Havana’da görev yapan diplomatlar 2016’da aniden başlayan ses, basınç, baş ağrısı ve denge sorunları bildirmeye başladığında dosya kısa sürede bir sağlık meselesinden istihbarat krizine dönüştü. Sonraki yıllarda farklı ülkelerden benzer bildirimler geldi. Havana sendromu diye yerleşen adın resmî kayıtlardaki karşılığı daha geniş: Anomalous Health Incidents, yani olağandışı sağlık olayları.

Havana’daki ABD Büyükelçiliği.
Havana’daki ABD Büyükelçiliği. · Krokodyl · CC BY-SA 3.0

Bu hikâyeyi ilginç kılan, yalnızca gizli bir silah ihtimali değil. Aynı vakalara bakan kurumların hangi veriyi ağır bastırdığı da farklı. “Herkes aynı şeyi söylüyor” diye anlatılacak bir dosya yok.

Mikrodalga fikri nereden çıktı?

2020 National Academies raporu, bazı ayırt edici belirtiler için yönlendirilmiş, darbeli radyo frekansı enerjisini makul bir mekanizma olarak ele aldı. Bu, faili belirlenmiş bir saldırı raporu değildi. Fakat saldırı savının yalnızca sosyal medyada uydurulmuş bir fikir olmadığını gösteriyor. Duyulan şeyin dışarıdan gelen sıradan bir ses olmasıyla, elektromanyetik enerjiye bağlı bir işitme etkisi aynı mekanizma değil.

Öte yanda NIH’nin 2024 çalışmaları, incelenen grupta kontrollerden ayrılan tutarlı MRI bulguları saptamadı. Araştırmacılar bunun yaşanan belirtilerin gerçek olmadığı anlamına gelmediğini de belirtti. Belirti, görüntülenebilir kalıcı hasar, neden ve fail dört ayrı soru; bunları tek cümlede birbirinin yerine koyunca tartışma bozuluyor.

İstihbarat değerlendirmesindeki çatlak

10 Ocak 2025’te yayımlanan ODNI değerlendirmesinde çoğunluk, yabancı bir aktörün sorumlu olmasını çok düşük olasılıklı buluyordu. İki bileşen ise yeni bir cihaz kapasitesi ve sınırlı sayıdaki olay için değerlendirmelerini farklı ölçülerde değiştirmişti. Bu görüşler de düşük güven düzeyleri taşıyordu; raporda kurumların aynı kesinlikte birleşmediği açık.

CIA ve diğer kurumların geçmişte yanılabilmesi, her sağlık olayını saldırı yapmaz. Ama kurum sözüyle bütün dosyayı kapatmak da bu ayrışmayı görmezden gelir. Hangi olayın nerede yaşandığı, o anda ne ölçüldüğü ve farklı olayların gerçekten ortak bir neden taşıyıp taşımadığı belirleyici.

2026’da yeniden konuşulan cihaz

14 Ocak 2026 tarihli Kongre komitesi mektubu, HSI’ın gizli bir alımda taşınabilir bir cihaz edindiğine ilişkin haberleri sorguluyor. Mektupta alım süreci, maliyet ve test sonuçları isteniyor. Bu belgeyi “silah bulundu, bütün vakalar çözüldü” diye sunamayız; belge bir denetim talebi ve haberlerdeki savların araştırılması. Fakat dosyanın neden hâlâ cihaz tartışmasına döndüğünü somut biçimde gösteriyor.

10 Temmuz 2026 tarihli bakanlık açıklamasında da AHI çalışma ekibinin Directed Energy Bio-Effects adını aldığı ve HAVANA Act kapsamında ilk ödemelerin yapıldığı bildirildi. Bu değişim araştırma ve bakım çalışmalarının sürdüğünü gösteriyor; belirli bir olayın failini veya cihazını tek başına teşhis etmiyor.

Taos Uğultusu da ses ve algı üzerinden konuşuluyor, ama oradaki insanları bu diplomatik olayların parçası saymak için bir neden yok. Benzer sözcükler, aynı kaynak demek değil. Havana dosyasında hâlâ beklenen şey, duyumları, tıbbi bulguları ve varsa cihazı olay bazında birbirine bağlayan açık bir zincir.