Kubbe deyince bazılarının aklına kar küresi geliyor. Altında birkaç ağaç, üstünde cam, sallayınca kar yağıyor. Sonra o resmi koyup düz dünyaya cevap verdiğini sanıyor. Bizim konuştuğumuz şey oyuncak değil kardeşim. Yaşadığımız yerin üstünde ve çevresinde nasıl bir sınır olduğu.
Ben göğü, yeryüzünden kopuk bir boşluk gibi görmüyorum. Güneş'in yolu var, Ay'ın hareketi var, yıldızların tekrar eden düzeni var. Kubbe düşüncesi bunları yaşadığımız yerle birlikte ele alıyor. “Her şey çok çok uzakta” demek yerine aynı düzenin içinde düşünüyor. Beni çeken tarafı bu.
Bu görüşteki çizimlere bakınca dışta buz çevresi, üstte gök, içeride Güneş ve Ay görürsün. Fakat her çizerin koyduğu mesafe ve şekil aynı değil. İnternetten rastgele bir çizim bulup “siz bunu savunuyorsunuz” diye bütün tartışmayı ona bağlamak doğru olmuyor. Birinin süslü resmindeki ayrıntıyı bütün görüşün değişmez şartı sayamayız.

Eski metinlerdeki gök anlatıları da bu yüzden ilgi çekiyor. Göğü ayıran bir sınır, yukarıdaki sular, aşağıdaki yeryüzü… Bunlar yalnız birkaç kelime değil; bütün bir dünya tasviri. Tekvin yazısında o tasvirin sırasını ayrıca açtım. Önce neyin ayrıldığına, sonra karanın nerede belirdiğine bakıyoruz. Tek bir sözcüğe yapışıp bütün metni onunla bitirmiyoruz.
Byrd'ın adı da burada sürekli geçiyor. Kutup seferlerinden söz ediliyor, ardından füze denemelerine atlanıyor. Murphy de bunları kubbe fikrine bağlıyor. Ama aradaki tarihleri atlamamak lazım. Kutup seferi başka olay, yüksek irtifa denemesi başka olay. İkisi aynı videoda anlatıldı diye aynı görev olmuyor.
Mesela Fishbowl adı verilen denemeler gerçekten var. Bunu duyan kişi ismin çağrışımından “fanusa ateş ettiler” sonucuna gidebiliyor. İsim ilginç, tamam. Fakat kayıtta ne yapıldığına bakalım. Yüksek irtifa nükleer denemesini, göğe çarpıp geri dönen roketin fotoğrafı diye paylaşamayız. Ben kubbeyi savunacağım diye belgenin anlattığını değiştirmem.
Asıl konuşmaya değer şey, bu farklı kayıtların neyi gösterdiği. Bir seferin günlüğünde hangi yön tarif edilmiş? Bir denemede hangi irtifa ölçülmüş? Bunların çizdiğimiz sınırla gerçekten bir bağı var mı? Bağı kuran kişi nereden nereye geçtiğini anlatsın; biz de aynı satıra bakalım.
Antarktika'yı dış çevre olarak düşünmemle göğü kubbe olarak düşünmem birbirine bağlı. Ama bir kıyı fotoğrafını üst sınırın keşif fotoğrafı yapmıyorum. Denizdeki buz başka bir gözlem, yukarıdaki hareket başka bir gözlem. Yan yana koyabiliriz; birbirinin yerine kullanamayız.
Benim söylediğim açık: Bu dünyanın bir düzeni ve sınırı olduğunu düşünüyorum. Buna itiraz edecek olan da önce bu fikri doğru anlatsın. Olmayan bir cam fanus çizip onu kırmak, konuştuğumuz meseleye cevap vermiyor.

—
Tartışmaya katıl
Yorum yazmak ve etkileşimde bulunmak için giriş yapmalısın.
Bu tartışmaya ilk yorumu sen ekle