Bilim kurgu filmlerindeki kopya insan fikrinin gerçek hayatta tuhaf bir karşılığı var: Kişi karşısındakinin eşine, annesine veya babasına tıpatıp benzediğini kabul ediyor; ama onun gerçek kişi olmadığında ısrar ediyor. “Yüzünü tanıyamıyorum” demiyor. Daha sarsıcı bir şey söylüyor: Yüzü aynı olan başka biri geldi.

Capgras sendromu, Joseph Capgras ve Jean Reboul-Lachaux’nun 1923’te tanımladığı yanlış tanıma tablosuyla anılıyor. Bu bir tek yumurta ikizi olayı veya gerçekten yerine geçilmiş insan dosyası değil; tanıdık kişinin kimliğine ilişkin sanrısal inanç. Bazen yakın kişilerle, bazen başka tanıdık varlıklarla ilgili olabiliyor.
Tanımak ile tanıdık hissetmek ayrılabilir mi?
En çok tartışılan açıklamalardan biri, yüzün görsel olarak tanınmasıyla ona eşlik eden duygusal tanışıklığın aynı anda çalışmaması. Normalde yüzü görüp kim olduğunu bilmekle kalmıyoruz; o kişiye özgü bir aşinalık da hissediyoruz. Bu his eksik olduğunda, kişi yabancılığı “yerine bir kopyası geçti” diye açıklayabilir.
1997’de yayımlanan küçük deneysel çalışmada, tanıdık yüzlere verilen otonom tepkiler ölçüldü. Sonuç, tanışıklığın yalnızca bilinçli isim bulmaktan ibaret olmadığı fikrini destekliyordu. Ancak küçük bir deney bütün vakaların aynı mekanizmayla oluştuğunu göstermiyor; görsel tanışıklık açıklaması önemli bir model.
255 yayımlanmış vakayı inceleyen sistematik değerlendirme, eşlik eden durumların çeşitliliğine işaret ediyor. Psikiyatrik hastalıklar kadar bazı nörolojik tablolar da bağlamda yer alabiliyor. İnternette tek bir belirti listesini okuyarak kendine veya yakınına teşhis koymak bu çeşitliliği kaçırır.
- Yüz körlüğünde yüzü tanımakta güçlük öne çıkar.
- Capgras’ta kişi benzerliği fark edebilir; kimliği reddeden inanç farklıdır.
- Gündelik “bugün seni tanıyamadım” sözüyle bu klinik tablo aynı şey değildir.
Yakınları için de zor bir deneyim. Sevdiğiniz insanın sizi yabancı veya tehdit gibi görmesi, açıklama yaparak hemen çözülemeyebilir. Sakince mesafe tanımak ve profesyonel değerlendirme sağlamak, “bak fotoğrafımız var, demek benim” diye tartışmayı büyütmekten daha anlamlı.
Cotard dosyasıyla birlikte okuyunca şu soru ortaya çıkıyor: Bir insanı “o” yapan şeyin ne kadarı gördüğümüz yüz, ne kadarı o yüze bağlanan his?
—
Tartışmaya katıl
Yorum yazmak ve etkileşimde bulunmak için giriş yapmalısın.
Bu tartışmaya ilk yorumu sen ekle