sonra o iki inek günlerce yem yemedi, süt vermeyi kesti. Veteriner fiziksel hiçbir hastalık bulamadı. O ahıra bir daha gece vakti yalnız başımıza adım atamadık.

İlgili tartışmalar: Söğüt Ağacının Altındaki Bekçi