Pusula dönmeye başlıyor. Uçağın altında bitmesi gereken buz, bir noktadan sonra yeşil bir vadiye açılıyor. Anlatının dünyasında kutbun ardında yalnızca bilinmeyen bir kıyı değil, başka bir gökyüzü ve insanlığın geri kalanından saklanan bir uygarlık var. “Amiral Byrd’ün gizli günlüğü” diye dolaşan metni bu kadar kalıcı yapan şey, kapının bir dağcıya değil, adı gerçek kutup seferleriyle bilinen bir amirale açılması.

Byrd ile Bennett’in 1926 kutup uçuşuyla anılan Josephine Ford uçağı.
Byrd ile Bennett’in 1926 kutup uçuşuyla anılan Josephine Ford uçağı. USN · Public domain

Richard Evelyn Byrd gerçekten yaşamış bir kutup araştırmacısı. Ama gerçek bir kâşifin bulunmasıyla ona atfedilen her günlüğün aynı kaynaktan gelmesi farklı meseleler. Bu dosyada konuştuğumuz metin, 19 Şubat 1947 tarihini taşıyan “iç Dünya” anlatısı. Arşivlerdeki 1926 kutup uçuşu defteriyle aynı belge değil. İkisini ayırmadan okursak, birinin arşivde bulunmasını ötekinin bütün satırlarının doğrulanması sanabiliyoruz.

Gizli günlükte ne anlatılıyor?

İnternetteki nüshaların ayrıntıları değişse de omurga tanıdık: Byrd kuzeye uçuyor, seyir aletlerinde gariplikler başlıyor, buzların yerini dağlar ve bitki örtüsü alıyor. Yerde büyük hayvanlar seçiliyor. Uçağın alışılmış kontrol düzeninin dışına çıktığı, başka araçların ona eşlik ettiği ve içerdeki bir otoriteyle karşılaşmanın gerçekleştiği söyleniyor. Ardından yüzeydeki insanlığın savaşları ve nükleer silahları hakkında bir uyarı geliyor. Anlatı, dönüşte konuşmasına izin verilmeyen bir tanığın yükünü taşıyarak bitiyor.

Burada etkili olan tek tek “mamut gördü” veya “hava sıcaktı” ayrıntısı değil. Adamın bildiği dünyanın araçları sırayla elinden alınıyor: Önce pusula, sonra harita, sonra kimseye anlatabilme hakkı. Bu, yeraltı uygarlığı iddiasını aynı zamanda bir bilgiye erişim hikâyesi yapıyor. Bizim bildiğimiz dünya nereye kadar; haritanın dışında kalan şey bir kara parçası mı, yoksa bilmememiz istenen bir düzen mi?

Yalnız, bu sorunun cevabını arıyorsak metnin üzerindeki tarihi de görmezden gelemeyiz. Ohio State’in sefer kayıtları, 1946–1947 dönemini Antarktika’daki Operation Highjump dosyaları arasında ele alıyor. Dolaşımdaki günlük ise aynı dönemde bir Arktik, yani kuzey kutup uçuşu anlatıyor. Kuzey ile güney aynı yer değil. Bu uyuşmazlığın nasıl açıklanacağı, sırf amiralin adına güvenilerek atlanacak bir ayrıntı değil; metnin kendi kimliğine ilişkin temel bir soru.

Kutup araştırmacısı Richard Evelyn Byrd’ün tarihî portresi.
Kutup araştırmacısı Richard Evelyn Byrd’ün tarihî portresi. Underwood & Underwood · Public domain

Gerçekten bulunan defter hangisi?

1996’da Ohio State arşivinde bulunan defter, Byrd ile pilot Floyd Bennett’in 9 Mayıs 1926 uçuşuna ilişkin. Uçak Josephine Ford. Üniversitenin duyurusunda defterin hazırlıkları, uçuş notlarını ve kokpitte yazıyla yapılan haberleşmeyi içerdiği anlatılıyor. Üstelik bu kayıt, Byrd’ün gerçekten kutba ulaşıp ulaşmadığı konusunda yeni tartışma doğuruyor. Yani arşivdeki malzeme de pürüzsüz bir kahramanlık afişi değil; incelenebilen, karşılaştırılabilen bir kayıt.

Bu bana gizemden daha azını vermiyor. Tam tersine, elle tutulur bir soru veriyor: Uçuşun hesabı nasıl yapılmış, hangi not silinmiş, pilot hangi koşulda geri dönmüş? “Günlük bulundu” başlığını görüp tropikal iç Dünya anlatısının da o kutudan çıktığını sanmak ise iki dosyayı habersizce birbirine dikmek oluyor. Gerçek defteri incelemek isteyenin önüne yanlış defteri koymuş oluyoruz.

  1. 1926: Byrd–Bennett uçuşu ve sonradan arşivde bulunan seyir notları.
  2. 1946–1947: Antarktika seferi Operation Highjump.
  3. 19 Şubat 1947 tarihli iç Dünya metni: Kuzeyde yeşil bir dünya ve gizli uygarlık anlattığı için tartışılan, ayrı kaynak zincirine sahip metin.

Bu sıralama, “Devletler hiçbir şey saklamaz” demek değil. Bir belgeye neyin dayanarak inandığımızı belirlemek. Bir metin gizli olabilir; ama gizli olduğunu söyleyen önsöz, tek başına onun arşiv geçmişi değildir. Asıl nüsha, ilk basım, el yazısı, yayımlayan kişinin metni kimden aldığı gibi izler bulunabilirse, tartışma aynı kopyayı dolaştırmanın ötesine geçer.

İç Dünya anlatısının hâlâ insanı çekmesini anlıyorum. Buzun arkasında yaşam olması, teknolojinin bizden önce ilerlemiş bulunması ve bize bütün coğrafyanın anlatılmaması, güçlü ihtimaller gibi hayal ediliyor. Agarta ve Şamballa metinleri de benzer bir saklı bilgi duygusu taşıyor. Ama Byrd dosyasını özel kılan, tarihli belgelerle dolaşımdaki anlatının yan yana konabilmesi. Bu yüzden konuyu bir fotoğrafın altına “kutup deliği” yazıp bırakmak yerine, bu üç ayrı izi aynı masada tutmak daha iyi bir başlangıç.

İlgili tartışmalar: Project Looking Glass Ve Zaman Bükümü