Asansör aşağı iniyor. Üst katlarda garajlar, daha aşağıda laboratuvarlar, kapılarda kimlik kontrolü... Dulce hakkında dolaşan metinler insanı önce böyle bir binanın içine sokuyor. Katları öğreniyorsun, odaların görevlerini öğreniyorsun; bir süre sonra “Bu binaya ilişkin bütün bu ayrıntıyı ilk kim anlattı?” sorusu geride kalıyor. Bence Dulce dosyasını yeniden açacaksak, en ilginç kapı tam burada.

Dulce efsanesinin katlı yeraltı tesisi fikrini canlandıran çizim; gerçek tesis planı değildir.
Dulce efsanesinin katlı yeraltı tesisi fikrini canlandıran çizim; gerçek tesis planı değildir. Yapay zekâyla hazırlanmıştır.

Yer gerçek: Dulce, New Mexico’nun kuzeyinde, Jicarilla Apache Nation’ın yönetim merkezi olan yerleşim. Ama bir kasabanın haritada bulunması ile altında insanlarla uzaylıların birlikte çalıştığı laboratuvarların bulunması ayrı iddialar. Bölgeyi ziyaret eden insanın yol tabelasını fotoğraflaması, bir yeraltı katını gördüğü anlamına gelmiyor. Buna rağmen eski anlatının etkisi güçlü; çünkü gündelik hayatta bildiğimiz güvenlik düzenini alıp korkutucu bir yerin içine yerleştiriyor.

Yedi katı biliyoruz da ilk belge nerede?

Eski Medussa metninde “Thomas C.” adıyla anılan bir güvenlik görevlisi vardı. Daha geniş Dulce literatüründe Thomas Castello adıyla dolaşan bu kişi, tesisten fotoğraflar, belgeler ve görüntü kaydı çıkardığını anlatan hikâyenin merkezinde. Söz konusu malzeme çoğunlukla “Dulce Papers”, yani Dulce Kâğıtları başlığı altında aktarılıyor. Sonraki çizimler ve özetler, orijinal olduğu söylenen fotoğraflarla sık sık yan yana kullanılıyor.

Bu anlatıda üst katlar araç ve ulaşım işleri için ayrılıyor; alt katlara indikçe zihin, genetik ve insanlar üzerinde yapıldığı söylenen çalışmalar öne çıkıyor. En ürpertici bölüm, “Kâbus Salonu” diye anılan kat ile daha aşağıda yardım isteyen insanların bulunduğu iddiası. Hikâyeyi okurken korkuyu yaratan şey uzaylının yüzünden çok bu düzen: bir görevlinin kartını okutup vardiyasına başladığı binada, aşağıda başka bir hayat sürmesi.

Fakat şu ayrımı kaybetmeyelim: Bu kat düzeni elimizdeki bir inşaat dosyasından çıkarılmış değil, anlatının kendi içindeki tarif. Görsellerin üzerinde kat numarası bulunması onları tesis planına dönüştürmüyor. Buradaki çizimler de aynı nedenle efsaneyi canlandırıyor; bir kapıyı bulmuş birinin fotoğrafları değiller.

Dulce anlatısına ilişkin temsilî koridor; sızdırılmış fotoğraf değildir.
Dulce anlatısına ilişkin temsilî koridor; sızdırılmış fotoğraf değildir. Yapay zekâyla hazırlanmıştır.

Dulce derlemelerinde araştırmacıların bölgeye gidip yerel polis Gabe Valdez’le konuştuğu anlatılar da var. Örneğin 1988 tarihli bir ziyaret aktarımında, sığır ölümleri ve geceleri görüldüğü söylenen ışıklar konuşuluyor. Aynı aktarımda Valdez’in giriş bulmadığı da belirtiliyor. Bu küçük cümle önemli: Birinin bölgede açıklayamadığı şeyler gördüğünü söylemesi, bütün kat hikâyesini gördüğü anlamına gelmiyor.

Dosyanın içinde bir de bilgi savaşı var

Paul Bennewitz adı burada karşımıza çıkıyor. Gözlemlerini ve aldığı mesajları gizli bir uzaylı faaliyetiyle ilişkilendiren Bennewitz’in çevresinde hangi bilginin kim tarafından dolaşıma sokulduğu, ayrı bir tartışma. UFO araştırmacısı William L. Moore, 1989 MUFON konuşmasında Bennewitz hakkında bilgi aktardığını ve ona dezenformasyon yöneltildiğini anlattı. Bu, yıllar sonra bir yorumcunun ortaya attığı tahmin değil; Moore’un kendi konuşmasında üstlendiği rol.

İşin rahatsız edici tarafı bu. Yerin altında laboratuvar olmasa bile, insanın merakını ve korkusunu kullanarak onu belirli bir anlatının içine itmek mümkün. Ama Moore’un sözünü alıp “Böylece bölgede anlatılan bütün olaylar tek hamlede açıklandı” demek de acelecilik. Önce hangi bilginin, hangi kişiye, ne zaman verildiğini izlemek gerekiyor. Bir hikâyenin kirlenmiş olması, içindeki her parçanın aynı kaynaktan çıktığını göstermiyor.

Dulce’de Jicarilla Apache Nation karşılama tabelası, 2013.
Dulce’de Jicarilla Apache Nation karşılama tabelası, 2013. Bob Nichols / USDA · Public domain

Dulce’yi yalnızca korku romanındaki yer adı gibi kullanmak da haksızlık. Orası insanların yaşadığı, kurumlarının, toplantılarının ve gündelik hayatının bulunduğu bir yer. Fotoğraftaki karşılama tabelası gerçek Dulce’ye ait; yukarıdaki koridor ise bize anlatılan efsanenin resmi. İkisini aynı albümde görüp aynı tür kayıt sanmayalım.

  • İlk halka: Olayı yaşadığını söyleyen kişinin kendi kaydı.
  • İkinci halka: Onunla görüştüğünü söyleyen araştırmacının aktarımı.
  • Sonraki halka: Aktarımdan hazırlanmış çizimler, videolar ve kat şemaları.

Ben bu hikâyeyi “yedi katı ezberleyelim” diye okumuyorum. Kat sayısını bilen ama fotoğrafın ilk baskısını gösteremeyen bir anlatı nasıl bu kadar yayıldı? Başkalarının korkusu, merakı ve belki bilerek verdiği yanlış bilgiler hangi noktada birleşti? Bob Lazar’ın S4 hikâyesi başka bir üs iddiası; onu Dulce’nin devamı gibi değil, karşılaştırılacak ayrı bir dosya olarak okumak daha ilginç.

İz sürmek isteyenler için Dulce anlatılarının derlendiği metin, Moore’un konuşmasının yayımlandığı 1989 MUFON dergileri ve Dulce’nin gerçek yerleşim hayatını anlatan yerel radyo kaydı bağlantılarını bıraktım. Merak edilecek şey yalnızca dağın altı değil; bu hikâyenin bize kadar gelirken geçtiği eller de var.

İlgili tartışmalar: Dulce Üssü Ve Yeraltı Tünel Ağı