Bu hikâyenin sonunda yalnızca bir yaratık söylentisi yok; ölü insanlar, gömülme kayıtları ve korku içinde yaşayan köyler var. 1764–1767 arasında Fransa’nın Gévaudan bölgesindeki saldırılar, bugün hâlâ kurttan başka bir şeyin dolaşıp dolaşmadığı sorusuyla anlatılıyor.

Gévaudan Canavarı’nı gösteren tarihsel gravür.
Gévaudan Canavarı’nı gösteren tarihsel gravür. · Unknown authorUnknown author · Public domain

Kırda çalışan çocuklar ve kadınlar saldırıların önemli bölümünde öne çıkıyor. Tanımlar ise tek bir hayvan portresine oturmuyor: büyüklük, renk, baş ve kuyruk ayrıntıları değişiyor. Dönemin gravürleri bu korkuyu iyice büyütmüş; elimizdeki resimler canavarın fotoğrafı değil, o dönemde insanların onu nasıl hayal ettiğinin kaydı.

Kraliyet avcıları devreye giriyor. François Antoine’ın 1765’te öldürdüğü büyük kurtla meselenin kapandığı düşünülüyor, ama yeni saldırı haberleri geliyor. 1767’de Jean Chastel tarafından vurulan hayvan daha sonra hikâyenin sonuna yerleşiyor. Birbiri ardına gelen bu “nihayet yakalandı” anları bile başlı başına dikkat çekici: tek bir hayvan mı vardı, birden fazlası mı, yoksa farklı olaylar aynı isimle mi toplandı?

Kurt açıklamasının yetmediğini düşünenler neye bakıyor?

Alışılmadık görünüş tariflerine, saldırıların biçimine ve avlardan sonra devam etmesine. Sırtlan, melez, eğitilmiş hayvan gibi savlar bu boşluğa yerleşiyor. Fakat bunların her biri ayrı dayanak gerektiriyor. Dönem tanığının korku altında verdiği bir betimlemeyi bugünün hayvan kataloğuna kusursuz oturtmak da kolay değil.

L’Histoire par l’image’ın dönem görselleri incelemesi, korkunun görsel dilini; bölgedeki müzenin tarih anlatısı ise olay sırasını takip etmek için iyi başlangıçlar. Ölü sayısı kaynakların hangi olayları dahil ettiğine göre değişiyor; bu yüzden tek bir yuvarlak rakamı bütün ayrıntılardan daha sağlam saymıyorum.

Jersey Şeytanı ile karşılaştırınca fark çok belirgin. Burada önce tanımlanamayan bir gölge değil, gerçek saldırılar var. Tartışma, yaşanıp yaşanmadığından çok neyin yaptığı üzerine.