Ay ışığı için söylenen şu iddia gerçekten insanı durduruyor: Işığın altında duran termometre, gölgedekinden daha soğuk gösteriyor. Gündüz güneşe çıkınca ısınıyoruz. Burada ise ışıkta kalan tarafın soğuduğu söyleniyor. Düz dünya tartışmalarındaki Ay meselesinin önemli bir kısmı buna dayanıyor.

Söylenen şey yalnız “gece serin olur” değil. Aynı yerde, aynı anda, Ay ışığı alan yerle almayan yerin karşılaştırılması. Sonra buradan Ay'ın ışığının Güneş'inkinden farklı olduğu, Ay'ın yalnız yansıtıcı olarak düşünülmemesi gerektiği savunuluyor. Benim ilgimi çeken taraf da bu. Gidip milyar dolarlık araç yapmadan bakabileceğin bir iddia gibi görünüyor.

Ama videoyu açtığında iki termometre ve iki sayı görmek, ne olduğunu anlamaya yetmiyor. Biri çimde, biri duvarın dibinde duruyorsa çevreleri farklı. Çim, beton, toprak ve metal gece aynı hızla soğumuyor. Bunları karıştırıp bütün farkı Ay'a yazarsan yarın başka yerde aynı deneyi yapan kişi bambaşka sonuç bulabilir.

Bir de termometre sanıp kullanılan cihaz var. Elindeki kızılötesi ölçeri yere doğrultuyorsun; cihaz baktığı yüzey hakkında değer veriyor. Bu, bulunduğun yerdeki havayı doğrudan ölçtüğün anlamına gelmiyor. İki ölçerin birinde hava, diğerinde zeminin sıcaklığı okunuyorsa, rakamları yan yana koymanın anlamı kalmıyor. Daha başlangıçta iki ayrı şeyi ölçmüş oluyorsun.

Kubbe altında yerel Güneş ve Ay: yazıda savunulan modelin tasviri. Temsilî çizim.
Kubbe altında yerel Güneş ve Ay: yazıda savunulan modelin tasviri. Yapay zekâyla hazırlanmış temsilî çizim.

“Gölge” deyince üstünü kapatma işi de devreye giriyor. Saçak altıyla gökyüzüne açık alan aynı değil. Açık gökyüzüne bakan yüzey gece ısı kaybedebilir. Üstüne bir engel geldiğinde bu alışveriş değişir. Soğuk gecede arabanın camının neden buğulandığını, açıkta kalanla kapalıda kalanın neden farklı olduğunu da bunun içinde düşünmek gerekiyor. Bulutların ısı alışverişine etkisini anlatan açıklama bu farkın bir örneğini veriyor; ışıkla ısıyı tek düğmeymiş gibi ele almamak lazım.

Ben burada iddiayı çöpe atmıyorum. Tam tersine, savunduğumuz şeyin ne olduğunu açık tutuyorum. Fark gerçekten Ay ışığıyla mı değişiyor? O zaman aynı cihazlarla, aynı zeminde, yer değiştirerek bakınca da bir şey görmemiz gerekir. Bir videoda tesadüfen güzel çıkan iki sayıdan daha fazlası lazım.

  • Önce cihazları yan yana koy; aynı ortamda birbirlerini tutuyorlar mı gör.
  • İki konumun zemini ve yüksekliği aynı olsun.
  • Bir süre sonra cihazları değiştir; fark cihazı mı takip ediyor, konumu mu?
  • Ay bulutun arkasına girince ne olduğuna da bak.

Bu listeyi “gidin bana kanıt getirin” diye yazmıyorum. Okuyan ne yapıldığını anlasın diye yazıyorum. Benim kurmadığım bir düzeneği kurmuşum gibi anlatmamın kimseye faydası yok. Ama düzeneğin nasıl çalışacağını açıkça konuşabiliriz.

Geceleri açıkta kalan arabanın camında kırağı oluşup hemen yanındaki üstü kapalı yerdekinde oluşmaması iyi bir örnek. İnsan ikisinin aynı havada durduğunu düşünüyor. Evet, hava aynı çevrede. Fakat yüzeyin üstündeki gökyüzü açıklığı aynı değil. Bu farkı görünce neden yalnız termometrenin sayısını değil, konulduğu yeri de görmek istediğim daha kolay anlaşılıyor.

Bir de ölçerin tepki süresi var. Cihazı içeriden çıkarıp hemen okuyorsan henüz çevresine alışmamış olabilir. Birini elinde tutup öbürünü bırakmışsan bu kez elinin sıcaklığı işe karışabilir. İki sayıyı kameraya gösterdiğin o an, önceki birkaç dakikayı da taşıyor. Videonun biraz uzun olması burada işe yarar; yalnız sonucu değil, hazırlığı da görürüz.

Beni asıl heyecanlandıran, bütün bu ayrıntılar aynı tutulduktan sonra kalan fark. Herkesin kendince çektiği iki cihaz yerine tekrar edilebilen bir kayıt olsa üzerinde gerçekten konuşulur. İddiayı destekleyen kişi de itiraz eden kişi de aynı düzeni anlayabilir. O zaman “inan” ve “inanma” kavgasından daha ileri gideriz.

Ay'ın nasıl bir cisim olduğu ve göğün nasıl anlatıldığı başka başlıklarda duruyor. Bu yazının sorusu daha dar: Ortada söylenen sıcaklık farkı nereden geliyor? Birbirine bağlanacak yer de orası. Işığın kaynağı hakkında konuşmadan önce elimizdeki ölçümün neyi gösterdiğini anlayalım. “Yansıma işte, geç” deyip kapatmak da istemiyorum; derece uydurup kendimi ikna etmek de.

Dave Murphy videosunun önizlemesi
Dave Murphy, Milenko’nun programında Düz Dünya’yı anlatıyorVideoyu izlemek için tıkla