İnternette bir tekne videosu çıkıyor. İlkinde hızlıca geçiyorsun. Sonra aynı görüntünün altında biri “eğriliğin arkasındaysa yakınlaştırınca nasıl geri geliyor?” diye soruyor. Bu kez dönüp tekrar bakıyorsun. Düz dünya meselesine giren birçok kişinin başlangıcını anlamak için koca bir tarih kitabına gerek yok. Bazen tek soru yetiyor.
İlk soru sorulduğunda herkes bütün haritayı kabul etmiş olmuyor. Kimi yalnız videodaki açıklamayı eksik buluyor. Kimi suyun seviyesine takılıyor. Kimi gökyüzündeki hareketi anlamaya çalışıyor. Ama dışarıdan bakan, hepsini aynı anda aynı şeyi söyleyen tek kalabalık sanıyor.
Sonra başlıyor etiketler. Sen cahilsin, sen koyunsun, sen satılmışsın… Yav bir durun. Ortada tekne var, su var, kamera var. Önce onlara baksak? İnsan bir ayrıntıyı anlamadığı için soru sorunca cevap yerine hakaret alırsa, sorusunu bırakmıyor; cevap veren kişiden uzaklaşıyor.
Murphy 2015 civarında karşısına çıkan içeriklerin artışını anlatırken kendi yaşadığı meraktan söz ediyor. Bir video açıyor, sonra başkasına geçiyor. Bunu bugünkü insan sayısı diye vermek yanlış olur ama merakın nasıl büyüdüğünü anlamak için önemli. Düşünce bazen böyle yayılıyor: Birinin sorduğu soruyu diğeri kendi gördüğü şeye bağlıyor.
İşin kötü tarafı da var tabii: Kopya kopyayı doğrulamış gibi duruyor. Bir video beş hesapta, sonra elli hesapta çıkıyor. İnsan her yerde gördüğü için elli farklı kayıt var sanıyor. Oysa aynı teknenin aynı saniyesi dönüp duruyor. Ben düz dünyayı savunurken bunun da farkında olmak isterim. Çok paylaşılması, aynı kıyıya elli ayrı kişinin gidip çekim yaptığı anlamına gelmiyor.
Bence asıl kıymetli paylaşım, birinin kendi kaydını ayrıntısıyla koyması. Nereden çekmiş, saat kaç, kamera nerede? Sonra başkası aynı yere gidip başka gün çekmiş. İki kaydı yan yana görünce yeni bir şey öğreniyoruz. Yoksa aynı görüntünün üstüne farklı müzik koyup duruyoruz.
Ufuk başlığında sorulan şeyle Antarktika rotasında sorulan şey de aynı değil. Biri görüş hattıyla ilgili, öbürü yol ve mesafeyle. Bir tekneye açıklama getirdin diye güneydeki bütün mesafeyi anlatmış olmuyorsun. Aynı şekilde bir haritayı beğendim diye tekne kaydındaki her iddia doğruya dönüşmüyor.
Ben insanların burada farklı ayrıntılara takılmasını istiyorum. Birisi gelir hesabı açar, birisi görüntüyü gösterir, öbürü aynı yere gittiğini kendi kaydıyla anlatır. Tartışma dediğin böyle büyür. Hepimiz birbirimizin cümlesini tamamlayınca değil.
Düz dünya konusunun bana cazip gelen yanı, soru sormak için önce bir ünvan edinmeni istememesi. Yanına kamera alıp bir gözleme bakabilirsin. Sonra birinin itirazı gelir, o itirazı da konuşursun. Yeter ki hangi olayı tartıştığımızı unutmayalım. Aksi hâlde göğe bakmaya başlayıp yorumlarda birbirimize sövmekten başka bir iş yapmıyoruz.

—
Tartışmaya katıl
Yorum yazmak ve etkileşimde bulunmak için giriş yapmalısın.
Bu tartışmaya ilk yorumu sen ekle