
Tüm dünya UFO kazalarının miladını Temmuz 1947'deki Roswell vakası olarak kabul eder. Oysa insanlık tarihinin en ölümcül dönemecinde, yani 16 Temmuz 1945'te New Mexico çölünde ilk atom bombasının (Trinity Testi) patlatılmasından sadece birkaç hafta sonra, o patlama merkezinin hemen yanı başındaki San Antonio kasabasına gökten bir şey düşmüştü: Trinity 1945 Kazası.
At Sırtındaki İki Çocuğun Gördüğü Enkaz
Ağustos 1945'in sıcak bir öğleden sonrasında, 9 yaşındaki Jose Padilla ve 7 yaşındaki kuzeni Reme Baca at sırtında kayıp sığırlarını arıyorlardı. Birdenbire yeri göğü inleten bir patlama sesi ve ardından toprağı sarsan bir gürültü duydular. Dumanların yükseldiği kanyona doğru koştuklarında gözlerine inanamadılar: Bir Marconi radyo verici kulesine çarparak toprağa yaklaşık 60 metre uzunluğunda derin bir yarık açmış devasa bir araç duruyordu!
Çocuklar aracı "büyük, parlak bir avokado meyvesi" veya dev bir metalik ceviz olarak tarif ettiler. Aracın üzerinde büyük bir çatlak oluşmuştu. Çocuklar dürbünle baktıklarında aracın içinde acı çeker gibi telaşla koşturan, kolları ve bacakları olan ama insan gibi yürümeyen, adeta havada kayar gibi hareket eden küçük zayıf figürler gördüler. Çocuklar dehşet içinde eve kaçıp Jose'nin babasına haber verdiler.
"Baba olay yerine geldiğinde aracın içinden feci bir yanık kükürt ve kimyasal kokusu geliyordu; birkaç gün sonra ordu kamyonlarla gelip enkazı bir brandanın altında götürdü."
Jacques Vallée'nin Laboratuvar İncelemesi
Askerler gelmeden önce çocuklar gizlice enkaza girmiş ve araçtan kopardıkları garip bir metal parçayı (bir tür braket veya panel) evin ambarının altına saklamışlardı. Bu parça on yıllar boyunca ailede kaldı. Yıllar sonra ünlü astrofizikçi ve araştırmacı Jacques Vallée ile gazeteci Paola Harris bu olayı derinlemesine araştırdılar ve "Born on the Edge of Ground Zero" kitabında yayınladılar.
Laboratuvara gönderilen o metalik parçanın analizi yapıldığında içinde olağandışı alüminyum, silikon ve bakır izotop oranları tespit edildi. İşin en çarpıcı jeopolitik boyutu ise zamanlamaydı: İnsanlık ilk nükleer silahını patlatıp nükleer çağı açtığı anda, o nükleer test sahasının sadece birkaç kilometre ötesine dünya dışı bir aracın düşmesi (veya düşürülmesi) bir tesadüf olabilir miydi?
Yoksa insanlığın kendi kendini yok edebilecek bu korkunç gücü eline aldığını gören kozmik gözlemciler, ilk nükleer denemeyi yakından izlerken bir navigasyon hatası mı yapmıştı? Trinity 1945 vakası, Roswell'in bir başlangıç değil, aslında zaten yıllardır süregelen bir temas ve gözetim zincirinin halkalarından biri olduğunu açıkça gösteriyor.
—
Tartışmaya katıl
Yorum yazmak ve etkileşimde bulunmak için giriş yapmalısın.
Bu tartışmaya ilk yorumu sen ekle