1994 yılında Güneş Tapınağı Tarikatı (Order of the Solar Temple) ölümlerinin yaşandığı İsviçre Alpleri.
1994 yılında Güneş Tapınağı Tarikatı (Order of the Solar Temple) ölümlerinin yaşandığı İsviçre Alpleri. · WidmerThomas · CC BY-SA 4.0

Kıyamet tarikatları denince milletin aklına hep meteliksiz, hayatta dikiş tutturamamış garibanlar gelir. Oysa 1990'ların ortasında İsviçre, Fransa ve Kanada'da patlak veren Güneş Tapınağı Tarikatı (Ordre du Temple Solaire - OTS) kurbanlarına baktığınızda karşınıza belediye başkanları, zengin iş insanları, nükleer santral yöneticileri, gazeteciler ve Fransız hükümeti bürokratları çıkar! Yani paraya ve güce doymuş bir avuç Avrupalı elitin akıl almaz cinneti.

Tapınak Şövalyeleri ve Sirius Yıldızına "Transit Geçiş"

Örgütün başında iki kişi vardı: Belçikalı karizmatik homeopati doktoru Luc Jouret ve arka planda parayı yöneten kurnaz dolandırıcı Joseph Di Mambro. Bu ikili Tapınak Şövalyeleri efsanesini, Yeni Çağ okültizmini ve Sirius yıldızı inancını harmanladı. İddialarına göre Dünya yakında çevre kirliliği ve nükleer savaşla yok olacaktı; seçilmiş ruhlar ise fiziksel bedenlerini yakarak Sirius yıldızına "transit" (geçiş) yapacak ve orada saf ışık olarak yaşamaya devam edecekti.

Di Mambro malikanesinin bodrum katına hologram projektörleri, gizli lazerler ve ses sistemleri kurdurmuştu. Törenlerde tavandan Hz. İsa'nın veya şövalyelerin hologramlarını yansıtıyor, zengin müridlerine "Bakın kutsal varlıklar bize göründü" diyerek milyonlarca Frank bağış topluyordu. Fakat 1990'ların başında Di Mambro'nun hileleri ortaya çıkmaya ve polis mali hesapları incelemeye başlayınca, iki lider "Artık Sirius'a gitme vakti geldi" kararı aldı.

"Cesetler daire şeklinde dizilmişti; çoğunun kafasında kurşun yarası vardı, üzerlerinde kırmızı haçlı beyaz tören pelerinleri sarılıydı."

Ekim 1994: İsviçre ve Kanada'da Aynı Gece Yanan Şatolar

4-5 Ekim 1994 gecesi İsviçre'nin Cheiry ve Salvan köylerindeki iki lüks dağ evi ile Kanada Morin-Heights'taki bir villa telefonla tetiklenen zaman ayarlı yangın bombalarıyla aynı anda alev aldı. İtfaiye yangını söndürdüğünde şok edici bir manzara çıktı: Cheiry'deki gizli yeraltı tapınağında 23, Salvan'daki yanan evde 25 ceset bulundu. Üyelerin çoğuna önce uyuşturucu iğne yapılmış, ardından kafalarına susturuculu tabancayla ateş edilmişti!

Kanada'daki evde ise Di Mambro'nun emriyle "Deccal" ilan edilen üç aylık bir bebek kalbine tahta kazık çakılarak öldürülmüştü! Ölümler 1995'te Fransa Vercors dağlarında (16 ceset) ve 1997'de Quebec'te devam etti; toplamda 74 insan küle döndü. Bu zengin, eğitimli Avrupalı elitlerin cebinde milyonlarca dolar varken bir şarlatanın hologram şovuna kanıp çoluk çocuk kendilerini kurşunlatması, insanın metafizik boşluğunun paradan çok daha tehlikeli olduğunun en kan dondurucu örneğidir.