İnsan benzeri bir uzaylıyı hayal etmek kolay. Yüzüne bakıyorsun, gözünü buluyorsun, mimik arıyorsun. Başka bir zihin uzun eklemli, böceksi bir bedende karşına çıktığında işler değişiyor. Mantis anlatılarının en rahatsız edici tarafı bana göre tam burası: Bizimle konuşabilecek birinin bizim gibi görünmesi gerektiği rahatlığını elimizden alıyor.

Vashta Narada’nın Mantis Beings çalışması; böceksi varlıkların sanatçı tarafından tasviri.
Vashta Narada’nın Mantis Beings çalışması; böceksi varlıkların sanatçı tarafından tasviri. · Vashta Narada © / Galactic Art

Mantis adı, peygamberdevesini andıran baş ve uzun uzuv tariflerinden geliyor. Bu görünüş, karşılaşma ve kaçırılma literatüründe insan benzeri varlıklarla birlikte de konuşuluyor. Ben bu anlatıları ele alırken yalnız “Ne kadar korkunç” kısmında kalmak istemiyorum. Beden planının farklı olması, bir zekânın düşünemeyeceği, ilişki kuramayacağı ya da kendince bir toplum geliştiremeyeceği anlamına gelmiyor.

David Huggins’in anlattığı deneyimleri resme aktardığı çalışmalardan biri; olay fotoğrafı değil.
David Huggins’in anlattığı deneyimleri resme aktardığı çalışmalardan biri; olay fotoğrafı değil. · David Huggins / Love & Saucers

David Huggins gibi kişiler anlattıklarını resim yoluyla görünür kılıyor. Love & Saucers onun deneyim iddialarını ve resimlerini konu alıyor. Burada önemli bir ayrım var: Bir tanığın deneyimini çizmesi, bizim sonradan sipariş ettiğimiz bir kapak çiziminden farklı bir malzeme. Karşılaşmanın fotoğrafı değil, anlatıcının tarifini doğrudan takip edebileceğimiz bir kayıt.

Benim savunduğum fikir şu: Zekâyı yalnız insan yüzüne benzediği ölçüde tanımaya çalışırsak, en yabancı karşılaşmalarda en kötü tercüman yine biz oluruz. “Gözünü okuyamadım” ile “duygusu yok” aynı cümle değil. Bizim yüz ifadelerimiz üzerinden duygularımızı çözmeye çalışan başka bir türün de aynı hataya düşmesi mümkün.

Bu konuya girenler Grilerle ilgili beden ve iş bölümü tartışmasına da baksın. Birlikte görüldüğü anlatılan farklı bedenleri baştan tek bir tür saymak zorunda değiliz. Belki de karşılaşma dosyalarının en çok ihmal edilen kısmı, gördüğümüz farklılıkları yeterince ciddiye almamamız.