Teolojinin ve Mantığın Aynı Anda İntihar Ettiği Cümle

İslam inancının en temel ve sarsılmaz ilkesi Tevhit inancıdır; yani Allah’ın eşi ve ortağı olmadığı, doğmadığı ve doğurulmadığı, hiçbir şeye benzemediği (İhlas Suresi: "Leyse kemislihi şey’") hakikatidir. Ancak tarikat ve cemaat mitolojisinde bu evrensel ilke, şeyhleri ilahlaştırma yarışında öyle bir çiğnenir ki, ortaya Hristiyanlıktaki "enkarnasyon" (Tanrı’nın insanlaşması) inancını bile cebinden çıkaracak cümleler dökülür. Bazı cemaat mensuplarının veya liderlerin diliyle seslendirilen "Şeyhimiz Allah’ın ete kemiğe bürünmüş halidir" iddiası, teolojinin gördüğü en büyük kör noktadır. Bu makalede, ilahî zatı terziye verip diktirmişler gibi insan formuna sokan bu muazzam sapmayı inceleyeceğiz.

Manastır’daki Haydar Kadı Camii’nden geometrik bezeme.
Manastır’daki Haydar Kadı Camii’nden geometrik bezeme.

I. İlahî Zatı Tekstil Atölyesine Sokmak

Bir varlığın "ete kemiğe bürünmesi" (hulûl ve ittihad inancı), İslam düşüncesinde kökten reddedilmiş paganist bir hurafedir.

  • Kumaş Gibi Tanrı Tasavvuru: Eğer Yaratıcı; sonsuz, mekansız ve maddeden münezzeh olmak yerine, kürsüde sarık cübbe gezen, çay içen, şahit olduğu dünyevi olaylara tepki veren bir insan bedenine (ete kemiğe) bürünmüşse; o zaman evrenin yönetimi bir anda mahalle derneğinin yönetim kuruluna devredilmiş demektir.
  • Müritlerin İlahi Geometri Sınavı: Şeyh efendinin tırnağını keserken bile "ilahî bir parçaya dokunuyormuş" gibi hissedip o tırnağı saklayan zihniyet, Yaratıcı'yı fiziksel bir nesneye indirgediğinin farkında bile değildir.

II. Neden Bu Kadar İleri Gidiliyor? (Pazarlama Taktikleri)

Bu tür akıl almaz cümlelerin sarf edilmesinin tek bir amacı vardır: Körü körüne itaati mutlaklaştırmak.

  1. Sorgulanamaz Otorite: Karşınızdaki sıradan bir insan değil, "ete kemiğe bürünmüş ilahî bir parça" ise, onun koyduğu kurallara, topladığı bağışlara veya verdiği emirlere karşı çıkmak doğrudan "dinden çıkmak" olarak etiketlenir.
  2. Manevi Putperestlik: Putları taştan yapıp tapma devri kapandı sanıyorsunuz ama insan iradesini putlaştırıp bir cübbeye teslim etme devri tüm hızıyla devam ediyor.

III. Sonuç: Tevhidin İmdat Çığlığı

Cenab-ı Hak kelamında "O'nun benzeri hiçbir şey yoktur" buyururken, bu zihniyet "Var efendim, işte cübbeli olanı bizim dergahta oturuyor" diyerek adeta ilahî nizama meydan okur. Ne diyelim; ilahî iradeyi ete kemiğe büründürenler, umarız ahirette o cübbeyle hesap vermekten yırtamayacaklarını biliyordur!

Mahmud Ustaosmanoğlu için kavram notuna da bakılabilir. Bu tartışmayla bağlantılı: Cübbeli’nin tarikat adıyla azaptan kurtulma sözü · Şeyhe soru sorunca neden suçlu oluyoruz?.

Görsel kaynakları