Anna’nın Anastasia olmadığını öğrendiğinizde bu olay bitmiyor. Bence asıl o zaman rahatsız edici hâle geliyor. Bir kadının etrafında yıllarca insan toplanmış, aile hatıraları karşılaştırılmış, mahkemeler sürmüş. Yakınlık duyanlar onun yüzünde kayıp prensesi görmüş. Sonra geriye dönüp hepsine bakıyorsunuz: Aynı insana bakıp nasıl bu kadar ayrı hayatlar gördüler?
Anna Anderson 1920’de Berlin’de bir kanaldan kurtarıldığında kimliğini ortaya koymuyor. Zamanla kendisinin Anastasia olduğu iddiası çevresinde bir hayat kuruluyor. Romanov ailesinin sonu, kayıp çocuk ihtimali ve sürgündeki insanların özlemi birleşince mesele bir kimlik tespitinden çok daha büyük bir şeye dönüşüyor. Onu kabul edenler arasında Gleb Botkin gibi aile çevresiyle bağı olan kişiler de var. Buna karşılık kabul etmeyen yakınlar da bulunuyor. Yani bir tarafta herkesi kolayca kandıran kadın, öte tarafta hiçbir şey bilmeyen kalabalık diye anlatmak bana ucuz geliyor. Aileyi tanıyan insanlar da aynı noktada birleşememiş.

Uzun dava süreci onu hukuken kayıp prenses yapmadı. 1968’de John Manahan’la evlenip Amerika’da yaşamaya başladı; 1984’te öldü. Ardından yapılan DNA incelemeleri Romanov anne hattıyla uyuşmadığını, Franziska Schanzkowska’nın akrabasıyla ise uyum gösterdiğini ortaya koydu. 1995’te yayımlanan çalışma bu yüzden önemli. Burada tekrar “Ama ya gerçekten prensestiyse?” diye başa dönmeye gerek görmüyorum. Eski tanıma ve hatırlama hikâyelerini, artık elimizde bu sonuç olduğunu bilerek okumak daha çarpıcı. İnsan hafızasının bir yüzü nasıl kabul ettiğini görüyorsunuz.

Kaldı ki onu destekleyen herkes aynı şeyi istemiyor olabilir. Birinin kayıp bir yakınını bulmaya, diğerinin geçmişteki dünyayı geri getirmeye ihtiyacı var. Bu, tek tek kişilerin niyetini bildiğim anlamına gelmiyor; davanın neden yalnızca belgeyle yürümeyen bir kavgaya dönüştüğünü açıklıyor. Anna’nın her hareketi, yanlış söylediği kadar doğru söylediği ayrıntılar da tarafların elinde başka anlama geliyor. Bu hikâyenin en ağır tarafı kadın öldükten sonra bile iki ayrı hayatın onun üzerine konuşmaya devam etmesi. Prenses olduğuna inanmıyorum. Onu prenses olarak hatırlamak isteyenlerin neye tutunduğu ise öyle bir test sonucuyla hafızadan silinmiyor.

İlgili konular
Kaynaklar
- Anna Anderson kimlik araştırması, Nature Genetics, 1995
- NIST: Romanov ve Anna Anderson DNA karşılaştırması
- Virginia Tech arşivi: 1993’te DNA araştırmasının tarafları
- WDR: Berlin’den kimlik davalarına Anna Anderson
Görsel kaynakları
- Anna Anderson, 1922. — Üreticisi bilinmiyor · Public domain.
- Franziska Schanzkowska’ya ait 1913 tarihli fotoğraf. — Üreticisi bilinmiyor · Public domain.
- Seeon’daki Anastasia Manahan adı taşıyan mezar kaydı. — Alantope (Diskussion) · CC BY-SA 3.0 de.
—
Tartışmaya katıl
Yorum yazmak ve etkileşimde bulunmak için giriş yapmalısın.
Bu tartışmaya ilk yorumu sen ekle