Akıl Yürütme Yerine Gaybi Yönlendirme Safsatası
Hayat, insan önüne sürekli tercihler, ayrımlar ve sorumluluklar çıkarır. Bir işe yatırım yapmak, ortaklık kurmak, hayatını birleştireceğin insanı seçmek ya da büyük bir adım atmak... Normal şartlarda bir bireyin bu kararları alırken akıl süzgecinden geçirmesi, piyasa araştırması yapması, fizibilite çıkarması ve riskleri göğüslemesi gerekir. Ancak tarikat ve cemaat çarkında bu zahmetli süreç tamamen ortadan kaldırılır.
Çözüm çok pratiktir: "İstihareye yattık, efendi hazretleri rüyada işaret aldı, iş olumlu."
İşte insanın aklını, mantığını ve iradesini devre dışı bırakıp her şeyi gaybi birer tesadüfe devretmesinin en konforlu ve bir o kadar da tehlikeli tezgahı budur.

1. İstiharenin Dini Özünden Koparılıp Ticari Bir Onay Mekânizmasına Dönüştürülmesi
İslam inancında istihare; kulun, yapacağı meşru bir iş için elinden gelen tüm akli ve fiziki çabayı gösterdikten sonra Yaratıcı'dan hayırlısını istemesi ve kalbinin meyliyle karar vermesi sürecidir. Yani önce akıl yürütülür, emek harcanır, sonra dua edilir.
Ancak cemaat yapılarında bu mekanizma tersine çevrilir:
- Aklı ve Emeği Baypas Etmek: Yapılacak bir ticaretin batma riski varsa, fizibilitesi yapılmamışsa veya hukuki riskleri göz ardı edilmişse, bu riskleri hesaplamak yerine konuyu doğrudan şeyhin veya cemaat imamının "istiharesine" havale ederler.
- Kusurlu Kararları Kutsallaştırmak: Alınan yanlış bir karar yüzünden iflas edildiğinde ya da büyük bir hata yapıldığında, sorumluluğu üstlenmek yerine "Demek ki imtihanımız böyleymiş, istiharede öyle görünmüştü" diyerek suç ilahi takdire veya rüya yorumuna yıkılır.
"İnsanın kendi akıl yürütme becerisine güvenmeyip, hayatının en kritik kararlarını bir rüya tabirine veya başkasının 'istihare' onayına bağlaması; yetişkin bir bireyin kendi iradesine atacağı en büyük imzada intihardır."
2. Liderin "Rüya Tekeli" ve Manipülasyon Gücü
Bir cemaatte herkes istihareye yatabilir ama sadece "seçilmiş liderin" veya onun görevlendirdiği "özel kişilerin" gördüğü rüyalar geçerli kabul edilir. Bu durum, liderin eline muazzam bir yönlendirme gücü verir.
Cemaat lideri, kendi şahsi çıkarları, siyasi hesapları veya grubun menfaatleri doğrultusunda alınmasını istediği bir kararı, müritlere kendi başına dayatmakta zorlanabilir. İşte o an "İstihare ettim, maneviyatta işaret böyle geldi" sihirli cümlesi devreye girer. Müritler için artık o karar tartışılmazdır; çünkü karar insani değil, gaybidir! Bu, mutlak itaat kültürünün zihinlerde kurduğu en kusursuz prangadır.
3. Sonuç: Hayatının Direksiyonunu Başkasının Rüyasına Teslim Etme
Risk almak, analitik düşünmek, hata yapmak ve o hatanın sorumluluğunu taşımak insanı olgunlaştıran süreçlerdir. Hayatınızı, ticaretinizi ve geleceğinizi "istihare tezgahlarına" kurban etmeyin. Karar sizinse, hesabı da sorumluluğu da size ait olmalıdır.
—
Tartışmaya katıl
Yorum yazmak ve etkileşimde bulunmak için giriş yapmalısın.
Bu tartışmaya ilk yorumu sen ekle