Rock tarihinin en özgürlükçü görüntülerinden biri: Los Angeles tepeleri, birbirinin evine girip çıkan müzisyenler, plaklar, partiler, savaş karşıtı gençlik. David McGowan tam bu fotoğrafa bakıp başka bir hikâye anlattı. Ya karşı kültür sandığımız şey, karşı çıktığı düzenin tamamen dışında doğmadıysa?

Onun Laurel Canyon yazıları ve Weird Scenes Inside the Canyon kitabı, müzisyenlerin aile bağlarını, askerî çevreleri ve aynı bölgede bulunan tesisleri yan yana getiriyor. En çok konuşulan örnek Jim Morrison: The Doors’un solistinin babası George Stephen Morrison, Amerikan donanmasında amiraldi. Bu gerçek, baba ile oğlun aynı siyaseti izlediği anlamına gelmiyor; McGowan’ın ilgilendiği ise bu zıtlığın kendisi ve benzer aile bağlantılarının birikmesi.

Jim Morrison, 1969. Laurel Canyon tartışmalarındaki müzisyenlerden biri.
Jim Morrison, 1969. Laurel Canyon tartışmalarındaki müzisyenlerden biri. · Elektra Records · Public domain

Lookout Mountain ayrıntısı

Laurel Canyon yakınındaki Lookout Mountain tesisi askerî film üretimiyle ilişkiliydi. Nükleer denemeler dahil görüntülerin üretildiği bir sistemin, popüler kültürün en hareketli çevrelerinden biriyle aynı coğrafyada bulunması McGowan’ın anlatısında önemli yer tutuyor. Buradan müzik endüstrisinin tamamının tek merkezden yönetildiği sonucuna atlayanlar var. Ben daha somut halkayla ilgileniyorum: kim kiminle çalışmış, hangi finansman nereden gelmiş, hangi bağlantı belgeye dönüşmüş?

Çünkü MKUltra tarafında insan zihnine müdahale etmeyi amaçlayan gerçek bir program var. 1977 Senato oturumu üniversiteleri, araştırmacıları ve habersiz verilen maddeleri ele alıyor. Programın varlığı ile her ünlü müzisyenin o programın parçası olduğu savı aynı dosya değil. İkisini birleştirecek bağlantı, aile ağacından daha fazlasını gerektiriyor.

McGowan’ın tezi rahatsız edici bir yerden tutuyor: Bir hareketin düzen karşıtı görünmesi, ondan kimsenin yararlanmadığı anlamına gelmez. Gençliğin öfkesi satılabilir, yönlendirilebilir, ticari bir kimliğe dönüştürülebilir. Asıl okunmaya değer taraf bu. Tavistock tartışmasıyla da burada kesişiyor: insan davranışını inceleyen bilgi, hangi ellerde ne işe yarıyor?