Eski Siriuslu tariflerinde hoşuma giden bir uyumsuzluk var. Bir sayfada insan benzeri, başka sayfada bambaşka görünüşlü varlıklar. İlk tepki “yine tutturamamışlar” oluyor. Benim ilk sorumsa şu: Neden baştan tek bir halktan söz edildiğini varsayıyoruz?

Siriuslular temas derlemelerinde hem teknik bilgi hem bilinç çalışmalarıyla ilişkilendiriliyor. Lyssa Royal Holt’un kendi kitap tanıtımlarında da Sirius ve Pleiades hattı birlikte ama farklı vurgularla yer alıyor. Bence burada konuşulacak asıl konu “tenleri hangi kahverengi?” değil. Teknolojik ilerlemeyle zihinsel gelişmenin birbirinden kopuk olmayabileceği fikri.
Biz çoğu zaman uzaylı teknolojisini daha güçlü motor, daha hızlı silah diye hayal ediyoruz. Kendi alışkanlıklarımızın büyütülmüş hali. Oysa iletişimi, algıyı ve birlikte davranmayı geliştirmiş bir topluluğun teknolojisi bize ilk anda makine gibi bile görünmeyebilir. Sirius anlatılarının bu tarafını savunuyorum. Bir uygarlığın bizi geçmesi, yalnızca uçaklarımızdan hızlı uçması demek olmamalı.

Sirius’un kendisi de tek bir yıldızdan ibaret değil; parlak Sirius A ile sönük eşlikçisi Sirius B’yi aynı fotoğrafta görmek bu konuda güzel bir hatırlatma. Elbette yıldız fotoğrafı bir topluluğun fotoğrafı değil. Fakat kafamızdaki basit “bir ışık noktası, bir gezegen, bir millet” düzenini bozuyor.
- Aynı köken adı, farklı yerleşimlerin ortak adı olabilir.
- Benzer amaçla çalışan topluluklar aynı ad altında anlatılmış olabilir.
- Tanığın gördüğü beden, bütün topluluğun standart görünüşü olmayabilir.
Ben bu ihtimalleri, bütün farklı tarifleri tek kalıba zorlamaktan daha ciddi buluyorum. Sirius konusuna gireceksek de birinin “iyilik meleği” ötekinin “kötü uzaylı” dediği hazır rollerle değil, hangi iletişim biçiminden söz edildiğiyle girelim. Vega bağlantısı da burada ayrı bir tartışma açıyor.
—
Tartışmaya katıl
Yorum yazmak ve etkileşimde bulunmak için giriş yapmalısın.
Bu tartışmaya ilk yorumu sen ekle