Bunyip’i tek bir resimde tanımaya çalışırsanız zorlanırsınız. Bir anlatıda koyu tüylü ve köpeğe benzer, diğerinde uzun boyunlu, başka birinde kuşla başka bir hayvanın birleşimi gibi. Değişmeyen şey çoğu zaman beden değil, mekân: derin su, sazlık ve insanın ne bulunduğunu tam göremediği alan.

Bunyip farklı Avustralya yerli topluluklarının anlatılarıyla ve daha sonra yerleşimcilerin gazetelerine geçen hikâyelerle ilişkilendiriliyor. Bütün toplulukların tek bir canlıyı aynı adla tarif ettiği düşünülmemeli. Bugün “Bunyip” başlığı altında topladığımız dosyada yerel inanış, çeviri, gazete haberi ve edebiyat birbirine karışmış durumda.
İnsanların önüne bir kafatası konduğunda
1847’de Sydney’de sergilenen, Bunyip’e ait olduğu ileri sürülen kafatası dosyanın en somut parçalarından biri. Dönemin bilim insanları örneğin gerçekten yeni bir canlıya mı, bilinen bir hayvana mı ait olduğunu tartıştı. William Sharp Macleay bu tartışmaya katılan isimlerden. Aşağıdaki tarihsel çizim, “bataklıkta fotoğraflanmış canavar” değil; örnek olarak öne sürülen kafatasının yayımlanmış tasviri.

Edward Ellis Morris’in 1898 tarihli Austral English sözlüğünün Bunyip maddesi, eski yayınlardan bir dizi aktarımı yan yana getiriyor. Aynı başlıkta yuvarlak başlı, uzamış boyunlu bir su hayvanı tarifiyle koyu tüylü bir canlı gözlemi bulunabiliyor. Kafatasını bilinen evcil hayvanlara bağlayan yorumlar da aynı kaynak zincirinde. Yani tartışma, internetin sonradan eklediği tek bir açıklamadan ibaret değil.
Fakat bir kafatasının Bunyip diye sunulup başka bir hayvana bağlanması, farklı yerlerde anlatılmış bütün su varlıklarının aynı şekilde açıklandığı anlamına gelmiyor. Bu örneğin geçmişi bir dosya; yerel anlatıların geçmişi başka. İkisini birbirinin yerine kullanmak yerine, o nesnenin neden bu kadar kolay Bunyip adıyla karşılandığını da düşünmek gerekiyor.
Bataklıktan gelen ses
Eski metinlerde ses de önemli. Sazlık çevresinde duyulan derin, boğuk çağrılar Bunyip’e bağlanmış; bazı yazarlar ise balaban gibi kuşların sesini önermiş. Gece duyulan bir sesi gündüz gördüğünüz hayvanla eşleştirmek her zaman kolay değil. Bu açıklama belirli sesler için anlamlı olabilir; her farklı beden tarifinin hazır cevabı olmak zorunda değil.
- Su içindeki gövde: Bazı eski tariflerde uzun boyun ve iri bir beden öne çıkıyor.
- Kıyıdaki hareket: Başka aktarımlarda koyu tüyler ve tanıdık hayvanlara benzeyen bir görünüş var.
- Görünmeyen varlık: Bazı kayıtlarda ortada yalnızca sazlıktan gelen ses bulunuyor.
Kelpie de suya yaklaşmanın tehlikesini bir varlıkla anlatıyor, ama İskoç su ruhunu Avustralya’daki bütün geleneklerin anahtarı gibi kullanamayız. Bunyip’in asıl zenginliği, her anlatıda aynı posteri vermemesinden geliyor. Onu ararken yalnızca bir hayvanı değil, insanların o suyla kurduğu ilişkiyi de okuyoruz.
—
Tartışmaya katıl
Yorum yazmak ve etkileşimde bulunmak için giriş yapmalısın.
Bu tartışmaya ilk yorumu sen ekle