Elektrikli otomobili görünce hâlâ “geleceğin teknolojisi” deniyor ya, orada bir gülüyorum. Kardeşim bu araçlar dedelerimizin dedeleri zamanında da vardı. Konu dün birinin aklına gelmiş değil. Önce elektrikli, buharlı ve benzinli araçlar aynı dönemde yarışıyor; sonra bir yol baskın hâle geliyor. Bugün de diğer yol yeni bulunmuş gibi pazarlanıyor.

Smithsonian'daki eski araçlara bak. 1900 Riker, 1904 Columbia, 1914 Rauch and Lang. Bunlar yalnız bir mucidin kâğıt üstündeki hayali değil. Yapılmış otomobiller. Sessiz çalışması ve kullanım kolaylığı gibi avantajları var. Demek ki mesele “kimse daha önce düşünmemişti” değil.

Sonra şu soru geliyor: Peki neden benzinli yaygınlaştı? Buna yalnız “daha iyiydi” diye cevap vermek bana yetmiyor. Daha iyi dediğin hangi işte? Şehir içinde kısa mesafede mi, uzun yolda mı, satın alma fiyatında mı? Aynı araç her kullanımda aynı avantajı vermiyor.

Bir otomobil tek başına yolda yaşamıyor. Yakıtı veya elektriği bulacak. Arıza yapınca parça gelecek. Üretici çok sayıda yapacak ki fiyat düşsün. Bütün bunların arkasında yatırım var. Bir sistem büyüdükçe, yeni gelen kişinin yalnız iyi bir motor yapması yetmiyor; kurulu düzenin karşısına da çıkması gerekiyor.

Elektrikli araç tarihinin anlatımında seri üretim, elektrikli marş ve yakıta erişim gibi etkenler sıralanıyor. Yani hikâye gerçekten bataryaya birkaç kablo takılmasından büyük. Şarj edemediğin yerde en güzel elektrikli araç da bekler. Akaryakıtı her yerde bulduğunda benzinlinin kullanımı kolaylaşır. Altyapı dediğimiz şey insanların seçimini baştan etkiliyor.

Ben petrol düzeninin ve büyük sermayenin bu işteki yerini konuşmak istiyorum. Murphy bunu Rockefeller üzerinden açıyor. Fakat bunun için “sınırsız menzilli otomobil hazırdı, sakladılar” demeye ihtiyacım yok. O başka bir teknik iddia. Ne kadar enerji depolamış, hangi yükü taşımış, ne kadar yol gitmiş? Bunları gösteren kayıt ayrı.

Wardenclyffe Kulesi’nin tarihsel fotoğrafı.
Wardenclyffe Kulesi’nin tarihsel fotoğrafı. · Wikimedia Commons kaynak kaydı · Public domain · WebP; oranı korunarak boyutlandırıldı.

Wardenclyffe Kulesi de bu yüzden ilgili. Tesla'nın ne yapmak istediğiyle yatırımcının neye para verdiği aynı başlık değil. Birinde teknik hayal var, diğerinde gelir beklentisi. Proje tamamlanmadığında da hem teknik hem mali tarafı konuşmak gerekiyor. “Adam yaptı, kötüler elinden aldı” deyince akılda kalıyor ama ayrıntı kayboluyor.

Düz dünya tartışmasına bağladığım yer burası. Bize teknolojiyi anlatan şirketler, aynı zamanda o teknolojiden para kazanıyor. Bu durum söyledikleri her şeyin yalan olduğunu göstermez; ama çıkarları yokmuş gibi dinlememizi de gerektirmez. Ürün reklamıyla dünyayı açıklamayı birbirine karıştırmayalım.

Gündelik bir örnek verelim. Mahallende her köşede benzin bulabiliyorsun, ama aracını şarj edeceğin yer yok. Sonra sana iki araba gösterip hangisini seçersin diye soruyorlar. Seçimin yalnız motor zevkin değil; kurulu altyapı seni zaten bir tarafa itiyor. Sonra bu tercihi bütün insanların tamamen bağımsız teknik kararı diye anlatmak eksik kalıyor.

Aynı şey tamirde de var. Usta bir sistemi biliyor, parça depoda var, yolda kalınca kime gideceğin belli. Öbür sistem belki bazı işlerde avantajlı ama arıza yaptığında eline bakacak kimse yok. Bir teknolojinin tutunmasında bunlar da etkili. Tarihi yalnız iki mucidin yarışması diye dinlediğimiz için, arkasındaki bu günlük hayatı unutuyoruz.

Benim kayıp teknoloji başlıklarında sevdiğim ayrıntı bu. Sadece fantastik motor hikâyesi değil; çalışabilen bir fikrin neden hayatın içine giremediği. Para mı yetmedi, üretim mi kurulamadı, başka ürün mü daha kolay satıldı? Somut bir projede bu cevaplar bulunabilir. Her başarısız fikri mucize saymadan da insanların önüne çıkmayan yolları konuşabiliriz.

Ben bilimsel bir terim duyunca şirketin bütün gelecek planına kefil olmam. Bir araç yapmış olabilir, güzel. Ama bundan sonra insanlığın nereye gideceğini de yalnız onun söylemesini kabul etmek zorunda değilim. Arabanı anlat kardeşim; bütün hayatı da yanında paketleme.

Dave Murphy videosunun önizlemesi
Dave Murphy, Milenko’nun programında Düz Dünya’yı anlatıyorVideoyu izlemek için tıkla