Bir dilin son konuşanı öldüğünde geride ses kaydı kalmamışsa ne kaybettiğimizi düşünmek zor. Rongorongo daha da tuhaf bir boşluk bırakıyor: işaretler gözümüzün önünde. Kuşa, insana, bitkiye benzeyen biçimler ahşabın üstünde duruyor. Sanki biri bir şey anlatmak için çok uğraşmış; biz ise metnin karşısında konuşmayı bilmeyen tarafız.

Paskalya Adası, yani Rapa Nui, çoğu kişinin aklına taş heykellerle geliyor. Oysa bu küçük ahşap tabletler adanın geçmişine açılan bambaşka bir kapı. Bir metni okuyabilsek belki kişilerin adlarını, bir soy zincirini, bir ritüelin sırasını veya bugün aklımıza bile gelmeyen bir düzeni öğreneceğiz. Şimdilik işaretlere verilen modern adlar ile onların gerçek anlamını birbirine karıştırmamamız gerekiyor. Kuşa benzeyen bir şekle “kuş” demek onu okumak değil.
Tableti çevirerek okumak
Bu yazının en dikkat çekici özelliği satırların düzeni. Ters boustrophedon denilen düzende bir satırdan sonrakine geçtiğinizde işaretlerin yönü değişiyor; tabletin 180 derece çevrilmesi gerekiyor. Yalnızca “sağdan sola mı?” sorusu değil bu. Nesneyi elinizde nasıl tuttuğunuz da okumanın parçası. Fotoğrafın tamamına değil, yan yana iki satırdaki figürlerin yönüne bakınca fark ediliyor.

Birbirini tekrarlayan diziler var. Araştırmacılar farklı tabletlerde benzer işaret gruplarını karşılaştırıyor. Bu tekrarlar umut verici; fakat modern bir şekil eşleştirme programının iki diziyi benzer bulması, aralarında geçen cümleyi çevirmesi demek değil. Hangi işaretin bağımsız olduğu, hangisinin birleşik biçim sayılacağı bile sonuca etki ediyor. Elimizdeki küçük metin topluluğundan kocaman bir sözlük çıkarmanın zorluğu burada.

2024’te yayımlanan radyokarbon araştırması tartışmaya yeni bir ayrıntı ekledi. Roma’da korunan dört tabletin ahşabı incelendi; bunlardan birinin ahşabı Avrupa temasından önceye uzanabilecek kadar eski çıktı. Bologna Üniversitesi’nin araştırma duyurusu da bu olasılığın önemini anlatıyor. Buradaki püf noktası şu: ağacın yaşıyla işaretlerin kazındığı gün aynı tarih değil. Eski bir tahta daha sonra da kullanılmış olabilir. Yine de araştırma, yazının ortaya çıkışı hakkında yeni bir test zemini sağlıyor.
- Ahşabın tarihi: malzemenin ne kadar eski olduğunu gösterir.
- Tablet üzerindeki işaretler: ayrı bir kullanım ve kazıma geçmişi taşır.
- Diğer tabletlerle ortak diziler: olası okuma önerilerini karşılaştırma imkânı verir.
Beni burada etkileyen, “Gizli bir mesajı çözeceğiz” havasından çok bilginin nasıl kaybolabildiği. Bir topluluğun okuma geleneği kesintiye uğradığında nesne kalabiliyor, anahtarı kalmıyor. Üstelik bugün müzede gördüğümüz her örnek de özgün tablet değil; kalıplar ve kopyalar var. Fotoğraf altındaki nesne bilgisinin bu yüzden kıymeti var.
Phaistos Diski tek başına kalmış bir metnin, İndus mühürleri ise çok kısa yazıların sorununu taşıyor. Rongorongo’da bunlara tarihsel bir kopuş ekleniyor. Bir gün sağlam bir okuma önerisi çıkarsa yalnızca birkaç şeklin anlamını öğrenmiş olmayacağız; uzun zamandır sessiz duran bir insan dünyasına ilk defa kulak vereceğiz. Şimdilik en iyi başlangıç, tabletin kendisine gerçekten bakmak.
—
Tartışmaya katıl
Yorum yazmak ve etkileşimde bulunmak için giriş yapmalısın.
Bu tartışmaya ilk yorumu sen ekle