Koh-i-Noor için anlatılan lanet, taşın bir erkeğin eline geçtiğinde ona felaket getireceğini söylüyor. Bir elmasa yakıştırılabilecek en karanlık hikâyelerden biri. Fakat taşın sahiplerini takip ettiğinizde anlatının neden bu kadar tuttuğunu da görüyorsunuz: Saraylar, işgaller, taht mücadeleleri ve el değiştiren bir servet var.

Koh-i-Noor’un 1852’de yeniden kesilmeden önceki biçiminin tarihî çizimi.
Koh-i-Noor’un 1852’de yeniden kesilmeden önceki biçiminin tarihî çizimi. · Ahnode · Public domain · WebP

Adı “Işık Dağı” anlamına geliyor. Nerede ve ne zaman bulunduğuna dair erken dönem anlatıları birbirinden ayrılıyor. Daha belirgin tarih zinciri ise 1739’da Delhi’yi ele geçiren Nadir Şah’la birlikte izlenebiliyor. Taş İran, Afganistan ve Pencap’taki hükümdarların elinden geçerken yalnızca bir süs eşyası olarak taşınmıyor; iktidarın ve galibiyetin simgesine dönüşüyor.

Bir çocuk hükümdardan kraliyet koleksiyonuna

Elmasın Britanya’ya geçişinde Pencap’ın ilhakı ve genç Mihrace Duleep Singh’in hikâyesi var. Kraliyet koleksiyonu, taşın 1850’de Kraliçe Victoria’ya getirildiğini kaydediyor. Bu aktarımı bir hediyenin yolculuğu diye kısaltınca, arkasındaki güç ilişkileri kayboluyor. Hindistan ve çevresindeki iade tartışmalarının hâlâ sürmesinin nedeni de bu geçmiş.

Taş İngiltere’de yeniden kesildi. 1852’deki bu işlem, eski biçimini belirgin şekilde değiştirdi. Önceki ve sonraki çizimleri yan yana koydum; bugün bildiğimiz görünümün tek ve değişmez bir şekil olmadığını fark ediyorsunuz.

Koh-i-Noor’un 1852 sonrasındaki kesimini gösteren tarihî çizim.
Koh-i-Noor’un 1852 sonrasındaki kesimini gösteren tarihî çizim. · Ahnode · Public domain · WebP

GIA’nın incelemesi, kesimden önce alınmış kalıp üzerinden eski biçiminin nasıl yeniden modellenebildiğini anlatıyor. Taşın kendisi değişmiş olsa da geçmişte nasıl göründüğünü araştırmak mümkün.

  • İktidar simgesi: Bir hükümdarın elinden diğerine geçerken siyasi anlam taşıyor.
  • Lanet anlatısı: Sahiplerinin yaşadığı felaketler taşın adına bağlanıyor.
  • İade meselesi: Bugün kime ait olması gerektiği sorusu tarihî aktarımın koşullarına dayanıyor.

Historic Royal Palaces taşın önceki sahipleri arasındaki imparatorları, şahları ve mihraceleri sıralıyor. Encyclopaedia Iranica’daki tarihçe ise daha eski kimliklendirmelerdeki ayrıntıları izliyor.

Koh-i-Noor’u ilginç yapan, lanet hikâyesinin boş bir nesneye iliştirilmiş olmaması. Taşın çevresinde gerçekten çok fazla insanın hayatı ve iktidarı değişmiş. Bugünkü iade tartışmaları da bu geçmişe dayanıyor. Bir vitrinde görülen elmasın hikâyesi, onu kimlerin hangi koşullarda kaybettiği anlatıldığında bambaşka bir anlam kazanıyor.