Bir sınıfta koku fark ediliyor. Baş ağrısı ve bulantı başlıyor. Ambulans geliyor, bina boşaltılıyor; kısa süre sonra başkaları da hastalanıyor. Böyle bir olayda herkesin ilk sorusu haklı olarak aynı: İçeride zehirli bir şey mi var?
1998’de Tennessee’deki bir lisede yaşanan olay, Jones ve arkadaşlarının incelemesinde ayrıntılarıyla ele alınıyor. Benzine benzetilen bir koku bildirimiyle başlayan süreçte öğrenciler ve çalışanlar sağlık hizmetine başvuruyor. Araştırma yalnızca “panik olmuşlar” cümlesinden oluşmuyor; çevresel inceleme ve belirtilerin kimlerde, hangi sırayla görüldüğünün araştırılması var.
Tarafder ve arkadaşlarının 2016’da yayımlanan başka bir okul vakası araştırması, hastaneye yatırılan 93 öğrencinin belirti ve kalış sürelerini inceliyor. Aşağıdaki grafik bu çalışmaya ait; Tennessee olayının grafiği değil.

“Psikojenik” demek “numara” demek değil
Kitlesel psikojenik hastalık, bir grup içinde belirtilerin sosyal etkileşim, beklenti ve tehdit algısıyla yayılabildiği durumlar için kullanılan kavram. Baş dönmesi, bulantı veya bayılma yaşayan kişi bunları bilerek üretmek zorunda değil. Bedenin korkuya verdiği tepki de bedensel bir tepki.
Bu açıklamayı ciddiye almak, kimyasal veya enfeksiyöz nedeni araştırmamak anlamına gelmiyor. Ortak yerde hastalanan insanların sağlık değerlendirmesi ve ortamın incelenmesi gerekir. “Testte bir şey çıkmadı, öyleyse kesin psikolojik” kestirmesi de yeterli değil. Yayılımın örüntüsü, temaslar, maruziyet olasılığı ve alternatifler birlikte düşünülüyor.
- Belirtiler belirli bir ortamı veya olayı izliyor mu?
- Başkasının hastalandığını görenlerde daha sık mı bildiriliyor?
- Aynı fiziksel maruziyeti yaşayan ama olaydan haberi olmayanlarda durum ne?
- Bulunan çevresel madde, belirtilerin düzeyini ve zamanını gerçekten açıklıyor mu?
Nocebo etkisi, kötü bir sonuç beklentisinin deneyimi nasıl etkileyebildiğini anlamaya yardımcı olabilir. Ama bu sözcüğü kullanmak da tek tek insanların bütün şikâyetlerini açıklamış olmak değil. İsim vermek ile mekanizmayı göstermek arasındaki farkı korumak gerekiyor.
Kalabalık artık aynı odada olmak zorunda mı?
Sosyal ağlar ve kitlesel psikojenik hastalık üzerine çalışma, 2011’de Le Roy’da başlayan tik ve hareket bozukluğu bildirimlerini tartışıyor. Haberler, videolar ve yakınların tepkileri, olayın yaşandığı yerin dışındaki insanları da aynı anlatıya bağlayabiliyor. Bu, gördüğümüz her videoyu “bulaştırıcı” ilan etmek için değil, temasın artık yalnızca yüz yüze olmadığını anlamak için önemli.
Tanganyika gülme salgını ve 1518 dans vakası bu başlığın tarihsel akrabaları olarak sık anılıyor. Fakat bütün kalabalıkları “delirmişler” diye etiketlemek, asıl ayrıntıları kaybettiriyor. Kim korktu, ne gördü, hangi koşulda hastalandı? Dosya o insanlardan ve o sıradan başlamalı.
—
Tartışmaya katıl
Yorum yazmak ve etkileşimde bulunmak için giriş yapmalısın.
Bu tartışmaya ilk yorumu sen ekle