Bildiğimiz üzere uzaylılar tarafından kaçırılma olaylarıyla ilgili raporlarda bahsedilen ortak noktalardan biri de, uzay gemilerine alınan kişilerin birtakım fiziksel testlerden geçirildikleri ve vücutlarına ince, uzun iğnelerin enjekte edildiğidir. Bu iğnelerin ucunda, kimi zaman 0.25 cm'den daha az bir çapa sahip, ince metalik toplar bulunmaktadır. Vücuda enjekte edilen bu iğneler çıkarıldığında, uçlarındaki topların yerinde olmadığı görülmüştür. Kaçırılma deneyimi yaşayan kişiler, "mikroçip" adı verilen bu parçaların burunlarına, kulaklarına, sinir uçlarına ve hatta göz kapaklarına yerleştirildiğini söylemektedirler.

İlk Duyulan: Betty Andreasson (1967)

Uzaylı mikroçiplerinin varlığı, ilk kez 1967 yılında, Betty Andreasson adlı Massachusetts'li kadının uzaylılar tarafından kaçırılmasıyla duyulmuştur. Andreasson, dünya dışı varlıklar tarafından kaçırıldığını ve uzay gemisinde yapılan tıbbi incelemeler sırasında burnunun içine küçük, sivri uçlu bir topun yerleştirildiğini açıklamıştır.

Çip Takma Nereden Çıktı?

Alıkonulduğunu iddia eden insanlar, hipno-terapistler tarafından transa sokuluyor. Bilinçaltına geri dönülen ve bu deneyimleri yaşayan insanlar, uzay gemilerinde yapılan prosedürlerde kendilerine mikroçip takıldığını anlatıyor.

Neden Çip Takıyorlar?

Uzaylılar Tarafından Yerleştirlen Microçipler (Imlantlar)

Genetik bir materyal topladıkları kesin. Bir de sinir uçlarına takılmasının sebebi şu: Duygularımızı taklit edebilmek için takip ediyorlar. Bazı kadınlar var, sevgilisi yok ama regl olmuyor, doktora gidiyor, hamile olduğu ortaya çıkıyor. Bir ay sonra bir daha kontrole gidiyor, cenin alınmış, rahim temiz. Şimdi biz bunun melez ırk yaratma prosedürü olduğunu düşünüyoruz. Yarı dünyalı, yarı onlardan, dünyada üremeyen, gemide büyüyen varlıklar yaratıyorlar.

Uzaylılar Tarafından Yerleştirlen Microçipler (Imlantlar)

Uzaylılar Tarafından Yerleştirlen Microçipler (Imlantlar)

Eylül 1986'da, saygıdeğer bir bilim gazetesi olan Nature'de, İngiltere Oxford Üniversitesi jinekologlarının bir raporu yayınlanmıştır. Raporda, doğum öncesi rutin kromozom testinden geçen bir kadın hastanın jenital sıvısında esrarengiz bir cismin bulunduğu belirtilmektedir. Tanımlanamayan bir maddeden yapılmış olan ve küçük noktalardan oluşan bu cisim, sadece 10 mikron ölçüsünde olup, şimdiye kadar tespit edilebilmiş tüm mikroçiplerden daha küçüktür.

Uzay Gemisinin İçi

Uzay gemilerinin içi hafif soğuk, etrafı flu, genelde bir, en fazla üç varlık var. Kaçırılma olaylarına şahit olan insanların, uzaylıların telepatik olarak iletişim kurduklarını ve şunları söylediklerini aktardıkları belirtiliyor:

"Korkacak hiçbir şey yok. Kötü bir niyetle burada değiliz. Irkımızın geleceği açısından bazı bilgilere ihtiyacımız var."

Kaçırıldıklarında çok az şey hatırlayan insanların bilinçaltından alınan bilgilere göre, bu anı hatırlamayan insanlar içinde dünya dışı varlıkların şu şekilde bir gerekçe sundukları söylenmiştir:

"Dünyada bundan sonra hiçbir şeye ayak uyduramazsınız. Her şey anlamsız gelir."

Uzaylılar Tarafından Yerleştirlen Microçipler (Imlantlar)

Mikroçiplerin Vücuttan Çıkarılması

Uzaylı mikroçipleri, 1994 yılından beri cerrahi operasyonlar yoluyla vücuttan çıkarılabilmektedir. Ayak parmağı, el, çene, dış kulak gibi organların içinde sinir uçlarında rastlanan bu cisimlerin sadece top biçiminde olmadığı, pek çok başka biçime de sahip oldukları görülmüştür: üçgen, çubuk, tel vb. Kimi zaman bu cisimlerin bulunduğu yerler üzerinde yara izlerine rastlanmıştır. Bazı vakalarda çıkarılan bu cisimler bir koza şeklinde olup, içinde fosfor yeşili ışınlar yaymaktadır.

Dr. Roger Leir ve İlk Operasyonlar

1995 yılının Haziran ayında, California'lı Pediyatrik Tıp Doktoru Roger Leir, bir UFO sempozyumu sırasında, kaçırılma olayları hakkında bir rapor sunan Houston'lu UFO araştırmacısı Derrel Sims ile tanışmıştır. Bir pediyatri (ayak hastalıkları) uzmanı olan Dr. Leir, Sims'in sunuşunda uzaylılar tarafından ayağının içine yabancı bir cisim yerleştirilmiş bir kadından bahsetmesinden oldukça etkilenmiş ve olayı incelemek istemiştir.

Patricia Damly adlı bu kadının ayak röntgenini inceleyen Dr. Leir, ilk bakışta bu cismin ortopedik cerrahide kullanılan paslanmaz çelik materyallerden biri olduğunu düşünmüş, fakat Patricia'nın daha önce herhangi bir ayak ameliyatı geçirmediği ortaya çıkmıştır. Kadının ayağında bulunan bu esrarengiz cismin uzaylılar tarafından kaçırılmasıyla ilgili olma ihtimali hem Sims'i hem de Leir'ı oldukça etkilemiş; Dr. Leir, söz konusu hasta California'daki kliniğine getirilirse bu cismi ayağından ücretsiz olarak çıkaracağını duyurmuştur.

Sims, Leir'e elinin içinde benzer bir yabancı cisim bulunan Pat Parrinello adlı kadından da bahsetmiş ve ona kadının el röntgenini göndererek fikrini sormuştur. Dr. Leir'a gönderilen Damly ve Parrinello'nun röntgen filmleri radyologlararca incelenmiş; sonuçta her iki cismin de metalik olduğu, kesinlikle doğal bir kist ya da benzeri bir oluşum olmadıkları anlaşılmıştır.

Bu iki kadın, vücutlarındaki yabancı cisimleri çıkartmak üzere Ağustos 1995'te Dr. Leir'in kliniğine gelmişlerdir. Patricia Damly, Ekim 1969'da Teksas'ta uzaylılar tarafından gemiye alındığını, fakat olayla ilgili çok az şey hatırladığını anlatırken, Pat Parrinello geçen 42 yıl içinde pek çok UFO gözlemi yaptığını belirtmiş ve kaçırılma olayının 1954 yılında, kendisi henüz 6 yaşındayken gerçekleştiğini açıklamıştır. Parrinello, elindeki yumruyu 1971 yılında geçirdiği trafik kazasının ardından çekilen röntgenleri görene kadar fark etmediğini söylemiştir.

Damly'nin ayak parmağında bulunan ince, üçgenimsi cisim 1 saatlik bir ameliyat sonunda çıkarılabilmiştir. Domates çekirdeği büyüklüğündeki cismin etrafında oluşan gözle görülebilir ince bir doku, cismi vücutta bulunduğu süre boyunca kaslardan izole etmiştir.