Sınıftaki plastik küreyi düşün. Mavi denizler, renk renk ülkeler, eğik bir çubuk. Öğretmen eliyle çeviriyor; gece, gündüz, mevsimler peş peşe anlatılıyor. Çoğumuz Dünya'nın şeklini ilk böyle öğreniyoruz. Ölçüp bulduğumuz için değil, anlatılanı kabul ettiğimiz için.

Bunu söyleyince sanki okulu yakalım demişiz gibi davranılıyor. Yav kardeşim, ben çocuğa bilgi verilmesin demiyorum. Verilen bilginin nasıl çıkarıldığını da konuşalım diyorum. Çocukken sormadığımız şeyi yetişkinken sormamız niye ayıp olsun?

Mesela gölge deneyi. İki yerde çubuk var. Aynı anda gölgeleri farklı. Buradan açı farkı hesaplanıyor ve Dünya'nın çevresine gidiliyor. Anlatım genellikle o kadar hızlı yapılıyor ki gölgeleri gördüğün anda bütün sonucu da görmüşsün gibi oluyor. Oysa hesabın içinde bir kabul daha var: Güneş ışınlarının yaklaşık paralel gelmesi.

Masaya lamba koyunca soru daha kolay anlaşılıyor. Lamba iki çubuğa aynı uzaklıkta değilse, düz masada da gölgeleri farklı olabilir. Birinin dibinde duran ışıkla uzak tavandaki ışık aynı görünüşü vermez. Benim düz dünya tarafından sorduğum, gölge farkıyla ışığın mesafesinin nasıl ayrıldığı.

Düzlem üzerinde yerel Güneş ve aydınlanan bölge tasviri. Temsilî çizim.
Düzlem üzerinde yerel Güneş ve aydınlanan bölge tasviri. Yapay zekâyla hazırlanmış temsilî çizim.

Burada “lambayla gölge yaptım, demek ki Güneş'in yerini ölçtüm” demiyorum. O başka iş. Küçük örnek yalnız gözlediğimiz farkın tek başına neden bütün açıklamayı vermediğini gösteriyor. Sonra gerçek konumlara, gerçek açılara ve aynı anda alınmış kayıtlara geçmek gerekiyor.

İki noktaya bakmakla on noktaya bakmak da aynı değil. İki değere uyan bir çizim yapabilirsin; üçüncü, dördüncü yerde o çizimin beklediği değer çıkmayabilir. Yakın Güneş düşüncesini savunuyorsak onun da bütün bu yerler için ne söylediğini açabiliriz. Böylece tartışma çizimin hoş görünmesinden çıkıp hesapların ne anlattığına gelir.

Bak, bunlar profesörce laflar değil. Bir lambanın altına iki nesne koymak, uzaklaşıp bakmak, gölgeyi karşılaştırmak. İnsan elindeki örneği anladığında sonraki hesabın da niye yapıldığını anlayabiliyor. Bizim yaşadığımız sorun çoğu zaman örneğin atlanması. Sonuç ezberletiliyor, sorunca da “bunu bile bilmiyorsun” deniyor.

Yıldız izlerinde de aynı ayrım var. Kamera bir kayıt veriyor. Sonra o kaydın neden öyle oluştuğu açıklanıyor. Ben kaydı inkâr etmiyorum; açıklamanın nasıl seçildiğini soruyorum. Bu ikisini ayırınca karşı tarafın ağzından “gördüğüne de inanmıyorsun” cümlesi çıkmasına gerek kalmıyor.

Murphy eğitim kısmında insanların iş yapacak kadar öğrenip büyük soruları başkalarına bırakmasına itiraz ediyor. Benim yakın bulduğum tarafı bu. Ömrün boyunca hazır cevap taşıyıp, biri neden dediğinde kurum adı söylemek zorunda kalmak istemem. Bildiğimi kendi cümlemle anlatabilmek isterim.

Hesabın neden çekici olduğunu da anlayalım. Bir yerdeki açı ötekinden 7,2 derece farklıysa, bu tam çemberin ellide biri. İki yer arası mesafe 800 kilometre alınırsa elliyle çarpıp 40 bin kilometreye gidiyorsun. Aritmetik korkunç değil. Karmaşıkmış gibi görünmesine gerek yok. Sorulacak şey, o açıyla o mesafeyi aynı büyük çembere neden yerleştirdiğimiz.

Bir çocuk bu adımı anlayınca ezberden çok daha fazlasını öğrenir. Sonucu niye elliyle çarptığını bilir. Sonra yakın lamba örneğinde açının niye değiştiğini de görebilir. İkisini karşılaştırmak için artık elinde bir şey vardır. Yalnız kitabın sayfasını göstermesine gerek kalmaz.

Öğretmenin yaptığı gösteriyle öğrencinin kendi denemesinin farkı burada. Sonucu hazır duyunca kabul ediyorsun. Ölçerken bir yanlış yapınca da aynı sayının niye çıkmadığını düşünüyorsun. İşte ben tartışmada o düşünme payını istiyorum. Başka görüşe kapı açılması, kimsenin kafasına zorla harita sokulması değil.

Düz dünyayı savunduğumda da aynı beklentiye razıyım. Haritayı paylaşmış olmam, her ayrıntısını anlatmış olmam değil. Ama soruyu açmaya hakkımız var. Cevap veren kişi de kelimeyi bilmemekle düşünememeyi aynı şey saymasın. İnsan bilmediğini sorar kardeşim; sormazsa nereden öğrenecek?

Dave Murphy videosunun önizlemesi
Dave Murphy, Milenko’nun programında Düz Dünya’yı anlatıyorVideoyu izlemek için tıkla