Sati geleneğini; Hindistan’ın Rajastan eyaletinde çıkan savaşta tüm erkekler ölünce dul kalan kadınlar düşmanların cinsel saldırılarına karşı koyamayacaklarını anlayıp hepsinin kendilerini ateşe atmalarıyla başlayan bir gelenektir.

14. yüzyılda Chittor Kraliçesi Rani Padmini, düşman askerlerine esir olmamak için birçok kadınla birlikte ateşe yürümeyi tercih etti. Kadınlar esir düşüp tecavüz edilmek yerine kendini şenlik ateşine atarak canlı canlı yanmayı tercih eden Padmini'yi takip ettti. O gün kraliçeyle birlikte yakşalık 700 kadın intihar ederek hayatına son verdi.

Sonraları ise kocası ölen her kadın kendini kocasının ateşine atarak intihar etmeye başlamıştır. İntihar etmeyen kadınlara ise toplum baskıyla Sati geleneği dayatılmaya, ateşe kendini atmayan kadınların ailesi tarafından zorla atılması beşlanmıştır. Kutsal Manu kitabında Sati inanışına göre kocası ölen kadın eğer kendini yakarsa çok onurlu bir davranış sergilemiş olup, günahlarından arınıp cennete gideceği ifade edilmektedir. Yakılmayan kadınlar ailesi ve toplum tarafından dışlanarak hiçbir topluluğa, düğünlere, eğlencelere kabul edilmiyor. Evlenmeleri yasaklandığı gibi kendi evlerinde yaşamalarına izin verilmiyor.

Hümayun ve oğlu Ekber bu geleneği kaldırmak için girişimde bulunmuşlardır.Babür İmparatorluğundan sonra Hindistan’a egemen olan İngilizler Sati geleneğini 1829 yılında tamamen yasaklamışlardır.

1856 yılında kendini yakmayan kadınların evlenme yasağı kaldırılmıştır.
En yakın zamanda 1987 yılında gerçekleşen bir olay yüzünden Sati geleneği tartışmaların başlamasına sebep olmuştur. 1987 yılında Rajastan eyaletinin Deorala köyünde kocasının cenaze ateşinde öldürülen Roop Kanwar yüzünden Sati geleneğinin tam anlamıyla ortadan kalkmadığı bir kez daha gün yüzünde çıkmış oldu.
Kaynaklar: Gezginçift.com, Kafaya Takıldı
—
Tartışmaya katıl
Yorum yazmak ve etkileşimde bulunmak için giriş yapmalısın.
Bu tartışmaya ilk yorumu sen ekle