
1953 yılının baharında ABD hükümeti Nevada çölünde Operation Upshot-Knothole adı altında peş peşe nükleer bombalar patlatıyordu. Gökyüzü mantar bulutlarıyla kaplıydı. İşte tam o nükleer cehennemin ortasında, 21 Mayıs 1953 gecesi Arizona'nın Kingman kasabası yakınlarına gökyüzünden bir şey düştü. Ve o şeyin hikayesi, olayı bizzat inceleyen nükleer mühendisin ölüm döşeğindeki yeminli ifadesiyle gün yüzüne çıktı.
"Fritz Werner": Camları Boyalı Otobüsle Yapılan Gizli Yolculuk
1973 yılında ünlü araştırmacı Raymond Fowler'a resmi bir yeminli ifade (affidavit) veren Arthur G. Stancil (o dönem takma adıyla Fritz Werner), ABD Hava Kuvvetleri ve Atom Enerjisi Komisyonu'nda (AEC) çalışan kıdemli bir mekanik ve nükleer patlama mühendisiydi. Stancil, 21 Mayıs 1953 akşamı askeri bir yetkili tarafından apar topar çağrıldı.
Stancil ve yaklaşık 40 kişilik bilim insanı grubu Indian Springs Hava Üssü'nde toplandı. Camları tamamen siyah boyayla kapatılmış, dışarısı görünmeyen askeri bir otobüse bindirildiler. Saatlerce süren yolculuk boyunca kimsenin birbiriyle konuşmasına izin verilmedi. Otobüs durduğunda ve kapılar açıldığında etraflarında yüzlerce silahlı askeri polis ve devasa projektörler vardı: Kingman çölünün ortasındaydılar!
"Araç yaklaşık 9 metre çapında, fırçalanmış mat alüminyum renginde, tek parça oval bir diskti ve kuma yaklaşık 45 derece açıyla saplanmıştı." — Arthur Stancil Yeminli İfadesi
Gümüş Tulumlu Küçük Ceset ve İtiş Hızı Hesaplaması
Stancil'in görevi şuydu: Aracın kumlara saplanma açısına, derinliğine ve kütlesine bakarak yere çarpma anındaki hızını ve kinetik enerjisini hesaplamak. Stancil araca yaklaştığında üzerinde hiçbir motor, pervane, egzoz veya montaj vidası görmedi. Araç sanki devasa bir presle tek parça metalden basılmış gibiydi ve en ufak bir çizik bile yoktu.
Fakat asıl şok çadıra girdiğinde yaşandı: Askeri doktorların başında durduğu küçük bir sedyede, yaklaşık 1.20 boyunda, koyu kahverengi derili, gümüşi metalik bir tulum giymiş ve üzerinde miğfer benzeri bir başlık olan insansı bir varlığın cesedi yatıyordu! Stancil hesaplamasını yaptı (aracın yere yaklaşık 1200 km hızla vurduğunu tespit etti), raporunu teslim etti ve kendisine bir ulusal güvenlik gizlilik belgesi imzalatılarak aynı karartılmış otobüsle geri götürüldü.
Stancil hayatının sonuna kadar bu sırrı sakladı; ancak vicdan azabına dayanamayarak 1973'te her şeyi belgeleriyle anlattı. Nükleer denemelerin yarattığı elektromanyetik darbelerin dünya dışı araçların navigasyon sistemini felç ettiği ve kazalara yol açtığı tezi Kingman vakasıyla bir kez daha tescillendi. Gerçekler camları siyah boyayla karartılmış otobüslerin içinde gizlenmeye çalışılsa da, bir gün mutlaka o çölün kumlarından dışarı sızar.
—
Tartışmaya katıl
Yorum yazmak ve etkileşimde bulunmak için giriş yapmalısın.
Bu tartışmaya ilk yorumu sen ekle