1977’de Londra’nın Enfield semtinde yaşadıklarını anlatan Hodgson ailesinin ve eve gelen tanıkların kayıtlarından aktarılmıştır.
Peggy Hodgson çocukların odasına girdiğinde bir şifonyeri yerine itmeye çalışıyordu. Daha birkaç dakika önce evdeki sorun, yatması gereken çocukların çıkardığı sesti. Şimdi ise mobilya duvardan uzaklaşmıştı.
Peggy onu geri itti. Bir daha hareket etti.
Kadın sonradan o geceyi anlatırken iki kez yerine koyabildiğini, üçüncü seferde artık itemediğini söyleyecekti.
31 Ağustos 1977. Kuzey Londra, Enfield. Dört çocuklu ailenin oturduğu sıradan bir belediye evi. Peggy'nin yanında bu yaşananlara isim verebilecek biri yoktu. Çocukların odasında başlayan tıkırtılar, duvarlardan gelen vuruşlara dönüşmüştü. Kadın komşularına haber verdi. Yan evden Vic Nottingham geldi; sesin nereden çıktığını bulmak için evi dolaştı. Bulamadı. Bunun üzerine polis çağrıldı. Gece, tek bir ailenin evde duyduğunu anlatmaya çalıştığı saatlerden çıkıp başkalarının da içeri girdiği bir geceye dönüştü.
Carolyn Heeps o eve görevli polis memuru olarak girdi. Salondaki sandalyelerden birinin yerden hafifçe yükselip yana kaydığını anlattı. Uzak bir gölge ya da duvarda bir leke değildi gördüğünü söylediği şey; önünde duran bir sandalye. Sonrasında telleri aradığını, minderin altına baktığını, zeminin eğimini bir bilyeyle kontrol ettiğini de anlattı. Sonuçta sandalyenin hareketini açıklayacak bir şey bulamadığını söyledi. O gece eve gelmişti ama aileye bunu durduracak bir yol gösteremedi.

İlk günlerde anlatılanlar, evin farklı köşelerine yayılıyordu:
- Çocukların odasında başlayan tıkırtılar ve duvarlardan gelen vuruşlar.
- Peggy’nin yerine itmeye çalıştığı şifonyer; polis memurunun hareket ettiğini anlattığı sandalye.
- Odanın içinde uçuştuğu söylenen oyuncak parçaları ve bilyeler.
Birkaç gün sonra komşulardan gelen telefon Daily Mirror gazetesine ulaştı. Muhabir Douglas Bence ile fotoğrafçı Graham Morris, bir annenin ve çocuklarının korktuğu söylenen eve gönderildi. O noktada henüz yıllarca konuşacakları bir hikâyenin içine girdiklerini bilmiyorlardı. Gazetede yapılacak bir işti bu. Gidilecek, bakılacak, dönülecekti.
Kapıya bu kez gazeteciler geldi
Morris'in anlattığına göre, salonda bir Lego parçası alnına çarptı. Bence yıllar sonra aynı anı aktarırken görmediği kısmı üstlenmedi:
“Parçanın hedefine doğru uçuşunu görmedim ama Graham’ın tepkisini gördüm.”
Douglas Bence — kendi anlatımından Türkçe çeviri.
Sonraki gecelerde yeniden geldiler. Onlara kıdemli muhabir George Fallows da katıldı. Evde beklemeye başladılar. Fotoğraf çekmek için gelen insan, bu kez fotoğraftan önce bir sonraki hareketin nereden geleceğini bekliyordu.
Korkuyu büyüten şeylerden biri de her ziyaretçinin her şeyi görmemesiydi. Fallows ilk haberlerinde olağandışı bir hareketi kendi gözüyle görmediğini, fakat vuruşları duyduğunu ve başkalarının bir şeyler yaşadığını söylediği anlarda evde bulunduğunu belirtti. Bence bir parçayı, Morris başka bir anı anlatıyordu. Ortada herkesin aynı kareden baktığı, başı sonu belli tek bir sahne yoktu. Aynı küçük evde, farklı odalarda, geceler boyunca biriken anlar vardı. Gazeteciler sonunda paranormal olayları araştıran bir kuruluştan yardım istedi.
Maurice Grosse ile Guy Lyon Playfair'in adı böylece evin hikâyesine girdi. Araştırmacılar tekrar tekrar geldiler. Peggy ise evdeki eşyalara güvenememekten söz ediyordu. Devrilen mobilyalar, açılan dolaplar, odanın içinde yer değiştiren nesneler. Bir röportajında evden kaçıp bir daha dönmemek istediği zamanlar olduğunu anlattı.
“Ama dört çocuğumla nereye gidebilirim? Devam etmek ve onlar için cesurmuş gibi görünmek zorundayım.”
Peggy Hodgson — Daily Star, 10 Mart 1980; Türkçe çeviri.
Konuklar kapıdan çıktığında çocukları yatıracak kişi yine oydu.
BBC muhabiri Roz Morris, 10 Eylül'de eve giderken haber programındaki boşluğu dolduracak bir olayın peşindeydi. Sonradan yazdığına göre aileyle konuştu, çocukları ve Grosse'u dinledi. Karşısında başına geleni anlatmaya çalışan, korkmuş insanlar buldu. Kısa bir haberle bitirmedi işi. Ertesi gün yayımlanan radyo haberinin ardından dönüp daha uzun bir belgesel hazırladı. Sesler, evin dışına bu kez insanların anlattıklarıyla birlikte kayıt cihazlarından çıktı.
Sonra o ses başladı
Sonra, kışa doğru, odalardaki vuruşlardan daha rahatsız edici bir şey anlatılmaya başlandı. Janet'in ağzından kalın, pürüzlü bir erkek sesi geliyordu. Önce ıslığa ve havlamaya benzeyen sesler, ardından kelimeler. Çocuk yatağında bir kız vardı; duydukları ses ise yaşlı bir erkeği andırıyordu. Kendisine Bill Wilkins diyordu. Evde daha önce yaşadığını anlatıyor, hâlâ orada olduğunu söylüyordu.
Richard Grosse o sesle konuştuğunda nasıl öldüğünü sordu. Verilen cevap, evin aşağısındaki bir sandalyeye uzanıyordu: Görme yetisini kaybettiğini, kanama geçirdiğini, köşedeki sandalyede uyuyup öldüğünü söylüyordu. Bill Wilkins'in oğlu Terry'nin, yıllar sonra çekilen bir görüşmede babasının ölümünü benzer ayrıntılarla anlattığı da kayda geçti. Bu, Janet'in o bilgileri nasıl öğrendiği sorusunu kapatmadı. Ama evde konuşan sesin, aşağıdaki odayı tarif etmesi anlatının en rahatsız edici parçalarından biri olarak kaldı.
Janet'in sesi kaydedildi. Yıllar boyunca televizyonlarda birkaç saniyelik parçaları dolaşan o konuşmaların arkasında, Grosse ve Playfair'in araştırma sırasında tuttuğu kasetler bulunuyordu. SPR'nin arşivinde bu kasetlerin yanı sıra aileyle yapılan sonraki görüşmeleri içeren video günlükleri de yer aldı. Enfield'in geriye bıraktığı şey yalnızca sonradan yazılmış bir korku filmi değildi. Bir evin içinden alınmış sesler ve o evde saatler geçirmiş insanların birbirine tam olarak benzemeyen anlatıları da kaldı.
Bu hikâyenin içinde saklanmaması gereken bir ayrıntı daha var: Çocukların bazı numaralar yaptığı kabul edildi. Janet de sonradan küçük bir kısmını kendilerinin yaptığını söyledi; Grosse ile Playfair ise yakaladıkları bu örneklerin bütün olayları açıklamadığını savundu. Bu yüzden burada anlatılanlar, doğaüstü nedeni kanıtlanmış olaylar diye okunmamalı. Ailenin ve tanıkların yaşadıklarını söylediği geceleri takip ediyoruz.
Fakat Peggy'nin o evle ilişkisi, kapısına gelen insanların ilgisi bitince bitmedi. Roz Morris'in aktardığına göre Green Street'ten ayrılmadı; 2003'te ölümüne kadar orada yaşamaya devam etti. Başkaları yıllar sonra filme giderken onun mutfağı, merdiveni ve yatak odaları aynı adreste kaldı. Bir annenin çocuklarını yatırmak için girdiği odada başlayan hikâyeye herkes kendi zamanında ara verebildi. Peggy ise o evde yaşamaya devam etti.
Aktarımın dayandığı kayıtlarBBC Radio 4 — ailenin, komşunun ve polis memurunun anlatıları · Douglas Bence — eve giden muhabirin kendi anlatımı · Roz Morris — eve yaptığı ziyaret ve radyo kayıtları · Dönemin gazete haberlerinin dökümleri · SPR — Enfield dosyası ve sesle ilgili kayıtlar · SPR — ses ve görüntü arşivinin içeriği
—
Tartışmaya katıl
Yorum yazmak ve etkileşimde bulunmak için giriş yapmalısın.
Bu tartışmaya ilk yorumu sen ekle