Sene 1984. Ufo araştırmacısı Jaime Shandera’nın evine postalanan isimsiz, kahverengi bir zarfın içinden çıkan o gri renkli, soluk mühürlü belgeler ufoloji dünyasında adeta bir nükleer bomba etkisi yaratıyor. Belgenin üzerindeki gizlilik ibaresi son derece net ve ürkütücü: "Top Secret / Majestic-12 / Eyes Only" (Çok Gizli / Majestic-12 / Yalnızca Gözler İçin).

Eisenhower, kabine üyeleri ve yardımcıları, Beyaz Saray, 8 Mayıs 1953. Bu fotoğraf bir MJ-12 toplantısı olarak tanımlanmıyor.
Eisenhower, kabine üyeleri ve yardımcıları, Beyaz Saray, 8 Mayıs 1953. Bu fotoğraf bir MJ-12 toplantısı olarak tanımlanmıyor. Abbie Rowe / National Park Service · Public domain

Bu belgelere göre, 1947 yılındaki Roswell kazasından hemen sonra dönemin Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Harry S. Truman, ulusal güvenliği ve dünya dışı varlıklarla temasın getirdiği ezici gerçekliği yönetmek üzere dünyanın en gizli, en kudretli komitesini kuruyor: Majesty 12 ya da kısa adıyla MJ-12.

Harry S. Truman’ın Greta Kempton tarafından yapılan portresi.
Harry S. Truman’ın Greta Kempton tarafından yapılan portresi. Greta Kempton · Public domain

Peki kim bu 12 kişi? Halkın seçtiği milletvekilleri mi? Kongre üyeleri mi? Tabii ki hayır.

Listeye baktığınızda karşınıza çıkan isimler adeta soğuk savaş dönemi amerika’sının ve küresel akımın beyin takımı: Amiral Roscoe H. Hillenkoetter (CIA’in ilk direktörü), Dr. Vannevar Bush (ABD Bilimsel Araştırma ve Geliştirme Ofisi başkanı), General Nathan Twining, James Forrestal ve dönemin en zeki bilim insanları, istihbarat baronları ve askeri stratejistleri.

İşte komplo teorisyenlerinin dilinden düşmeyen o meşhur "Gölge Hükümet" (Deep State / Shadow Government) kavramının somut temeli tam olarak bu noktada, bu 12 kişilik elit masada atılıyor.

Seçilmiş başkanların bile bütçesini denetleyemediği, kongrenin haberinin bile olmadığı, 51. Bölge’nin derinliklerinde icraat yapan bu yapı; koskoca süper gücün arka plandaki gerçek sahibi olabilir mi?

Seçilmiş Başkanların Bile "Bilmesi Gerekmiyor" (Need to Know) Statüsü

MJ-12 belgelerinin ve eski askeri istihbarat sızıntılarının en sarsıcı iddiası şudur: Amerika Birleşik Devletleri başkanı bile bu tesiste ve MJ-12 komitesinde dönen her şeyi bilme yetkisine sahip değildir.

Devlet yönetiminde klasik bir kural vardır: "Need to know" yani "Bilmesi gerekiyor" kuralı. Bir bilgiye erişebilmeniz için sadece o makamda oturmanız yetmez; o bilgiye gerçekten ihtiyacınızın olması gerekir.

İddialara göre, tarihte bu kurala balıklama dalmak isteyen ve 51. Bölge'nin kapısını çalarak "Orada neler dönüyor, uzaylılar kim, bana rapor verin" diyen başkanlar duvara çarpmıştır.

  • Harry S. Truman: MJ-12'yi bizzat kuran adam olmasına rağmen, ilerleyen yıllarda askeri bürokrasinin kontrolden çıktığını ve komitenin kendi başına buyruk bir canavara dönüştüğünü fark etmiştir.
  • Dwight D. Eisenhower: Asker kökenli bir başkandı. Göreve geldiğinde 51. Bölge’deki faaliyetleri ve sökülen araçları bizzat görmek, yerinde incelemek istediği söylenir. Askeri bürokrasinin ve MJ-12 üyelerinin başkana bu ziyareti uzun süre engellediği, hatta Eisenhower’ın ısrarcı olması üzerine bir gece Nevada çölündeki gizli bir üsse (muhtemelen Edwards veya Groom Lake) götürülüp hangarlardaki araçların ve uzaylı bedenlerinin başkana bizzat gösterildiği ufoloji mitolojisinde sabittir.
  • Jimmy Carter: Seçim kampanyası sırasında "Eğer başkan olursam 51. Bölge ve ufo dosyalarının gizliliğini tamamen kaldırıp halka açıklayacağım" diye söz vermiştir. Ancak Carter başkanlık koltuğuna oturduktan kısa bir süre sonra kameraların karşısına geçip, gözlerinde hüzün ve şaşkınlıkla karışık bir ifadeyle, "Dosyaları inceledim ama ulusal güvenlik gerekçesiyle bunları halkla paylaşamam" diyerek adeta çark etmiştir. CIA direktörü George H.W. Bush’un başkana bu bilgileri vermeyi reddettiği veya ölümcül sonuçlar doğurabileceğini söylediği iddia edilir.

Şimdi burada durup mantıklı bir soru soralım: Koskoca ülkenin başkomutanı, nükleer silâhların kodunu elinde tutan adam, kendi ülkesindeki gizli bir askeri üste ne olup bittiğini öğrenmek istediğinde karşısına dikilen bir bürokrasi ve "Bilmene gerek yok" diyen generaller varsa; o ülkede asıl iktidar kimin elindedir?

Seçim sandıklarından çıkan oylarımızla ülkeyi yönettiğini sandığımız cumhurbaşkanları ve başkanlar, aslında derin devletin ve MJ-12 gibi atanmış komitelerin yanında sadece birer kukla memur mu?

Siyah Bütçeler (Black Budgets) Ve Milyarlarca Dolarlık Kayıp Paralar

Peki bu kadar devasa tesisler, yer altı tünelleri, tersine mühendislik laboratuvarları, gizli uçuş filoları ve genetik projeler nasıl finanse ediliyor? Kongrenin onayladığı resmi savunma bütçelerinde 51. Bölge veya MJ-12 adına ayrılmış tek bir kuruş bile görünmüyor.

İşte tam bu noktada "Siyah Bütçe" (Black Budget / Unacknowledged Special Access Programs - USAP) mekanizması devreye giriyor.

Pentagon’un ve federal hükümetin muhasebe kayıtlarında her yıl milyarlarca, hatta trilyonlarca doların izi kaybolur. Daha doğrusu kaybettirilir. Kongre önünde denetime gelen generaller bu paraların nerede harcandığı sorulduğunda "Ulusal güvenlik sırrı", "Kritik yedek parça alımları" veya "Sınıflandırılmış operasyonel giderler" diyerek dosyayı kapatır.

  • Uyuşturucu Ticareti ve Gizli Fonlar: Bazı radikal sızıntı teorilerine göre, 51. Bölge projelerinin fonlanması için soğuk savaş yıllarında CIA eliyle güney amerika’dan abd’ye uyuşturucu sevkiyatına göz yumulmuş, elde edilen milyarlarca dolarlık kara para doğrudan bu siyah projelerin hesaplarına akıtılmıştır.
  • Fahiş Fiyatlı Vida Faturaları: Pentagon'un resmi faturalarında bir adet çekiçin 5.000 dolara, sıradan bir tuvalet oturağının 600 dolara alındığını gösteren o meşhur skandalların ardında, aslında siyah bütçelere para transfer etmek için yaratılmış muhasebe oyunları yatmaktadır.

Kongre denetiminden kaçırılan, halkın vergileriyle toplanıp hesap sorulamayan bu devasa ekonomik güç; resmi devlet bütçesinden bağımsız hareket eden küresel bir ekonomi yaratmıştır.

Kongrenin onayı olmadan harcanan, resmi muhasebede izi sürülemeyen trilyonlarca dolarlık siyah bütçelerle beslenen bir tesis, bu gezegenin kanunlarına bağlı kalır mı, yoksa kendi yasalarını kendi yazan bağımsız bir imparatorluğa mı dönüşür?

Eisenhower’ın Tarihi Uyarısı: Askeri-Endüstriyel Karmaşa

Tüm bu MJ-12 ve gölge hükümet tartışmalarının en somut tarihi kanıtı, 17 Ocak 1961 tarihinde görevini John F. Kennedy’ye devretmeye hazırlanan ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower’ın veda konuşmasıdır.

Eisenhower, hayatı boyunca orduya hizmet etmiş, iki dünya savaşını görmüş, general rütbesine kadar yükselmiş bir askerdi. Ancak milletine veda ederken yaptığı o son konuşmada, kimsenin beklemediği çok sert, neredeyse paranoyak diyebileceğimiz bir uyarıda bulundu:

"Hükümetimizin merkezinde, ekonomik, politik ve hatta askeri anlamda her kurumu etkileyen tam bir nüfuz odağının –askeri-endüstriyel karmaşanın– gelişimine karşı uyanık olmalıyız. Bu karmaşanın yanlış ellerde feci bir güç artışı yaratma potansiyeli mevcuttur ve bu potansiyel bugün de yarın da varlığını sürdürecektir. Özgürlüklerimiz ve demokratik süreçlerimiz asla bu yapının tehlikeli bir baskısı altında ezilmesine izin vermemelidir."

Eisenhower’ın 17 Ocak 1961 tarihli veda konuşmasının basına verilen metni, ilk sayfa.
Eisenhower’ın 17 Ocak 1961 tarihli veda konuşmasının basına verilen metni, ilk sayfa. Dwight D. Eisenhower · Public domain

Araştırmacılara göre Eisenhower, başkanlığı süresince 51. Bölge'deki projelerin ve MJ-12 gibi yapının kontrolden çıktığını, devletin nükleer ve teknolojik gücünün seçilmiş hükümetlerin denetiminden çıkıp özel savunma sanayi şirketlerinin ve atanmış generallerin tekeline geçtiğini çok geç fark etmişti. Konuşmasındaki o gizli ton, devlete hakim olan o devasa mekanizmaya karşı halkı uyarma çabasıydı.

Ve işin en trajikomik (ya da korkunç) kısmı şudur: Bu konuşmadan sadece iki yıl sonra, 1963 yılında 51. Bölge dosyalarını ve CIA'in yapılanmasını incelemek istediği bilinen genç başkan John F. Kennedy, Dallas caddelerinde ortadan kaldırıldı. Kennedy suikastının ardından gelen hiçbir başkan bir daha 51. Bölge ve MJ-12 hakkında yüksek sesle soru sormaya cesaret edemedi.

Ülkenin en tepesindeki adamın bile veda ederken özel olarak uyardığı o "görünmez askeri endüstri", seçilmiş liderleri hizaya getiren ve devletin ana anahtarını ele geçiren küresel bir gölge hükümet değil de nedir?

MJ-12 Belgelerinin Sahtecilik Tartışmaları

Tabii ki madalyonun diğer yüzünde bu belgelerin tamamen birer "tezgah" veya "dezenformasyon" ürünü olduğunu savunan şüpheciler var.

FBI ve birimler 1980'lerin sonundan itibaren bu belgeleri incelediklerinde, üzerindeki yazı tiplerinin, daktilo karakterlerinin ve imza formatlarının dönemin resmi hükümet evraklarıyla uyuşmadığını, belgelerin bir kısmının sonradan daktilo edilerek uydurulduğunu resmi olarak ilan ettiler. Şüphecilere göre MJ-12, ufoloji meraklılarının para kazanmak, kitap satmak ve ortalığı karıştırmak için uydurduğu modern bir masaldan ibaretti.

Ancak bu noktada akla şu soru geliyor: Eğer MJ-12 tamamen hayal ürünü ve saçmalıksa; abd hükümeti neden ortada hiçbir yasal zorunluluk yokken bu belgelerin üzerine bu kadar agresif bir şekilde gitti? Neden fbi ajanları bu belgeleri yayan kişileri takibe aldı, evlerine baskınlar düzenledi ve belgelerin yayılmasını engellemek için ellerinden geleni yaptı?

Sahte bir belgeyi çürütmek için birkaç resmi açıklama yeterliyken, devlet neden bu konuyu bastırmak için kırk takla attı?

Devletin "tamamen sahte ve yalandır" dediği belgelerin peşine bu kadar düşmesi ve üzerini örtmek için patinaj çekmesi, o belgelerin içinde anlatılan hikayenin bizzat kendisinin çok hassas bir gerçeğe dokunuyor olmasından ötürü olabilir mi?

Son Söz Ve Cevapsız Kalan O Soru

MJ-12 ve gölge hükümet kavramı, 51. Bölge mitolojisinin sadece teknik değil, aynı zamanda politik ve sosyolojik omurgasını oluşturur.

Olay artık sadece çölde uçan uzay gemileri veya metal parçaları değildir. Olay; halkın oylarıyla seçilmiş meclislerin, başkanların ve demokratik kurumların ötesinde, bu gezegenin geleceğini gizli kapılar arkasında şekillendiren atanmamış bir elit grubun var olup olmadığı meselesidir.

Kendi kendimize sormamız gereken o temel soru tüm çıplaklığıyla önümüzde duruyor:

Halkın sandık başında oylarıyla iş başına getirdiği liderlerin dahi kapısından içeri giremediği, resmi bütçelerde izi olmayan ve devletin en üst katmanlarını bypass eden gizli bir kurul, dünyamızı arka planda yöneten o görünmez gölge hükümet olabilir mi?

İlgili tartışmalar: Project Looking Glass Ve Zaman Bükümü