Antik Yunan mitolojisinde ve edebiyatında (özellikle Sofokles’in ölümsüz eserlerinde) ne zaman çözümsüz bir kriz çıksa, toplumun vicdanını sarsacak bir hakikat aransa, sahneye elinde asasıyla ağır adımlarla yürüyen yaşlı ve kör bir figür çıkar. Bu kişi, Thebai kentinin efsanevi kahini Tiresias'tır. Tiresias, sadece geleceği görme yetisiyle değil, hem erkek hem de kadın olarak yaşamış olması, tanrılarla olan çetin hesaplaşmaları ve mitolojinin en sıra dışı dönüşümleriyle anılan bir bilgelik sembolüdür.

Cinsiyet Değişimi ve Olympos Tanrılarının Büyük İddiası
Tiresias’ın sıradışı hayatı, gençlik yıllarında Kyllene Dağı’nın eteklerinde yaptığı bir yürüyüşle tamamen değişir. Yolda yürürken çiftleşmekte olan iki dev yılanla karşılaşır. Mitolojik anlatılara göre Tiresias, bu yılanların çiftleşmesini bölmek ya da onlardan korunmak ister ve asasıyla dişisini öldürür (bazı versiyonlarda ise yılanlara müdahale eder). Bu eylemin anlık bir sonucu olarak Tiresias'ın bedeni anında değişir ve bir kadına dönüşür.
Bu dönüşüm sıradan bir olay değildir; Tiresias tam yedi yıl boyunca bir kadın olarak yaşar. Bu süreçte evlenir, bir kadın hayatının tüm deneyimlerini kucaklar ve hatta çocuk doğurur. Yedi yılın sonunda, kader onu yine aynı dağda, yine çiftleşmekte olan yılanlarla karşılaştırır. Bu kez akıllıca bir hamle yaparak yılanlara müdahale eder ve bu kez yeniden erkek formuna kavuşur.
Bu benzersiz ve iki cinsiyeti de bizzat deneyimlemiş olma durumu, bir süre sonra Olympos’un tahtına kadar ulaşır. Tanrıların kralı Zeus ile karısı ve evliliğin koruyucusu Hera arasında şiddetli bir tartışma başlar: Aşkta ve cinsel ilişkide erkeğin mi yoksa kadının mi hazzı daha fazladır?
Tanrılar bu sorunun yanıtını bulamayınca, dünyadaki en yetkili isme, hem erkek hem kadın olarak yaşamış tek ölümlü olan Tiresias’a başvururlar. Tiresias, tarafsız ve tecrübeye dayanan şu meşhur yanıtı verir:
"Cinsel hazzı on parçaya bölecek olursak; bunun dokuz parçasını kadın yaşar, sadece bir parçasını erkek hisseder."
Bu yanıt Hera’yı dehşete düşürür ve öfkeden çılgına çevirir; çünkü kadınların mahrem haz dünyasını ve üstünlüğünü bir ölümlünün dilinden açıkça ifşa etmiştir. Zeus, Hera'nın gazabından Tiresias’ı koruyamayacağı için ona doğrudan bir ceza veremez; ancak Hera öfkeden kör ettiği Tiresias’ın gözlerini tamamen karartır. Zeus ise bu haksızlığı telafi etmek için Tiresias’a iki büyük lütuf bağışlar: Dokuz kuşak yaşayacak kadar uzun bir ömür ve kuşların dilini anlayıp geleceğin perdesini aralayacak kusursuz bir kehanet yeteneği.
Tragedyalardaki Rolü ve Kral Oedipus Efsanesi
Tiresias, fiziksel gözleri kör olmasına rağmen evrenin ve insan kalbinin karanlık odalarını en net gören kişidir. Antik Yunan tiyatrosunun en büyük trajedilerinden biri olan Sofokles’in Kral Oedipus (Oedipus Rex) oyununda bu rolü zirveye ulaşır.
Thebai kentini kasıp kavuran veba salgınının ve felaketlerin sebebi, önceki kral Laios'u kimin öldürdüğünün bulunamamasıdır. Kentin yeni ve gururlu kralı Oedipus, katili bulmak ve laneti kaldırmak için kör kahin Tiresias’ı saraya davet eder. Ancak Tiresias saraya geldiğinde derin bir sessizliğe bürünür, gerçeği söylemek istemez. Çünkü gerçeğin kendisi, şehri ve bizzat kralı yok edecek kadar yıkıcıdır.
Oedipus, kahinin bu sessizliğini ve direncini kibirli bir öfkeyle karşılar; Tiresias’ı suikastın bir ortağı olmakla ve komplo kurmakla suçlar. Öfkesine yenik düşen Tiresias, nihayet o acı gerçeği Oedipus’un yüzüne haykırır:
"Şehrin laneti bizzat sensin, aradığın katil sensin! Kendi babanı katlettin, bilmeden kendi annenin koynuna girdin ve bu krallığın başına bela oldun!"
Oedipus önce bu kehaneti çılgınca reddeder, kahinin akıl sağlığını ve yalancılığını sorgular. Ancak hikayenin ilerleyen dakikalarında taşlar yerine oturur, gerçeğin katı duvarı ortaya çıkar. Oedipus, işlediği bu korkunç günahların ağırlığına dayanamayarak kendi gözlerini iğnelerle oyar ve saraydan sürülen kör bir dilenciye dönüşür. Tiresias’ın kehaneti bir kez daha kusursuz bir şekilde gerçekleşmiştir.
Ölüm Ötesi ve Bilgeliğin Kalıcılığı
Tiresias’ın kehanet gücü sadece yaşadığı dönemle sınırlı kalmamıştır. Homeros’un Odysseia destanında, Truva Savaşı’ndan sonra evine (İthaka'ya) dönmeye çalışan Odysseus, tanrıların gazabıyla yollarını kaybettiğinde, acımasız Yeraltı Dünyası’na (Hades) inmek ve gelecekte başına gelecekleri öğrenmek zorunda kalır.
Ölüler diyarında binlerce ruh arasında bilincini, hafızasını ve kehanet yeteneğini yitirmeyen tek varlık Tiresias'tır. Odysseus'a evine nasıl sağ salim dönebileceğini, yoldaki deniz canavarlarını nasıl atlatabileceğini ve sonrasında huzura nasıl ereceğini tek tek dikte eden yine bu bilge kör kahindir. Tiresias, insan aklının ötesindeki zamansız bilgeliğiyle, mitolojinin en sarsılmaz ve saygı duyulan akıl hocası olarak tarihe geçmiştir.
Kehanet geleneğinin devamı için Kassandra’nın hikâyesi ve Delphi ve Pythia.
—
Tartışmaya katıl
Yorum yazmak ve etkileşimde bulunmak için giriş yapmalısın.
Bu tartışmaya ilk yorumu sen ekle