Bir insanın kalbi atıyor, sizinle konuşuyor, karşısındaki soruyu anlıyor. Ama kendisinin öldüğüne inanıyor. Bunu karamsar bir benzetme olarak söylemiyor; gerçekten artık var olmadığını veya bedeninin içinin boşaldığını düşünebiliyor. Cotard sendromunu ürkütücü kılan şey, bir korku karakterine benzemesi değil, insanın kendi varlığı hakkında bu kadar temel bir kesinliği kaybedebilmesi.

Jules Cotard. 1880’de olumsuzlama sanrıları üzerine klinik tanım yayımladı.
Jules Cotard. 1880’de olumsuzlama sanrıları üzerine klinik tanım yayımladı. · unknown · Public domain

Adı, 1880’de bu tür olumsuzlama sanrılarını tanımlayan Jules Cotard’dan geliyor. Popüler adı “yürüyen ölü sendromu”, fakat bu ad tek bir tablo varmış izlenimi veriyor. Bazı kişiler organlarının bulunmadığına, bazısı çürüdüğüne, bazısı kendisinin veya dünyanın var olmadığına inanabiliyor. Her hastada aynı iddia ve aynı eşlik eden durum görülmüyor.

Bir düşünce, günlük hayatı nasıl kesiyor?

Kişi kendisini ölü kabul ettiğinde yemek yemenin veya bakım görmenin anlamsız olduğuna da inanabilir. Bu, dosyanın sansasyonundan çok daha önemli bir sonuç. Yayımlanmış vaka raporları, ağır depresyon ve başka belirtilerle birlikte öz bakımın ve beslenmenin nasıl etkilenebildiğini anlatıyor. Buradaki kişinin yardıma ihtiyacı var; korku hikâyesinde kullanılacak bir “yaşayan ceset” değil.

Berrios ve Luque’nin yüz vaka üzerinden yaptığı inceleme de aynı etiketin altında farklı belirti kümeleri bulunduğunu gösteriyor. Dolayısıyla “beyindeki şu tek nokta bozuluyor, herkes kendini ölü sanıyor” diye bir düğme açıklaması yeterli değil. Duygudurum, sanrı içeriği ve eşlik eden nörolojik ya da psikiyatrik durum birlikte değerlendiriliyor.

İlginç karşılaştırma Capgras sendromu. Orada tanıdık kişinin kimliği yabancılaşıyor; burada kişinin kendi bedeni ve varlığına ilişkin inancı değişebiliyor. İki tablo aynı değil, ama gündelik kesinliklerimizin yalnızca gözle görmekten oluşmadığını ikisi de güçlü biçimde hatırlatıyor. Aynı yüze bakmak başka, onun tanıdık geldiğini hissetmek başka; yaşamak başka, yaşadığına ilişkin içsel kesinliği korumak başka.

Bu belirtileri yaşayan birinin iddiasıyla uzun bir mantık münazarasına girmek de yaşadığını onaylamak da çözüm değil. Özellikle yemeyi, içmeyi veya öz bakımını bırakıyorsa sağlık desteği geciktirilmemeli. Yaşadığını ona kanıtlamak ile yaşadığı sıkıntıyı ciddiye almak aynı iş değil.