
Ulan yıllardır bize "uzaylılar gelse önce Beyaz Saray’a iner amk" diye masal anlatan ana akım tayfanın en tıkandığı dosyalardan biri tam olarak budur: 16 Mart 1967 gecesi Montana, Malmstrom Hava Üssü. Adamlar dünyanın en ölümcül silahlarını yerin onlarca metre altına gömmüş, üstüne tonlarca beton dökmüş, "buraya kuş bile uçamaz" diye caka satıyor. Sonra gecenin köründe kırmızı, alev topu gibi parlayan bir cisim üs nizamiyesinin tepesinde asılı kalıyor ve dakikalar içinde 10 adet Minuteman kıtalararası nükleer balistik füzesi çatır çatır "No-Go" (devre dışı) konumuna geçiyor.
Yerin Altındaki Kapsülde Gelen O Telefon
O sırada yeraltı fırlatma kontrol merkezinde nöbette olan Yüzbaşı Robert Salas, yukarıdaki güvenlik görevlisinin panik dolu sesini telsizden duyuyor: "Komutanım, havada parlayan, sessizce duran devasa kırmızı bir nesne var!" Salas ilk başta "Taşak mı geçiyorsunuz, ne cismi amk?" modunda tepki veriyor. Fakat saniyeler sonra konsoldaki acil durum uyarı ışıkları Noel ağacı gibi yanıp sönmeye başlıyor. Birinci füze gitti, ikinci füze gitti... Tam on nükleer başlık, birbirinden bağımsız yedekleme hatlarına sahip olmasına rağmen aynı anda kilitleniyor.
Hemen ardından Oscar Flight denilen diğer kontrol noktasından da haber geliyor: Orada da başka bir cisim görülmüş ve yine 10 füze birden susmuş. Yani toplam 20 nükleer füze, tek bir kurşun sıkılmadan, tek bir kablo kesilmeden nötralize edilmiş. Pentagon ne yaptı dersiniz? Mühendis ekibi Boeing’i çağırdı, haftalarca kablo aradı, hiçbir arıza veya kısa devre bulamadı. Sonra da her zamanki gibi dosyayı gizleyip personele "Bu konuda konuşanı askeri mahkemede sikeriz" tehdidi savurdular.
"Füzeler birbirinden bağımsız korumalı hatlarla bağlıydı. Tek bir darbeyle hepsinin aynı anda rehberlik sistemini kaybetmesi teknik olarak imkansızdı; ta ki o geceye kadar." — Robert Salas
Nükleer Başlıklarla Dalga Geçen Teknoloji
Burada asıl oturup düşünülmesi gereken rezillik şu: Soğuk Savaş paranoyasıyla milyarlarca dolar harcayıp dünyayı üç kere yok edecek güçte cephanelik kuruyorsun, ama gökyüzünden gelen bilmediğin bir zımbırtı gelip senin o koca füzelerini oyuncak araba gibi kapatıp gidiyor. Daha önce Pentagon UFO arşivinde gördüğümüz laf ebeliği burada da devrede. Neymiş efendim, "statik elektrik dalgalanması" olabilirmiş. Yahu siktiriniz gidiniz, yerin altındaki kurşun kaplı nükleer silo statik elektrikle mi kapanır?
Olayın resmi kaydı ve Robert Salas'ın yıllar sonra Kongre'de verdiği ifadeler Malmstrom belgelerinde açıkça ortada. Eğer bu adamlar nükleer silahları kapatabiliyorsa, canları istediğinde açamazlar mıydı? İşte Pentagon generallerinin geceleri altlarına sıçmasının asıl sebebi uzaylıların varlığı değil, ellerindeki nükleer kozun bu güç karşısında beş para etmediğini çok iyi bilmeleri.
—
Tartışmaya katıl
Yorum yazmak ve etkileşimde bulunmak için giriş yapmalısın.
Ahali bu entry için 5 mesaj gönderdi.1–5 / 5 mesaj