Bir odada bir radyo açık olsun. Alıcıyı tanımayan biri, konuşan insanı kutunun içinde arayabilir. Arcturus anlatılarını okurken benim aklıma böyle bir iletişim sorunu geliyor: Belki de bir zekânın varlığını, yalnız alıştığımız taşıyıcıyı bulunca kabul etmeye çalışıyoruz.

Vashta Narada’nın Arcturians adlı çalışması; sanatçının galaktik tasviri, olay fotoğrafı değil.
Vashta Narada’nın Arcturians adlı çalışması; sanatçının galaktik tasviri, olay fotoğrafı değil. · Vashta Narada © / Galactic Art

Arcturuslular eski temas listelerinde kısa boylu, iri gözlü varlıklar diye tarif edilse de anlatının ağırlığı fiziksel ölçülerden çok bilinç ve telepati tarafında. Ben bu başlığın asıl kıymetini orada görüyorum. Başka bir zekânın bizim gibi cümle kurmasını, bizim gibi bakmasını ve bizim gibi yolculuk etmesini beklemek gerekmiyor.

“Beşinci boyut” sözü de bu metinlerde sık geçiyor. Ben bunu okurken fizik kitabındaki koordinat tanımıyla bir temasçının bilinç düzeyi tarifini aynı şey saymıyorum. Yoksa daha konuşmaya başlamadan iki farklı sözlük birbirine çarpıyor. Burada tartıştığımız, varoluş ve iletişim biçiminin değişebileceği fikri.

Bizi ziyaret eden bir zekâ, bizim fark etmeyi öğrendiğimiz biçimde görünmek zorunda değil.

Bu fikri savunuyorum, çünkü insanın duyularını evrenin bütününü kapsayan bir ölçü sanmasını doğru bulmuyorum. Fakat bunun devamı “Aklıma gelen her düşünce Arcturus’tan” da değil. Bir iletişimden söz ediyorsak onun zaman içinde bir karakteri, tutarlılığı, kişiye ne yaptığı ve ne istediği de konuşulmalı. Sadece gösterişli kelimelerle yetinmeyelim.

Lyssa Royal Holt’un Arcturus başlıklı çalışmaları bu yaklaşımın günümüzde nasıl sürdüğüne bir örnek. Benim burada ilgimi çeken ileri bir topluluğun bize yeni bir efendi değil, yeni bir algılama imkânı sunabileceği düşüncesi. Andromeda anlatılarıyla yan yana okuduğumda da en çok bu özgürlük tarafına bakıyorum.