Liyakatsizlik Zinciri ve Kadrolaşma Tarikatı

Bir ülkenin gelişmesinin, adaletle yönetilmesinin ve kurumsal istikrarının en temel kuralı liyakattir. İşi ehli olanlara vermek, hak edeni hak ettiği yere getirmek, liyakatli insanlarla yola çıkmak medeniyetin temel taşıdır.

Ancak tarikat ve cemaat ağlarının kamuya, özel sektöre veya bürokrasiye sızdığı noktalarda liyakat kavramı tamamen çöpe atılır. Artık sorulan tek bir soru vardır: "Bu adam bizim cemaatten mi, bağlılık derecesi nedir?"

Cevap evetse, dünyanın en vasıfsız, en yetersiz insanı en kritik makamlara getirilir. Cevap hayırsa, en dürüst ve en yetenekli beyinler kapı dışarı edilir.

1. Biat Esaslı Kadrolaşmanın Ülkeye ve Topluma Faturası

Cemaat içi dayanışma maskesi altında yürütülen bu kadrolaşma modeli, liyakatsizliğin kurumsallaşmış halidir. Sistemi yakından incelediğimizde şu yıkıcı mekanizmayı görürüz:

  • Sadakat, Yeteneğin Yerini Alır: Bir göreve atanacak kişide aranan kriter, işi ne kadar iyi bildiği değil; tarikat merkezine ne kadar körü körüne sadık olduğu, verilen talimatları ses çıkarmadan uygulayıp uygulamayacağıdır.
  • Kurumların Çürümesi: Liyakatsiz ellerde kalan köklü kurumlar, hastaneler, üniversiteler veya kamu daireleri bir süre sonra işlevini yitirir. Çünkü liyakatsiz kadrolar, kendi koltuklarını korumak için kendilerinden daha yetenekli kimsenin yükselmesine izin vermez.
  • Adalet Duygusunun Zedelenmesi: Alınter döken, yıllarca sınavlara çalışan, hakkıyla bir yere gelmek isteyen milyonlarca gencin emeği, bir cemaat mülakatıyla veya tavassutuyla harcanır. Bu durum toplumsal adalete olan inancı kökten yerle bir eder.

"Bir devlette veya şirkette işler liyakate değil de tarikat rabıtasına göre dağıtılmaya başlandığı an; o yapı içeriden çürümeye, liyakatsizlik ise bir sistem kuralına dönüşür."

2. Ortak Akıl Yerine Cemaat Aklı

Liyakatli insanlar eleştirir, doğruyu söyler, yanlış bir karar alındığında mesleki etik gereği karşı çıkar. Oysa tarikat kökenli kadrolarda eleştiriye yer yoktur; "efendi hazretlerinin" veya cemaat abilerinin işaret ettiği her şey mutlak doğru kabul edilir. Bu da ortak aklın ölmesine, kurumsal akıl tutulmasına ve büyük felaketlerin kapısının aralanmasına yol açar.

3. Sonuç: Ehliyet ve Liyakat Olmadan Hiçbir Yere Varılamaz

Toplumun yeniden ayağa kalkabilmesi için her alanda kayırmacılığın, cemaat torpillerinin ve biat esaslı kadrolaşmanın tarihe gömülmesi gerekir. İş ehline verilmelidir; çünkü çamurdan yapılan heykel ne kadar süslü olursa olsun ilk fırtınada dağılır.

İlgili tartışmalar: Görücü Usulü Cemaat Pazarları