Mars’ın bir fotoğrafında kuru bir ova görüyorsunuz. Bir başka ölçekte aynı bölgeye bakınca, o ovaya doğru uzanan koca kanallar ortaya çıkıyor. Viking görüntülerinde beni yakalayan şey bu: kupkuru görünen bir dünyanın, geçmişte çok hareketli bir yüzey yaşamış olabileceğini hissettirmesi. Aşağıdaki görüntüdeki çizgiler, sadece birkaç ince çatlak değil; çevre arazinin içine gömülen, birleşen ve büyük bir havzaya yönelen sistemler.

PIA00418 · Viking görüntülerinden Chryse bölgesi ve taşkın kanalları.
PIA00418 · Viking görüntülerinden Chryse bölgesi ve taşkın kanalları. · NASA / JPL veya görev arşivi · Public domain

Fotoğrafın kaydı PIA00418. Chryse bölgesine ulaşan Shalbatana, Simud, Tiu ve Ares kanalları bu mozaikte görülebiliyor. Katalog açıklaması, görüntünün Viking’in orta çözünürlüklü siyah-beyaz kareleriyle daha düşük çözünürlüklü renk kayıtlarından birleştirildiğini söylüyor. Yani tek bir deklanşör anına bakmıyoruz. Renk, ayrıntı ve harita sunumu ayrı kayıtların birleşiminden geliyor.

Sondanın gördüğü yerle yörüngedeki kameranın gördüğü yer aynı değil

Viking görevleri hem yüzeye inen araçları hem yörünge araçlarını içeriyordu. Yüzeydeki kamera yakın çevresindeki taşları ve zemini görürken, büyük kanal sistemlerini yukarıdaki araçların görüntülerinden inceliyoruz. “Viking bu kanala ulaştı” denince ikisi birbirine karışabiliyor. Bir kanalın haritasını çıkarmak ile içine bir araç indirip oradan örnek almak aynı araştırma değil.

Görüntülerin çevresine bakınca başka bir ayrıntı beliriyor: kanallar bazı yerlerde kaotik arazi denilen parçalanmış alanlarla ilişkili. Geniş bir ova üzerinde düzenli bir nehir çizgisi değil, çökmeler, kopuk yüzeyler ve farklı genişliklerde yollar var. Suyun geçmişteki rolü tartışılırken bu yüzden yalnızca kanalın şekli değil, nereden başladığı ve nereye açıldığı da inceleniyor.

PIA00426 · Viking görüntülerinden Chryse bölgesi ve taşkın kanalları.
PIA00426 · Viking görüntülerinden Chryse bölgesi ve taşkın kanalları. · NASA / JPL veya görev arşivi · Public domain

İkinci görüntü, aynı bölgenin Valles Marineris ile daha geniş bağını gösteren PIA00426 kaydı. Büyük kanyon sistemini, onunla ilişkili alanları ve kuzeye uzanan taşkın yollarını birlikte görüyorsunuz. Her kanyona nehir yatağı demek doğru olmaz; oluşumunda kırılma, çökme ve aşınma farklı ağırlıklar taşıyabilir. Zaten araştırmayı ilginç yapan da, aynı haritada farklı süreçlerin izlerini ayırmaya çalışmak.

Yıllarca saklandığı iddiasını hangi dosyadan başlatıyoruz?

Bu konuda “NASA biliyordu ama açıklamadı” cümlesi sık söyleniyor. Ben o iddiayı incelemek için belirli bir görüntünün izini sürmek isterim. Hangi görev, hangi kare, hangi tarihteki ilk yayın? Yoksa bütün Viking verilerini kapsayan tek bir gizli dosya varmış gibi konuşmuş oluyoruz.

Viking Orbiter VIS-EDR arşivi, 1976–1982 arasında iki yörünge aracının topladığı görüntüler için belgelenmiş bir veri arşivi sunuyor. Burada yalnızca basına seçilmiş birkaç fotoğraf değil, kayıt düzeni ve görüntü dosyaları söz konusu. Bu arşivin varlığı bütün yayın kararlarının kusursuz olduğunu göstermez; fakat “kanal görüntülerinin hiçbirine ulaşılamıyor” gibi bir genellemeyi de karşılamıyor.

  • Çekim tarihi: Kameranın kaydı aldığı zaman.
  • İşleme tarihi: Görüntünün mozaik veya renkli sunum hâline getirildiği zaman.
  • Katalog tarihi: İncelediğimiz hizmete eklenme veya güncellenme zamanı.

Bir internet kaydında 1998 görünmesi, kameranın 1998’de çekim yaptığı veya karelerin o güne kadar hiç yayımlanmadığı anlamına gelmiyor. Gecikme veya gizleme iddiası için o tarihleri gerçekten ayırmak gerekiyor. Asıl güçlü soru ise bütün bu işlemlerden sonra hâlâ duruyor: bu kadar büyük taşkın izlerini bırakacak su nerede, hangi şartlarda ve ne kadar süre vardı? Ay’daki biçimleri yorumlarken olduğu gibi burada da fotoğrafa bir isim vermekle, onun geçmişini açıklamak arasındaki mesafe büyük.