Apollo Yazılımında Mesele Hiç Hata Olmaması Değildi
Bir bilgisayarın hata vermemesi güzel. Hata verdiğinde en önemli işi bırakmaması daha da güzel. Apollo yazılımına bu gözle bakınca kâğıt yığınlarının yanındaki meşhur Margaret Hamilton…
En yeni paylaşımlar ve tartışmalar
Bir bilgisayarın hata vermemesi güzel. Hata verdiğinde en önemli işi bırakmaması daha da güzel. Apollo yazılımına bu gözle bakınca kâğıt yığınlarının yanındaki meşhur Margaret Hamilton…

Önünüzde cam var ama yolu göremiyorsunuz. Kötü havada aracı durdurup camı temizlemek, sonra yeniden yola çıkmak… Mary Anderson’ın silecek fikrinin çıkışında çok gündelik bir aksaklık…

Altı nokta. Üçü bir sütunda, üçü ötekinde. Bütün hikâyeyi “körler için alfabe” diye kısaltınca asıl değişim kayboluyor: Bir başkasının seslendirmesini beklemeden okuyabilmek, kendi…

Asansör zaten vardı. Yükü yukarı çekebiliyordunuz. Asıl soru şuydu: Halat koparsa aşağıdaki insan ne yapacak? Elisha Otis’in değerli hamlesi, yükselme fikrinden çok düşüşü durduracak…

Klima tarihinin başlangıcında terleyen bir müşteri değil, baskıda sorun çıkaran kâğıt var. Nem değişince kâğıdın ölçüsü değişiyor; renklerin doğru hizalanması zorlaşıyor. İnsan…

Havanın büyük kısmı azot. Ama havada bol bulunması, bitkinin onu istediği gibi kullanabileceği anlamına gelmiyor. Haber-Bosch sürecinin büyüklüğü bu kilitte: Azotu endüstriyel ölçekte…

Naylon deyince ucuz poşeti düşünüyoruz, ama malzemenin hikâyesi bundan çok daha geniş. Çorap, paraşüt, ip, fırça kılı… Üstelik gündelik dilde “naylon” dediğimiz her plastik de kimyasal…

Eski bir telefonun ahizesini elinize aldığınızı düşünün. Sert, parlak, tok bir gövde. Bakalitin bir dönemin teknolojisiyle neredeyse aynı renkte hatırlanması boşuna değil. Radyo…

Üstünüze yapışan pıtrağı çekip atmak yerine yakından incelemek… George de Mestral’in hikâyesini sevdiren şey bu. Can sıkıcı bir ayrıntı, nasıl tuttuğu merak edilince bağlantı elemanına…

26 Haziran 1974, Ohio. Market kasasında bir paket sakız taranıyor. Bilimkurgu filminin açılışı gibi değil; Wrigley paketi, kasiyer, alışveriş. Fakat ürünün kimliğinin bir tarayıcıyla…

Bilimkurgu ışınını beklerken karşımıza küçük bir yakut kristali ve onu çevreleyen flaş geliyor. Maiman’ın ilk çalışan lazeri bu yüzden güzel: Sonradan üstüne yüklenen dev gelecek…

Bir devrenin elemanlarını küçülttünüz. Güzel. Şimdi bunların binlercesini nasıl bağlayacaksınız? Elektroniğin büyümesinde yalnızca transistörün boyu değil, aradaki bağlantıların sayısı…

Fotoğraftaki şu tel ve küçük parça yığınına bakıp “telefonumdaki milyarlarca elemanın atası bu mu?” dememek zor. İlk çalışan nokta temaslı transistörün görünüşü bugünkü çip…

Dönen tamburlar, kablolar, tekrarlanan kontroller. Bombe’nin görüntüsü sinemadaki sihirli şifre kutusuna benziyor ama yaptığı iş sihir değil: Bazı olası Enigma ayarlarının birbiriyle…

Hedy Lamarr için “Wi-Fi’yi icat eden oyuncu” denince kulağa harika geliyor ama elimizdeki patenti küçültmüş oluyoruz. Gerçek fikir de yeterince yaratıcı: Verici ile alıcı aynı anda…
