Bir rahip, cezasından kurtulmak için dünyanın en büyük kitabını tek gecede yazmayı vaat ediyor. Saatler ilerledikçe bunun yetişmeyeceğini anlıyor ve yardım istiyor. Yardımına gelen ise şeytan. Karşılığında ruhunu alıyor, kitaba da kendi portresini koyduruyor. Codex Gigas hakkında anlatılan efsanenin en bilinen hâli bu.

O portreyi açtığınızda neden kitabın “Şeytanın İncili” adıyla hatırlandığını anlıyorsunuz. Bütün sayfayı kaplayan, doğrudan karşıya bakan bir figür var. Kitabın dev boyutlarıyla birleşince görüntü küçük bir kenar süsü olmaktan çıkıyor.

Codex Gigas’taki tam sayfa şeytan tasviri.
Codex Gigas’taki tam sayfa şeytan tasviri. · Herman the Recluse of the Benedictine monastery of Podlažice · Public domain · WebP

Kitabın kendisi de başlı başına tuhaf

Codex Gigas yaklaşık 75 kilo ağırlığında ve 310 parşömen yaprağı taşıyor. 13. yüzyılın başlarında Bohemya’da hazırlanmış. Bugün Stockholm’deki İsveç Millî Kütüphanesi’nde korunuyor. Bir kitabı okumak için açmakla, neredeyse bir insan ağırlığındaki cildi yerinden oynatmak arasında ciddi fark var.

İçinde yalnızca kutsal metin bulunmuyor. Eski ve Yeni Ahit’in yanında tarih, bilgi derlemeleri ve başka metinler de yer alıyor. Bir kişinin elinin altında tutmak isteyebileceği geniş bir bilgi bütünü, tek bir dev cilde toplanmış gibi. Kitabın hacmi, onu hazırlayan kişinin nasıl çalıştığı sorusunu da büyütüyor.

Kütüphanenin yazıcıya ilişkin incelemesi, el yazısındaki tutarlılık üzerinde duruyor. Bir gecede hazırlanma rivayetinin yanında, uzun yıllara yayılmış olağanüstü bir emek ihtimali var. İki anlatı da aynı nesneye bakıyor: Biri imkânsız görünen işi açıklamak için şeytanla anlaşmayı, diğeri onu gerçekten yazan insanın çalışmasını konuşuyor.

Codex Gigas’ı inceleyen bir okur; 1906 tarihli fotoğraf kitabın boyutunu gösteriyor.
Codex Gigas’ı inceleyen bir okur; 1906 tarihli fotoğraf kitabın boyutunu gösteriyor. · İsveç Millî Kütüphanesi koleksiyonu

Bohemya’dan Stockholm’e

Kitabın ilk bilinen sahibi Podlažice Manastırı. Sonra farklı manastırlar ve koleksiyonlar arasında dolaşıyor. II. Rudolf’un koleksiyonuna alınıyor; Otuz Yıl Savaşları sırasında İsveç ordusunun ele geçirdiği eşyalar arasında Stockholm’e taşınıyor. Yolculuğun kayıtları bugün izlenebiliyor.

Üstelik tekinsiz hikâyeler Orta Çağ’da kalmıyor. Kütüphanenin derlediği sonraki anekdotlarda, gece içeride kalan bir görevlinin kitapların hareket ettiğini düşündüğü anlatılıyor. Codex Gigas, saklandığı yer değişse de etrafında yeni efsaneler biriktirmiş.

Kütüphanenin kitap hakkındaki filmi ve efsane derlemesi burada. Geceyi, rahibi ve anlaşmayı anlatan rivayetle birlikte kitabın sayfalarına bakın. Şeytanın yüzünden sonra, kalan yüzlerce yaprağı aynı düzende dolduran kişiyi düşünmek de insanı hayli etkiliyor.