Bir B-52’nin kabininde yangın çıkıyor. Uçak Grönland’da, aşağıda deniz buzu var. Mürettebat Thule’ye inmeye çalışıyor, fakat şartlar kötüleşince uçak terk ediliyor. Yedi kişiden altısı kurtuluyor. 21 Ocak 1968’de yere düşen uçakta dört termonükleer silah bulunuyor.

Bu, gizli üsler listesine yakıştırılmış bir söylenti değil. Kazanın tarihi, yeri ve silahların taşındığı açık kayıtlarda var. Daha sonra üstüne binen soru ise başka: Silahların ve radyoaktif malzemenin ne kadarı geri bulundu? “Kayıp bomba” başlığının altında birbirinden farklı parçalar bu noktada birbirine karışıyor.

21 Ocak 1968 kazasının buzda bıraktığı kararmış alan.
21 Ocak 1968 kazasının buzda bıraktığı kararmış alan. United States Air Force · Public domain

Nükleer patlama olmadı; bu, kaza temizdi demek değil

Uçak, Thule Üssü yakınlarında North Star Bay’deki buza çarptı. Bombaların konvansiyonel patlayıcıları infilak etti, fakat nükleer zincirleme patlama meydana gelmedi. Radyoaktif parçalar ve kirlenmiş enkaz çevreye dağıldı. Bu iki cümleyi birlikte okumak gerekiyor: Hiroşima tipi bir patlama yaşanmamış olması, nükleer silah taşıyan bir uçağın düşmesinin tehlikesini ortadan kaldırmıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığının yayımladığı olay özeti, kabin dumanla dolarken ve elektrik kaybolurken tahliye kararının verildiğini aktarıyor. Bu kadar büyük bir güvenlik sisteminin son anında bile karar, dumanın içinde kalan insanlara dayanıyor. Uçak orada niye bulunuyordu? Silahlar hangi görev kapsamında taşınıyordu? Kazadan sonra iki hükümet halka ne anlattı? Dosya yalnızca kokpitte olanlarla sınırlı değil.

Chrome Dome devriyeleri, nükleer karşılık verme kapasitesini havada tutan Soğuk Savaş düzeninin parçasıydı. “Güvenlik için” yapılan uçuşun kendisi, başka bir güvenlik sorunu yaratmıştı. Grönland çevresindeki uçuşlar ve Danimarka’yla yürütülen görüşmelere ait belgeleri toplayan National Security Archive dosyasında, kaza öncesindeki siyasi tartışmalar da görülebiliyor. Gizlilik yalnız uçağın içindeki yükte değil, o yük hakkında kimin ne bildiğinde de vardı.

Crested Ice sırasında bir çalışanın radyasyon kontrolü, 1968.
Crested Ice sırasında bir çalışanın radyasyon kontrolü, 1968. United States Air Force · Public domain

Temizlik çalışması Crested Ice adıyla anıldı. Fotoğrafta bir çalışanın radyasyon kontrolü görülüyor. Bu görüntüyü görünce konunun yalnızca denizin altında aranacak metal bir nesne olmadığını fark ediyorsunuz. Buzu, karı, ekipmanı ve üzerindeki kıyafeti kontrol etmek zorundasınız. Bir kaza sahasının toparlanması ile orada çalışan insanların ve çevrenin bütün etkilerden kurtulması aynı takvimde gerçekleşmiyor.

Dördüncü bomba denince tam olarak ne aranıyor?

2008’de BBC’nin haberleri, silahlardan birinin denizin altında kalmış olabileceği tartışmasını yeniden büyüttü. Ardından Danimarka Dışişleri Bakanının talebiyle hazırlanan 2009 DIIS araştırması yayımlandı. Araştırmacı Svend Aage Christensen’in vardığı sonuç, dört silahın da parçalanıp işlevsiz kaldığı, deniz tabanındaki aramanın bütün bir bombayı değil belirli bir silah bileşenini hedeflediği yönündeydi.

Bu ayrım bir kelime oyunu değil. “Çalışır durumda bütün bir bomba”, “silahın bir bileşeni” ve “çevreye dağılmış plütonyum” aynı şeyi anlatmıyor. Üçünden herhangi biri önemlidir, ama biri hakkındaki belgeyi ötekinin kanıtı diye sunarsak olayın ne olduğunu kaçırırız. Raporun hükümetçe istenmiş olması da metni okumamıza engel olmamalı; tam tersine, hangi belgelerden hangi sonuca vardığına bakabiliriz.

  • Kesin olay: Nükleer silah taşıyan B-52’nin düşmesi.
  • Fiziksel sonuç: Patlayıcıların infilakı ve radyoaktif kirlenme.
  • Ayrı tartışma: Deniz tabanında aranan parçanın ne olduğu ve ne kadarının geri bulunduğu.

“Bir bomba eksik” demek akılda kalıyor. Fakat yirmi yıl sonra bir belge açıldığında, içindeki “weapon part” ifadesini nasıl çevirdiğiniz bütün hikâyeyi değiştirebilir. Eksik veya karartılmış kayıtları sorgulamak gerekiyor; boşluğu kesin bir cümleyle doldurmak değil. Temizlikte çalışanlar ve bölgenin insanları açısından asıl sorun, sloganın hangisinin daha etkileyici olduğu değildi.

Thule’de bir radarın radomu; tarihî tesis fotoğrafı.
Thule’de bir radarın radomu; tarihî tesis fotoğrafı. JoAnne Castagna, U.S. Army Corps of Engineers, New York District · Public domain

Üssün adı 6 Nisan 2023’te Pituffik Space Base olarak değiştirildi. Bugün füze uyarısı ve uzay izleme görevleriyle anılıyor. Dolayısıyla “Thule diye bir üs kaldı mı?” sorusunda arama yaparken iki adı da kullanmak gerekiyor. Burada söz edilen yerin, Almanya’daki Thule Cemiyeti’yle aynı şey olmadığını da ekleyelim; isim benzerliği tarihleri birleştirmiyor.

Kaza için yayımlanan diplomatik olay özeti, özgün belgelerin yer aldığı arşiv dosyası ve 2009 DIIS raporu birlikte okunabilir. Dağın içine kurulan Cheyenne kompleksi bir nükleer saldırıdan sonra komutanın devam etmesi için tasarlanmıştı. Thule’de ise saldırı olmadı; kendi devriye uçağının düşmesi yetti.

İlgili tartışmalar: Ural Dağları’Ndaki Nükleer Araştırma Tesisi