Bu olayın eski röportajlarında yetişkinler konuşmuyor. Okul kıyafetleriyle çocuklar oturuyor, elleriyle bir yeri gösteriyor, gördüklerini anlatmaya çalışıyor. Bazısı biçime takılmış, bazısı gözlere, bazısı da korktuğu ana. Ariel Okulu dosyasını okurken, rakamlardan önce bu yüzlere bakmak gerekiyor.

Emma K. adıyla Ariel Phenomenon arşivinde yayımlanan tanık çizimi.
Emma K. adıyla Ariel Phenomenon arşivinde yayımlanan tanık çizimi. · Emma K. / Ariel Phenomenon

16 Eylül 1994, Zimbabwe’de Ruwa yakınlarındaki Ariel Okulu. Teneffüsteki öğrencilerin bir bölümü oyun alanının ötesindeki çalılık tarafta sıra dışı bir cisim ve figürler gördüğünü anlatıyor. Sonraki haberlerde altmışı aşan çocuk tanıktan söz ediliyor. Fakat bu sayı, her öğrencinin aynı noktadan aynı ayrıntıyı gördüğü anlamında kullanılmamalı. Tam tersine, anlatılar arasındaki ortaklıklar kadar farklılıklar da dosyayı ilginç kılıyor.

Ariel Okulu anlatısındaki oyun alanı ve çalılık sınırını betimleyen özgün yerleşim şeması; okulun ölçülmüş planı değildir.
Ariel Okulu anlatısındaki oyun alanı ve çalılık sınırını betimleyen özgün yerleşim şeması; okulun ölçülmüş planı değildir. · Medussa.

Çocukların çizimleri burada önemli bir yere sahip. Bir yetişkinin cümlesini tekrarlamakla bir biçimi kâğıda dökmek aynı anlatım biçimi değil. Çizim, çocuğun neye dikkat ettiğini görmeye yardım ediyor. Elbette her çizginin fiziksel bir cismin teknik planı olduğunu söylemiyorum; ama tek bir toplu özet yerine çocukların kendi anlatımlarını koruyan bir malzeme var. O kayıtları silip yerine “hepsi aynı şeyi söyledi” yazınca, aslında dosyayı fakirleştiriyoruz.

Ariel Okulu tanıklarının anlattığı cisim ve varlığı gösteren çocuk çizimi; olay anı fotoğrafı değil.
Ariel Okulu tanıklarının anlattığı cisim ve varlığı gösteren çocuk çizimi; olay anı fotoğrafı değil. · Arşiv aktarımı: Ufoloji.net

John Mack geldiğinde olay çoktan anlatılmaya başlamıştı

Cynthia Hind’in erken araştırması ve haber ekiplerinin kayıtları, John Mack’in görüşmelerinden ayrı bir evre. Mack olaydan sonra okula gidip çocuklarla konuşuyor; kendisi inişi gören tanık değil. Görüşmelerde varlıkların görünüşünün yanında, bazı çocukların aktardığı çevre ve teknolojiyle ilgili düşünceler de öne çıkıyor. Burada hangi sözün ilk gün söylendiğini, hangisinin sonraki görüşmede ortaya çıktığını izlemek çok kıymetli.

Beni en çok etkileyen devamı ise yıllar sonra geliyor. Çocuklar farklı ülkelere dağılıyor, büyüyor ve hayatlarına devam ediyor. Yönetmen Randy Nickerson onların izini sürerek Ariel Phenomenon belgeselini hazırlıyor. 2017’de anlattığı çalışma sürecinde, Mack ailesinden aldığı eski görüntülerin onu okulun ve artık yetişkin olmuş tanıkların peşine düşürdüğünü açıklıyor. Kayıtları saklayan gazetecilere ve öğretmenlere ulaşıyor.

Ariel Phenomenon’un John Mack ve Ariel Okulu anma gösterimi afişi; afişte tanık çizimi kullanılmış.
Ariel Phenomenon’un John Mack ve Ariel Okulu anma gösterimi afişi; afişte tanık çizimi kullanılmış. · Ariel Phenomenon / String Theory Films

Bir çocuğun o gün ne söylediği kadar, yıllar sonra o sözle nasıl yaşadığı da bu hikâyenin parçası.

İnsanın çocukluk hatırası değişebilir; fakat bu cümleyle her çocukluk anlatısını çöpe atamayız. Tanıkların yetişkinlikte konuya dönmeye istekli olması, bazılarının hâlâ güçlükle konuşması ve eski kayıtlarla yüz yüze gelmesi ayrıca dinlenmeye değer. Belgeselin kendi sayfasında izleme seçenekleri ve yapım bilgileri bulunuyor. Bir haberin birkaç dakikalık özetinden daha geniş bir alan sunuyor.

  • İlk günlere ait çizim ve görüşmeler.
  • Araştırmacıların sonradan sorduğu sorular.
  • Yetişkin tanıkların eski kayıtlarla birlikte anlattıkları.

Bunları yan yana izlemek istiyorum. Çünkü Ariel’in derdi yalnızca gökyüzündeki cismin adı değil. Aynı okulda bir olay yaşadığını söyleyen çocukların yetişkinler tarafından nasıl dinlendiği de var. Westall okulunda anlatılanlarla karşılaştırınca bu taraf daha görünür oluyor. UFO gördüğünü söyleyen bir çocuğa ne sorulur, onu ciddiye almak ne demektir ve ciddiye alırken kendi beklediğimiz cevabı ağzına nasıl yerleştirmeyiz? Bu dosya o yüzden yıllar geçtikçe küçülmüyor.