Betty Hill’in anlattığı karşılaşmadan geriye kaldığını söylediği şey bir metal parçası ya da fotoğraf değildi. Bir çizimdi. Noktalar, farklı büyüklükte daireler ve onları birbirine bağlayan çizgiler… Yıllar sonra başka bir kadın, bu kâğıttaki düzenin gökyüzünde bir karşılığı olup olmadığını araştırmaya başladı. Böylece bir kaçırılma anlatısının küçük ayrıntısı, kendi başına bir yıldız haritası dosyasına dönüştü.

Betty Hill haritasının yeniden çizilmiş bir sürümü ile Zeta Reticuli yorumunun karşılaştırması.
Betty Hill haritasının yeniden çizilmiş bir sürümü ile Zeta Reticuli yorumunun karşılaştırması.

Kâğıttaki işaretler neyi temsil ediyordu?

Betty, karşılaştığını söylediği varlıklardan birinin kendisine bir harita gösterdiğini anlattı. Hatırladıklarını daha sonra çizmesi, hikâyeyi başka bir aşamaya taşıdı. Artık yalnızca anlatılan bir mekân yoktu; incelenebilecek bir şekil de vardı. Fakat çizim, isimleri ve koordinatları yazılmış hazır bir gök atlası değildi. Ona bakarak bir yıldızın hangisi olduğunu doğrudan okumak mümkün değildi.

Bu belirsizlik, haritayı merak uyandırıcı yapan şeyin de parçası. Çizgiler birer yol muydu, bağlantı mıydı, Betty’nin hatırladığı görsel düzenin bir parçası mıydı? Kâğıttaki bir işaretin anlamını seçtiğiniz anda, arayacağınız karşılığı da seçmeye başlıyorsunuz. Hill çiftinin yolculuğunun tamamını kayıp iki saat dosyasında anlatmıştık; burada soruyu o geceden çıkan tek bir çizime daraltıyoruz.

Marjorie Fish’in masasında başlayan arayış

Marjorie Fish, John G. Fuller’ın Hill vakasını anlatan kitabındaki haritayla ilgilendi. Terence Dickinson’ın 1974 tarihli yazısına göre Fish, yakın yıldızların konumlarını boncuklar ve iplerle üç boyutlu modellere dönüştürdü. Amaç, bir düzlemdeki noktaları rastgele bir takımyıldızına benzetmekten daha farklıydı: Güneş çevresindeki yıldızların uzaydaki yerleşimine başka yönlerden bakarak çizime benzeyen bir görünüş arıyordu.

Bir masanın üzerinde duran nesneleri düşünün. Karşıdan bakınca yan yana görünen iki nesne, yandan bakınca birbirinin arkasına geçebilir. Gökyüzündeki iki noktanın yakın görünmesi de uzayda birbirine yakın oldukları anlamına gelmez. Fish’in model arayışının ilginç tarafı, üçüncü boyutu işin içine katmasıydı. Bir çizime benzerlik bulmak için yalnızca noktalar değil, bakış konumu da önemli hâle geliyordu.

Betty’nin çiziminden üç boyutlu model arayışına uzanan araştırma zinciri.
Betty’nin çiziminden üç boyutlu model arayışına uzanan araştırma zinciri.

İki yıldızın adı dosyaya giriyor

Dickinson, Fish’in çalışmasını Aralık 1974’te Astronomy dergisinde geniş bir okur kitlesine taşıdı. Önerilen yorum, haritadaki dikkat çekici iki noktayı Zeta 1 ve Zeta 2 Reticuli ile ilişkilendiriyordu. Zeta Reticuli adı böylece yalnızca bir yıldız adı olarak değil, Hill hikâyesindeki olası bir köken fikri olarak dolaşıma girdi.

Salisbury’nin 1975 tarihli değerlendirmesi, modelin nasıl fotoğraflandığını ve çizimle nasıl karşılaştırıldığını anlatır. Bu ayrıntı önemli: Bir kâğıtta benzer duran düzen, modelin belirli bir bakış açısından görünüşüyle karşılaştırılıyordu. Dolayısıyla tartışma, sadece iki şekli yan yana koymakla bitmiyordu. Hangi yıldızların seçildiği, mesafe verileri ve bakış açısı da sonucun parçasıydı.

Bir benzerlik bulunduğunda hangi soru başlar?

Astronomy’deki sonraki tartışmalarda, eşleşmenin ne kadar özel olduğu üzerinde duruldu. Carl Sagan ve Steven Soter gibi eleştirmenler, çok sayıda nokta ve bakış yönü arasından seçim yapılmasının benzerlik üretme ihtimalini gündeme getirdi. Tartışmanın ilginç yanı, artık herkesin yalnızca çiftin sözüne cevap vermemesi; belirli bir çizimi, model kurma yöntemini ve karşılaştırmayı konuşmasıydı.

Hill çiftinin yolculuğuyla ilişkilendirilen White Mountains bölgesindeki Cannon Mountain. Fotoğraf sonraki bir tarihe aittir.
Hill çiftinin yolculuğuyla ilişkilendirilen White Mountains bölgesindeki Cannon Mountain. Fotoğraf sonraki bir tarihe aittir.

Bu çizim, yıldızlararası bir adres bulunduğu sonucunu tek başına vermiyor. Yine de neden bu kadar kalıcı olduğunu anlamak kolay: Çok kişisel bir deneyimin içinden, başkalarının eline alıp üzerinde çalışabildiği bir şekil çıkmıştı. Hikâyeye inanan biri orada hatırlanmış bir bilgiyi, kuşkuyla yaklaşan biri örüntü arayışını görebilir. İkisinin de bakacağı malzeme artık aynı kâğıt.

Betty’nin bu ayrıntıları hangi süreçte anlattığı da ayrı bir hikâye. 1964’teki hipnoz görüşmeleri dosyası, yolculuktaki ilk bildirimlerle sonradan hatırlananlar arasındaki zaman aralığını izliyor.

Bu dosyanın diğer bölümleri

Kaynaklar

Görsel kaynakları

Bu eşleştirmenin varlık tarifleriyle ilişkisini Griler ve Zeta Reticuliler başlığında ayrıca konuşuyoruz.