Şu ilk fotoğrafa bakıp “Burada merdiven var” diyen birini anlayabiliyorum. Geniş yüzeyler, birbirini izleyen köşeler, yukarı doğru çıkan basamak duygusu… Sonra ölçeği fark ediyorsunuz. Bu bir akvaryum dekoru değil; Japonya açıklarında, Yonaguni Adası yakınında denizin altında duran büyük bir kaya oluşumu.

Yonaguni oluşumunun ana terası.
Yonaguni oluşumunun ana terası. · Melkov · CC0

Yonaguni Sualtı Anıtı adıyla tanınan yerin hikâyesi, bir fotoğrafa bakıp hayal kurmaktan daha ilginç. Buraya dalan ve kayaları yerinde inceleyen araştırmacılar da aynı sonuca ulaşmıyor. Bir tarafta yapay düzenleme ve insan müdahalesi üzerinde duran Masaaki Kimura, diğer tarafta oluşumun esasını doğal kaya yapısıyla açıklayan Robert Schoch var. Yani “Görmeyenler inkâr ediyor” kadar basit bir durum değil.

İnsan eli diyenler neye bakıyor?

Kimura ve çalışma arkadaşlarının sualtı oluşumları üzerine çalışmasında teraslar, duvar benzeri yüzeyler ve düzenli görünen bölümler ele alınıyor. Bu görüşün çekici yanı tek bir düzgün köşe değil; birçok özelliğin bir arada bir yapı hissi vermesi. Bir teras, yanında geçit, onun çevresinde basamak gibi görünen yüzeyler olduğunda gözünüz ister istemez bir plan arıyor.

Yonaguni oluşumunun teraslı orta bölümünden farklı bir açı.
Yonaguni oluşumunun teraslı orta bölümünden farklı bir açı. · Melkov · CC0

Benim de fotoğraflarda dönüp baktığım ayrıntı bu. Tek bir yüzeyin düz olması kolay açıklanabilir. Ama bir bütün olarak orada dolaşılabilecek bir mekân görüyorsanız, bunun nedenini araştırmak istersiniz. İnsan gerçekten burayı işlemiş olabilir mi? Daha önce doğal olarak oluşmuş bir yeri kullanmış veya bazı bölümlerini düzeltmiş olabilir mi? Bu iki soru aynı şey değil; baştan yalnızca “tamamen şehir” ve “tamamen tesadüf” seçeneklerine sıkışmak gerekmiyor.

Schoch’un kendi saha değerlendirmesinde ise kumtaşının tabakaları ve çatlakları belirleyici. Kayanın doğal ayrılma yüzeyleri düz köşeler ve basamaklar meydana getirebiliyor; adanın su üstündeki benzer oluşumları da karşılaştırmaya katıyor. İnsanların alanı kullanmış veya kimi yüzeylere müdahale etmiş olma ihtimalini tümüyle kapatmıyor, fakat ana biçimi insan yapısı saymak için yeterli gerekçe görmüyor.

Fotoğrafta kaybolan ayrıntılar

Su altında ışık, açı ve görüş mesafesi bir yüzeyi başka türlü gösterebilir. Bir fotoğraftaki “duvar”ın arkasında bağımsız bloklar mı var, yoksa ana kayanın devamı mı? Aynı köşe farklı açıdan da düzenli görünüyor mu? İşçilik denilen iz, kaya çatlağından hangi özelliğiyle ayrılıyor? Bu yüzden tek bir etkileyici kare yerine iki farklı açıdan fotoğraf ekledim.

  • Ana teras: düz yüzeylerin ve kademe hissinin görüldüğü bölüm.
  • Kademe gibi görünen bölümler: suyun ve kırılmanın etkisiyle karşılaştırılması gereken ayrıntılar.
  • Geniş kaya yüzeyleri: ana kaya devamlılığı ve farklı bakış açıları.

Bir de tarihlendirme meselesi var. Kayanın yaşı, suyun yükseldiği dönem ve olası insan müdahalesinin tarihi birbirinin yerine kullanılamaz. “Bu kaya çok eski” cümlesinden “Bu basamakları şu tarihte bir uygarlık yaptı” sonucuna gidilmez. Bunu ayırınca geriye yine merak uyandıran bir yer kalıyor; gizemi korumak için tarih icat etmeye ihtiyaç yok.

Konuyu görüntülü takip etmek isteyenler için Schoch’un da bağlantı verdiği Yonaguni belgeselini ekliyorum. Baalbek’te taşların yerleştirildiği açık, yöntem tartışılıyor. Burada bir adım gerideyiz: baktığımız biçimlerin ne kadarı yapı? Bence Yonaguni’nin asıl kuvveti bu soruyu gerçekten düşündürmesi. Bir kareyle ikna olmak da, bir açıklamayla bütün ayrıntıları kapatmak da istemiyorum.