Gece yolculukları, insanın kendi zihniyle ve yolun sonsuz karanlığıyla baş başa kaldığı özel anlardır. Ancak bazı yollar vardır ki, haritalarda sadece iki şehri birleştiren bir çizgi gibi görünse de, karanlık çöktüğünde başka boyutların kesişim noktasına dönüşür. Bu olay, 2021 yılının yağmurlu bir sonbahar gecesinde, İstanbul’dan İzmir’e doğru tek başıma seyahat ederken başımdan geçti.
Saat gece üç buçuk civarıydı. Şiddetli yağmur yüzünden silecekler en yüksek hızda çalışıyor, yol kenarındaki bariyerler çakan şimşeklerin loş ışığında anlık olarak belirip kayboluyordu. Otoyol tamamen boştu; kilometrelerdir ne önümde bir aracın stop lambasını görmüştüm ne de dikiz aynamda bir far ışığı belirmişti.

Gece Yarısı Yol Kenarındaki Karaltı
Viyadük yakınlarındaki ıssız bir virajı döndüğümde, aracın uzun farları yol kenarında duran bir karaltıyı aydınlattı.
- Konum: Yerleşimin onlarca kilometre uzağında, en yakın benzinliğe bile en az yirmi dakika mesafede bir otoyol kenarı.
- Görünüm: Üzerinde sırılsıklam olmuş siyah kapüşonlu bir yağmurluk olan, elinde hiçbir çanta bulunmayan ve yüzü tamamen karanlıkta kalan bir adam.
Böyle bir havada ve saatte bir insanın orada bulunması mantık dışıydı. Bir kazaya karışmış olabileceği ya da yardıma ihtiyacı olduğu düşüncesiyle insani bir refleksle fren yaptım. Araç durduğunda adam hiç tereddüt etmeden arka kapıyı açtı ve arka koltuğa bindi. İçeriye girdiği an arabanın içine ıslak toprak ve çürümüş yaprak kokusu yayıldı.
Araç İçindeki Gerilim ve Kayboluş
Dikiz aynasından arkaya baktım. Adam başını öne eğmişti, yüzü kapüşonun gölgesinde kalıyordu. "Geçmiş olsun hemşerim, bu saatte ne arıyorsun burada?" diye sordum. Hiçbir cevap vermedi. Sadece eliyle ileriyi, yolun devamını işaret eden belirsiz bir hareket yaptı.
Gaza bastım ve yola devam ettim. Aradan iki dakika geçmeden arabanın radyosu aniden cızırdamaya, kanallar kendi kendine hızla değişmeye başladı. Ardından konsoldaki dış sıcaklık göstergesi +14 dereceden aniden -2 dereceye düştü ve camlar içeriden yoğun bir şekilde buğulandı.
"O an ensemde buz gibi bir nefes hissettim. Biri tam kulağımın dibine kadar eğilmiş, derin ve hırıltılı bir şekilde nefes alıp veriyordu."
Dehşet içinde dikiz aynasına tekrar baktığımda:
- Arka Koltuktaki Boşluk: Arka koltukta hiç kimse yoktu. Seat boştu ama koltuk döşemesi sanki üzerinde ağır biri oturuyormuş gibi çökük duruyordu.
- Buğudaki İzler: Arka yan camın iç tarafında, içeriden birinin elleriyle sıvazlamış gibi duran, bozulmuş ve uzun parmak izleri belirdi.
Ayağımı gaza sonuna kadar bastım. İlk benzinliğe varıp aracın ışıklarının altına çekene kadar kalbim duracak gibi attı. Arabadan inip arka kapıyı açtığımda, koltuktaki o ıslaklık ve havadaki çürümüş toprak kokusu hala oradaydı; ama yolcu çoktan karanlığa karışmıştı.
İlgili tartışmalar: Son durakta inmeyen yolcu
—
Tartışmaya katıl
Yorum yazmak ve etkileşimde bulunmak için giriş yapmalısın.
Bu tartışmaya ilk yorumu sen ekle