Doğum kliniklerinde klorlu suyla el yıkamayı zorunlu tutarak lohusa humması ölümlerini çökerten Dr. Ignaz Semmelweis.
Doğum kliniklerinde klorlu suyla el yıkamayı zorunlu tutarak lohusa humması ölümlerini çökerten Dr. Ignaz Semmelweis. · József Borsos / Albert Doctor · Public domain

Tıp dünyası bugün bize kendisini "kusursuz, rasyonel ve hatasız bir bilim mabedi" gibi pazarlamaya bayılır. Ama tıp tarihinin en utanç verici, en kanlı ve en alçakça sayfalarından birini okumak istiyorsanız 1840'ların Avusturya'sına gitmeniz gerekir: Milyonlarca annenin hayatını kurtaracak çözümü bulan ama meslektaşlarının kibri yüzünden tımarhaneye kapatılıp gardiyanlarca dövülerek öldürülen Macar hekim Dr. Ignaz Semmelweis.

Viyana Genel Hastanesi: Kadavradan Doğumhaneye Giren Doktorlar

1847 yılında Viyana Genel Hastanesi'nde iki ayrı doğum kliniği vardı. 1. Klinik'te tıp öğrencileri ve doktorlar doğum yaptırıyordu; 2. Klinik'te ise ebe kadınlar doğuma giriyordu. Ve ortada korkunç bir istatistik vardı: Doktorların girdiği 1. Klinik'te doğum yapan her 6 kadından biri Lohusa Humması (Puerperal Ateş) yüzünden kan işeyerek, havaleler geçirerek korkunç acılar içinde ölüyordu! Kadınlar o kliniğe düşmemek için sokaklarda doğurmayı tercih ediyordu.

Genç doktor Semmelweis aradaki farkı anlamak için deliler gibi araştırdı. Ve nihayet o mide bulandırıcı gerçeği fark etti: 1. Klinik'teki tıp öğrencileri ve profesörler, sabahları morga gidip çürümüş cesetleri çıplak elleriyle otopsi ediyor, ellerini sadece kan görünmesin diye önlüklerine siliyor ve ellerini hiç yıkamadan doğruca doğumhaneye girip hamile kadınların rahmine parmak sokuyorlardı! Ebelerin ise morgla hiçbir işi yoktu ve onların kliniğinde ölüm oranı yok denecek kadar azdı!

"Kadavralardan aldığınız o çürüme parçacıklarını canlı annelerin rahmine taşıyorsunuz. Katil sizsiniz; anneleri kendi ellerinizle öldürüyorsunuz!" — Dr. Ignaz Semmelweis

Klorlu Kireç Mucizesi ve Tıp Profesörlerinin Kibri

Semmelweis kliniğe sert bir kural koydu: "Otopsiden çıkan her doktor, doğumhaneye girmeden önce ellerini klorlu kireç çözeltisiyle fırçalayarak yıkayacak!" Sonuç ne oldu biliyor musunuz? Mucize! Ölüm oranı birkaç ay içinde %18'den %1'in altına çakıldı! Tarihte ilk kez bir hastanede annelerin ölümü neredeyse tamamen durdu!

Peki dönemin kibirli tıp profesörleri ne yaptı? Semmelweis'a teşekkür edip ödül mü verdiler? Hayır amk! Aksine kudurdular! Çünkü Semmelweis'ın teorisini kabul etmek, bugüne kadar binlerce masum kadını kendi elleriyle öldürdüklerini kabul etmek demekti! Ünlü tıp otoriteleri "Bir centilmenin elleri asla kirli olamaz!" diyerek Semmelweis ile alay ettiler, adamı hastaneden kovdular ve tüm tıp dergilerinde aforoz ettiler.

Semmelweis kadınların göz göre göre öldürülmesine dayanamayarak akıl sağlığını yitirdi; sokaklarda doktorlara "Katiller!" diye bağırmaya başladı. 1865 yılında meslektaşları tarafından bir tuzağa düşürülerek Viyana'daki bir akıl hastanesine kapatıldı. Orada gardiyanlar tarafından vahşice dövüldü, deli gömleği giydirildi ve dayak sırasında aldığı yaraların iltihaplanması sonucu kendi bulduğu kangren/sepsis mikrobundan 47 yaşında can verdi! Bugün psikolojide yeni ve doğru bir bilgiye karşı kurulu düzenin gösterdiği kör direnç ve aşağılamaya "Semmelweis Refleksi" denir. Gerçekler bazen o kadar yakıcıdır ki, kibirli efendiler o gerçeği görmek yerine onu söyleyenin canını almayı seçer.