Jeane Dixon konusunda iki şeyi aynı anda söyleyebiliyorum: 1956’da yayımlanmış dikkat çekici bir başkanlık öngörüsü var; fakat bundan sonradan anlatıldığı kadar ayrıntılı bir Kennedy suikastı senaryosu çıkmıyor. Bu ikisinin arasındaki fark, küçük bir dipnot değil. “Bir Demokrat başkan görevde ölecek” ile “Kennedy Dallas’ta vurulacak” aynı cümle değil.

Jeane Dixon’ın Kongre Kütüphanesi’ndeki evrak rehberi, 1956’da Parade dergisinde yayımlanan öngörüyü özetliyor: 1960’ta bir Demokrat başkan seçilecek ve görevdeyken suikasta uğrayacak ya da ölecekti. John F. Kennedy’nin 1960 seçiminden sonra 22 Kasım 1963’te öldürülmesi, bu sözün olağanüstü bir ün kazanmasına yol açtı. Böyle bir tarih çakışmasının insanları etkilemesini anlamak zor değil.
Ama Kennedy’nin adı, Dallas, ateş açılacak yer ve olayın günü bu özetten çıkmıyor. Aradan yıllar geçip cümle yeniden anlatıldıkça okur, sonradan öğrendiği ayrıntıları ilk sözün içinde de varmış gibi duyabiliyor. Bir tahminin geniş çerçevesi, gerçekleşen olayın ayrıntılarıyla tamamlanıyor. Sonunda önümüzdeki öngörü, basılan ilk cümleden daha kesin bir şeye dönüşüyor.
Onu yalnızca bugünden okumayalım
TIME’ın 1965 tarihli Dixon yazısı bu yüzden değerli. Kennedy anlatısını aktarırken Dixon’ın başka siyasi öngörülerini de yanına koyuyor. Bunlardan biri, Richard Nixon’ın 1964’te Cumhuriyetçi başkan adayı olacağı beklentisi. O seçimde aday Barry Goldwater’dı. Aynı kişinin aynı alandaki isabetli görülen ve tutmayan sözlerini yan yana okuyunca, portre tek bir büyük olaydan daha karmaşık hâle geliyor.
1965’te Ruth Montgomery’nin A Gift of Prophecy kitabı da yayımlandı. Kitabın başlığındaki “armağan” fikri bile okura nasıl bir çerçeve sunulduğunu gösteriyor. Artık tek bir dergi cümlesi değil, hayat hikâyesiyle ve sonraki anlatılarla büyüyen bir kâhin kimliği var. Gazete, kitap ve televizyon aynı öyküyü farklı biçimlerde dolaşıma sokabiliyor.
Jeane Dixon etkisi tam burada başlıyor
John Allen Paulos’un Innumeracy kitabından 1989’da yayımlanmış kısa bölüm, çarpıcı ve kişisel olayları hatırlayıp görülme sıklıklarını abartma eğilimini Dixon adıyla ele alıyor:
“Çarpıcı ve kişisel olaylar hatırlanır; görülme sıklıkları da bu yüzden abartılır.”
Paulos’un aktarılan cümlesinden Türkçe çeviri.
Jeane Dixon etkisi, bir öngörünün neden doğru göründüğünü tek başına açıklamaz. Daha dar bir sorun tarif eder: hafızamız, bütün tahminlerin eşit süreyle saklandığı bir arşiv değildir. Bir büyük isabeti defalarca dinlerken yanlış çıkanlar bir daha önümüze gelmezse, zihnimizdeki başarı oranı yükselir. Bunun için bütün gazetecilerin ortak bir plan yapması gerekmiyor. Etkileyici hikâye daha çok anlatıldığında da aynı sonuç ortaya çıkabilir.

Beyaz Saray bağlantısı da tamamen havadan bir söylenti değil. 4 Mayıs 1971 tarihli Oval Ofis kaydının katılımcıları arasında Nixon, Dixon ve Rose Mary Woods bulunuyor. Katalog bilgisi gerçek bir görüşmeyi gösteriyor; ülkenin kritik kararlarını Dixon’ın verdiğini değil. Bu farkı koruyunca hem gerçek ilişkiyi görebiliyoruz hem de ilişkiye sonradan eklenmiş abartıyı.
Dixon’ı konuşmaya değer kılan da bu birleşim: olaydan önce yayımlanmış bir öngörü, büyük bir ulusal travma, güçlü kişilerle temas ve bunları yıllarca taşıyan medya. Vanga’nın gelecek takviminde cümlenin kime ait olduğu sorunu öne çıkıyor. Burada ise basılı bir cümle bulduktan sonra bile işimiz bitmiyor; o cümlenin zamanla nasıl değiştiğini de görüyoruz.
—
Tartışmaya katıl
Yorum yazmak ve etkileşimde bulunmak için giriş yapmalısın.
Bu tartışmaya ilk yorumu sen ekle