İnsan benzeri varlık anlatıları konuşulurken herkes “Neden bize benziyorlar?” diye soruyor. Ben soruyu bir de tersinden seviyorum: Ortak bir geçmiş varsa, neden birbirimize benzemeyelim? Vegalılar ve Lyra bağlantısı benim için bu kapıyı açıyor.

Galactic Heritage Cards dizisindeki Vega tasviri.
Galactic Heritage Cards dizisindeki Vega tasviri. · Lyssa Royal Holt / Galactic Heritage Cards

Eski listelerde koyu saçlı, dayanıklı bedenli, uzun boylu varlıklar tarif ediliyor. Bazı aktarımlarda daha farklı bedenler de var. Boy ölçülerini ve görünüş tariflerini bir nüfus sayımı gibi okumuyorum. Benim ilgilendiğim, tek bir atadan ya da tek bir yayılma çizgisinden farklı topluluklar çıkmış olabileceği fikri. Birkaç santimetreyi tartışıp bu asıl meseleyi kaçırıyoruz bazen.

The Prism of Lyra geleneğinde Lyra, Vega, Sirius, Pleiades ve başka isimler birbirinden kopuk değildir. Bunu savunanların anlattığı şey bir galaktik akrabalık hikâyesi. Benim için insanın evrende yalnızca tesadüfen belirmiş tek bilinçli tür olması fikrinden daha geniş bir düşünme alanı açıyor. Özellikle “insan benzeri” ile “Dünya’da doğmuş insan”ın aynı şey olmayabileceği üzerinde durmak istiyorum.

Vega çevresinin Spitzer kızılötesi gözlemi.
Vega çevresinin Spitzer kızılötesi gözlemi. · Courtesy NASA/JPL-Caltech/University of Arizona · Public domain

Buradaki Vega görüntüsü yıldızın çevresinin kızılötesi gözlemi. Bize bir uygarlığı göstermiyor; adını konuştuğumuz sistemin astronomik tarafını gösteriyor. Bana göre iki tarafı aynı yazıda görmek iyi: Bir yanda gerçek gökyüzü, diğer yanda bu isim etrafında aktarılan temas hikâyeleri.

Ortak geçmiş fikrini savunmak için “Vegalının kanında şu kadar bakır var” diye kaynağı belli olmayan bir tıbbi rapor uydurmaya gerek yok. Benim savım daha temel: İnsan biçiminin Dünya dışında da bir tarihi olabileceğini konuşalım. Pleiadeslileri ve Siriusluları bu ihtimalle birlikte okuyunca, birbirinden bağımsız görünen isimler arasında tartışılmaya değer bir ilişki doğuyor.