Tazmanya kaplanının kafes içinde dönüp dolaştığı o siyah beyaz kaydı izleyince, türün sonunu bir takvim gününe sığdırmak kolay geliyor. Bilinen son esir hayvan 1936’da Hobart’ta öldü. Peki bu, aynı gün doğada hiçbirinin kalmadığı anlamına mı geliyor? Dosyanın hâlâ ilgi çeken kısmı burada.

Hobart’ta bir Tazmanya kaplanı, 1933.
Hobart’ta bir Tazmanya kaplanı, 1933. · (Series relates to Australian Information Bureau and successor agencies) · Public domain

Yıllar boyunca orman yollarında, gece farlarının önünde ve tenha arazilerde çizgili bir hayvan gördüğünü söyleyen insanlar çıktı. Bazı görüntüler çok kısa, bazıları mesafeli; bazılarında hayvanın yürüyüşü köpek ya da tilkiyle karışabiliyor. Buna rağmen bütün gözlemleri tek kalemde atmak yerine, tanığın koşullarına ve tarifine göre ayırmaya çalışan araştırmacılar da var.

2023 tarihli çalışma, gözlem verilerinden hareketle yok oluşun bilinen son esir hayvandan çok sonra gerçekleşmiş olabileceğini modelledi. Burada ilginç sonuç yeni bir kaplanın yakalanması değil; eldeki kayıtların farklı güvenilirlik düzeyleriyle birlikte değerlendirilmesi. Modelin izin verdiği geç tarihler, bugün yaşayan bir popülasyon bulunduğu haberi olarak okunmamalı.

Yeni bulunan eski film

Bir başka karışıklık da yeniden keşfedilen arşiv kayıtları. Avustralya Ulusal Film ve Ses Arşivinin yayımladığı 1935 görüntüsü çok değerli, ama yeni çekilmiş bir vahşi yaşam videosu değil. Sonradan renklendirilmiş eski kayıtlar da sosyal medyada sanki güncel çekimmiş gibi dolaşabiliyor.

  • Arşiv filmi: türün hareketini gerçekten görüyoruz.
  • Yakın dönem ihbarı: tanığın ne gördüğünü sınamaya çalışıyoruz.
  • İstatistiksel model: yok oluşun zamanını eldeki kayıtlardan kestiriyoruz.

Üçü birbirinin yerine geçmiyor. Yine de bir türün sonunu düşündüğümüz kadar yakından izleyemediğimizi hatırlatıyorlar. Son kafesin kapısı kapanınca ormandaki bütün soruların da kapanmış olması gerekmiyor.