Osmanlı Devleti’nin son döneminde yaşamış, tasavvuf dünyasının en renkli ve en gizemli figürlerinden biri olan Müştak Baba (1780 – 1832), Bitlisli bir Kadiri şeyhi ve şairdir. Onu tarih sayfalarında benzersiz kılan şey, sadece kaleme aldığı tasavvufi şiirler değil, divanındaki dizelerin içine abced hesabı ile gizlediği çarpıcı geleceğe dair öngörüleridir.

Yaşamı ve Tasavvufi Kişiliği
Asıl adı Mustafa olan Müştak Baba, doğu medreselerinde yetişmiş, ardından İstanbul, Bağdat ve Şam gibi dönemin ilim merkezlerini gezmiştir. II. Mahmud döneminde İstanbul’da saray çevresiyle ve dönemin devlet adamlarıyla yakın ilişkiler kurmuştur. Şiirlerinde "Müştak" (özleyen, arzulayan) mahlasını kullanan şeyh, tasavvufun vahdet-i vücut anlayışını derinlemesine işlemiştir.
Meşhur Ankara Kehaneti ve Abced Çözümlemesi
Müştak Baba'nın adını günümüze taşıyan en büyük olay, Divan’ında yer alan ve Ankara'nın Türkiye'nin başkenti olacağını Cumhuriyet'in ilanından yaklaşık 100 yıl önce müjdelediği iddia edilen şiiridir.
Şiir, ilk bakışta klasik bir tasavvufi veya edebi metin gibi görünse de, beyitlerin içine şifrelenmiş harfler ve abced değerleri barındırır:
"Me'vâ-yı nazenîne kurb-ı zîbâ olmadan efkâr
Hekîm-i nokta-i ilme meberrâtı idüp îsâr
Gül-i zîbâ-yı bî-hâr-ı firâvunî ile gūş it
Safa-yı vasl-ı irfânı idüp ‘ışk u mahabbetle
Siyâh-ı zülf-i leylâda arar Mecnûn gibi dîdâr
Reyâhîn-i ezelden nûş idüp Câm-ı elestîden
Kalender meşreb ü meşhûr ü bî-bâk ü bî-pervâ..."
Müştak Baba bu şiirinde özel bir şifreleme tekniği kullanmıştır. Şiirin kilit mısralarındaki öne çıkan harfler Arap alfabesindeki abced sistemiyle bir araya getirildiğinde A-N-K-A-R-A kelimesi elde edilir.
Daha da önemlisi, şiirde geçen yıl hesabı (Hicri 1341 / Miladi 1923) tam olarak Cumhuriyet'in ilan edildiği ve Ankara'nın başkent ilan edildiği tarihe denk gelmektedir. Şiirdeki "Me'vâ-yı nazenîn" (Güzel sığınak) ifadesi, İstanbul'un işgal altında olduğu dönemde Anadolu'nun kalbi haline gelen Ankara'yı tarif etmektedir.
Müştak Baba'nın Trajik Sonu
Müştak Baba'nın kehanet yeteneği ve gizemli kişiliği, sonunun da trajik olmasına yol açmıştır. 1832 yılında Muş'a giderken Uğrak (Şehem) köyünde boğularak öldürülmüştür. Cinayetin arkasındaki sebepler hiçbir zaman tam olarak aydınlatılamamış; bazı kaynaklar onun barındırdığı derin ve tehlikeli sırlardan dolayı susturulduğunu öne sürmüştür.
Başka dönemlerdeki kehanet anlatımları için Mother Shipton’a atfedilen kehanetler ve Nostradamus kehanetleri.
—
Tartışmaya katıl
Yorum yazmak ve etkileşimde bulunmak için giriş yapmalısın.
Bu tartışmaya ilk yorumu sen ekle