Licht Zeichen (LZ) dergisi, eski CIA ajanı ve UFO araştırmacısı Virgil Armstrong (VA) ile bir söyleşi yapmıştı. Bu söyleşiye zaman zaman Oldenburg Kültür evinden Werner de katılmıştı. Söyleşide İç Dünya'nın yapısından kutuplardaki girişlere, Agarta'dan uzaylı işbirliklerine kadar birçok iddia yer alıyor.
İç Dünya'nın Yapısı
Armstrong, İç Dünya deyimi ile yüzeyden aşağı doğru uzanan 800 mil çapında (takriben 1.330 km) bir kabuğu kastettiğini söylüyor. "Boş Dünya" iç taraftadır ve merkezini çeşitli güneşler vardır. Dünya gerçekten boştur ve Amiral Byrd de bu gerçeği keşfetmiştir.
İç Dünya'da çok, çok kilometrelerce uzunluğunda tüneller bulunduğu, bazılarının 170 kilometreyi bulduğu belirtiliyor. Bazıları aydınlatılmış; 620 km derinlikte ise hiçbir insana rastlamak mümkün değildir. Nereye gittiğinizi bilmezseniz oralarda ölebilirsiniz. Bana bu hikâyeleri anlatan yerlilerle birlikte yirmi dört yıl yaşadım; taş devri insanları ve tarih öncesi yaratıklar, mesela mamutlar 620 km derinlikte görülebilir ve onlar orada havada salınmaktadır.
Yerçekimi ve Bariyerler
Görünüşe göre İç Dünya'ya girişi engelleyen bariyerlerin nasıl çalıştığını kimse anlayamadı. Bu bariyerler çok yüksek frekanstan oluştuğu için, ancak bunu bilen insanlar buradan geçebilirler. Yerçekimine karşı bir güç olduğu, her halükârda bu bölgede yerçekimi olmadığı belirtiliyor. Oraya giren hayvanlar havada asılı olarak kalıyor, orada hapsoluyor ve dışarı çıkamıyorlar; daha sonra da ölüyorlar tabii. Onlar yanlışlıkla içeri giriyorlar ve orada mahsur kalıyorlar.
Agarta ve Şamballa
Armstrong'a göre İç Dünya'da birçok medeniyet var ve en önemli şehir Agarta'dır. Agarta İç Dünya'dadır; "Boş dünya"nın kendi ayrı medeniyeti var. Şamballa da İç Dünya'ya aittir ve Şamballa ile Agarta tek ve aynı şeydir. İç dünyadaki güç bariyerleri, "boş dünyayı" korumak için oraya konmuştur; belirli kimseler hariç kimse bariyerleri geçemez. Kutuplarda doğrudan "boş dünya"ya açılan açıklıklar vardır ve oraya gitmek de mümkündür.
Kutuptaki Giriş
Giriş açıklığının yaklaşık 400 mil genişliğinde olduğu belirtiliyor. Kuzeydeki noktaya kadar yüzeyden yolculuk yapıldıktan sonra, iç tarafın içine doğru inmeye başlanır ve yerçekimi burada da aynı şekildedir. Birçok insan oraya gitmek istiyor. Bir zamanlar ben de davet edilmiştim; bir arkadaşım üç yıl önce benimle yeniden bir keşif gezisine çıkmak istedi. Telefonlarımın dinlendiğini söylememe rağmen beni dinlemedi ve üç ay sonra kız arkadaşı bana telefon ederek onun hapiste olduğunu söyledi.
Bu adam, II. Dünya Savaşı sırasında Pentagon için çalışan bir üsteğmendi. Savaştan sonra ilk defa bir keşif gezisi organize etti. Bir uçak satın alarak Amiral Byrd'ün "Boş dünya"yı keşfederken izlediği rotayı takip etti. Kutuplarda içeri doğru kıvrılma başlamadan önce bir Amerikan Hava Üssü mevcuttur. Onlar bu bölgeye geldikleri zaman iki Amerikan jeti onları takip ederek yere inmeye zorladı. Amerikalı yetkililer kendilerini bir defaya mahsus olmak üzere serbest bırakacaklarını, fakat bir daha oraya gelmeyeceklerine dair söz vermelerini istediler; aksi halde gelecek defa uçaklarını düşüreceklerdi. Amerikan Hava Kuvvetlerinin buradaki üssünün görevi "Boş dünya"ya giden yolu kontrol etmektir.
Bu üs, Alaska'nın kuzey ucunun kuzeyinde; Adak Adası'ndadır.
Amiral Byrd'ün Gizli Günlüğü
Amiral Byrd'ün "Boş dünya"yı keşfetmesi sırasında, Byrd'ü davet eden Şamballa'nın Efendisi, ondan atom bombası denemelerine son vermesi için ABD hükümeti yetkilileri ile görüşmesini rica etmişti. Byrd elinden geleni yapacağına söz verdi. Eskortlanan uçağının kontrolünü yeniden kendisine devrettikten sonra, iki uçan daire ona kutuba kadar eşlik etti ve ayrılırken Almanca "Auf Wiedersehen" (Hoşçakalın) dediler.
Aşağıdaki Üstad telepati vasıtası ile konuşuyordu. Eğer bu insanlar Almanca konuşabiliyorlarsa, belki onlar Hitler'in bahsettiği kuzeyli ırktandırlar. Evet, onlar kuzeyliye benziyorlar ama biliyor musunuz, Alman halkının bir bölümü çok, çok eski zamanlarda kutbun içine yerleşmişti.
Hitler ve Antarktika
1926-1943 yılları arasında SS'ler Tibet'e ziyaretler düzenlediler. 1938-39 yılları arasında Almanlar Güney Kutbuna bir keşif gezisi düzenleyerek "Neuschwabenland" diye adlandırdıkları bölgeyi kendi topraklarına katmışlardı. Bu operasyonu bizzat Göring yönetmişti; Göring savaş sırasında binlerce insanı oraya gönderdi. Savaştan sonra Hitler ve III. Reich'ın önde gelenleri, özellikle SS'ler "içerdeki" üsse kaçtılar.
Bana göre, savaştan bugüne kadar geçen süre içinde gidenlerin birçoğu geri döndüler. "Boş dünya"daki insanlarla işbirliği yapabildiklerine göre, onların iyi insanlar olduklarını düşünüyorum. Savaş sırasında (1942-43) Hitler'in Antarktis'te gizli bir denizaltı limanı vardı ve bu üs müttefiklere teslim olmadı. ABD, Amiral Byrd'ü bu üssü bulmakla görevlendirdi.
Hitler, Amerikalılara karşı Alman bilginlerinin yaptığı iki UFO'yu yolladı. Bunlardan biri saatte 2000, diğeri ise 5500 km sürat yapabiliyordu ve 8 cm zırhı delebilecek güçte lazer topuyla silahlandırılmıştı. O zamanlar en hızlı uçak saatte 800-1000 km sürat yapabiliyordu. Hitler'in bu UFO'lara ve silahlara sahip olması, müttefiklerin onu kayıtsız şartsız teslim olmaya zorlamasında çok etkili oldu. Hitler bunu öğrenince her iki UFO'nun da parçalara ayrılarak denizaltılara yüklenmesini emretti. Hitler, Eva Braun ve SS yardımcıları ile birlikte önce Arjantin'e, oradan da bugüne kadar yaşadıkları Güney Kutbuna gittiler. Hitler, Buenos Aires'te mütevazı bir hayat sürerek 90 yaşının üstünde normal bir şekilde öldü. Eva Braun ise bugün hâlâ yaşıyor; sanırım yaşı 90'ın üstünde.
Vril ve Thule
Hitler'in bu UFO'lara ve silahlara sahip olmasında antigravitasyonel güç ve Schauberger'in belirttiği manyetik enerji etkili olmuştu. Schauberger'den önce 19. yüzyılın başlarında Prof. Dr. Philipps bir uzay gemisi yapmış ve Ay'a, Mars'a, Venüs'e ve çevresindeki gezegenlere yolculuk yapmıştı. Hitler ve Göring onun teknolojisine sahip olmak istediler ama o gittiği yerden geri dönmedi. Hitler arzuladığı bu teknolojiyi bir başka şekilde elde etti. Hitler'den önce Almanya'da uzay gemisi yapabilen iki gizli örgüt vardı: Vril ve Thule locaları. Vril Locası, yaptığı uzay gemilerini 1920'li yıllarda uçurmayı başarmıştı. Hitler'in Vril Locasına mensup iki kişi tarafından eğitildiğine inanılıyor ama daha sonra ondan uzaklaştılar.
Kişisel görüşüm, Vril Locasının Philipps'e yardım ettiği şeklindedir. Bu Loca metafizik bir dünya görüşünü temsil ediyordu; onlar uzayda özgürce dolaşarak dünya dışı hayat biçimlerini tanımak istiyorlardı. Sanıyorum ki Hitler ne Thule Locasından, ne de diğerinden böyle bir bilgi almadı; o, bu teknolojiyi ABD gibi kötü niyetli dünya dışı varlıklardan aldı. Uzaylılar ona şöyle demişti: "Bize biyolojik deneme malzemesi olarak Alman halkını verirsen, biz de size savaşı kazanmanız için gerekli teknolojiyi veririz." Hitler onlara, "Yo, hayır... Ari ırk üzerinde deneme yapmanıza izin veremem. Fakat size kamplardaki insanları (Polonyalı, Rus, Yahudi) verebilirim," demişti. Gerçekten de kamplarda birçok insan iz bırakmadan kaybolmuştu.
Griler ve Üçüncü Güç
Kötü uzaylıların Orion'dan ve çoğunluğu Reticuli'den geldiği belirtiliyor. ABD Başkanı Truman zamanında ABD "Grilerle" bir anlaşma yapmıştı; iki çeşit "Gri" var, iyiler ve kötüler. Kötü "Griler" küçük yapılı takriben 1-2 m uzunluğundaydı ve Hitler'le anlaşma yapan bunlardı. Griler, zeki küçük kertenkele insanlardır; ortalama olarak 90 cm boyundadırlar, deri renkleri gribeyazdan gri maviye, gri yeşil ve gri kahverengiye değişir. Asıl önemlisi ise insanların ruh enerjisi veya yaşama enerjisiyle beslendikleri iddiasıdır. Rivayetlere göre Griler aldatıcıdır ve mantıkla hareket etmelerine rağmen onlara göre hedeflerine ulaşmak için aldatmaca mantığa uygundur. Tekil ya da çift yıldızlı sistemde bulunan Orion ve Alfa Draconis, Griler faaliyetinin merkezidir.
Antarktis'teki UFO'lara Armstrong "Üçüncü Güç" diyor. Amiral Byrd, Hitler'in her iki UFO'sunu ele geçirmek ve Üçüncü Gücün kayıtsız şartsız teslim olmasını sağlamak için yeniden kutba yollandı. Ona sekiz ay süre tanımışlardı ama sekiz haftadan kısa bir süre içinde büyük bir hezimete uğradı. Oradaki teknoloji o kadar üstündü ki hiçbir şeye başlayamadı; örneğin uçaklarından biri, elektromanyetik enerjiden oluşan görünmeyen bir duvara çarparak paramparça oldu. Bu, Hitler'in adamlarının dünya dışı varlıklardan öğrendiği bir teknoloji idi. Bu durum, Ronald Reagan'ın planladığı SDI (Yıldız Savaşları Projesi) kalkanına benziyor.
Onların sahip olduğu bir diğer sistem de Psikotronik'ti. O zamanlar bu konu ABD'de hiç bilinmiyordu ama şimdi biliniyor. Bu gücü oluşturan hem dünya dışı varlıklar hem de III. Reich mensuplarıdır. Uzaylılar Reticuli'den gelen "Gri"lerdi. Ben "Gri"lerin bugün için bir tehlike oluşturacağını sanmıyorum; muhtemelen "Boş dünya" mensupları ile bir ittifak yaptılar ve şimdi barışçılar. Bir zamanlar tehlikeli idiler ama artık değiller. Dünya politikalarını etkileyip etkilemedikleri sorulduğunda ise onların bu konuyla ilgileri olmadığını, varlıklarının bizim dünyamızdan geri çekildiğini söylüyor.




Wiki’de ilgili maddeler: Antarktika
Konuyla ilgili görseller

Görsel açıklamaları, kaynaklar ve lisanslar
- Concave Hollow Earth.svg — Rick Manning. CC BY-SA 2.5. WebP biçimine dönüştürüldü; oranı korunarak en fazla 1400 piksel genişliğe ölçeklendi.
İçbükey oyuk Dünya modelinin şematik tasviri. Bilimsel olarak doğrulanmış bir yeraltı uygarlığının haritası değildir.
—
Tartışmaya katıl
Yorum yazmak ve etkileşimde bulunmak için giriş yapmalısın.
Bu tartışmaya ilk yorumu sen ekle