Ay’a giden roketin hikâyesini sadece başarı fotoğrafından başlatınca, Almanya’daki fabrikalar kadrajın dışında kalıyor. Wernher von Braun ve ekibi Amerikan uzay programının yıldızları olmadan önce Nazi Almanyası için V-2 üretiyordu. Savaş bitti, hesap sorulması gereken geçmiş ile ele geçirilmek istenen bilgi aynı insanların üzerinde toplandı. Washington’ın tercihi, bu bilgiyi Sovyetlere kaptırmamak oldu.

Paperclip denince bazen bir gecede bütün NASA kurulmuş gibi anlatılıyor. Olay daha uzun ve bence daha rahatsız edici: önce savaş sonrasının askerî transferleri, Fort Bliss’teki çalışmalar, Amerikan ordusunun roketleri; ardından 1958’de kurulan NASA’ya 1960’ta geçen von Braun ekibi. Kurumlar değişiyor, aynı uzmanlık yeni bir bayrağın altında yükseliyor. NASA’nın kendi biyografisi bu geçişi saklamıyor.
Buradaki mesele yalnızca bilim insanı almak değil
- Bir kişinin teknik değeri, savaş dönemindeki sorumluluğunun önüne geçirilebilir mi?
- Bilgiye sahip olmak için hangi geçmişler görmezden gelindi?
- Başarı hikâyesinde mühendislerin adları kalırken zorla çalıştırılan insanların adları neden kayboluyor?
V-2’nin üretimi, Mittelwerk ve Mittelbau-Dora’daki zorla çalıştırma düzeninden ayrı düşünülemez. Her Alman mühendise aynı kişisel suçu yüklemek başka, teknolojiyi onu üreten koşullardan temizleyip sunmak başka. Paperclip’in asıl tartışması tam burada. Bir roketin yeni ülkeye taşınması, o roketin geçmişini ortadan kaldırmıyor.
Bu transferi gizli bir bilim kurgu operasyonuna çevirmeye gerek yok; gerçek politika zaten yeterince sert. İki büyük güç birbirinden önce davranmak isterken insan haklarının ne kadar kolay pazarlık konusu olabildiğini gösteriyor. CIA ile bütün Amerikan askerî kurumlarını tek kutuya koymadan, hangi kararın kim tarafından alındığını izlemek gerekiyor. Northwoods belgelerinde de aynı devlet aklının başka bir yüzüyle karşılaşıyoruz: hedefe ulaşmak için düşünülebilen yöntemlerin sınırı.
—
Tartışmaya katıl
Yorum yazmak ve etkileşimde bulunmak için giriş yapmalısın.
Bu tartışmaya ilk yorumu sen ekle